İnsanoğlunun kadim tarihi boyunca savaşlar yaşanmış, bu savaşlar da edebiyata çeşitli yönlerden yansımıştır. Bundan dolayıdır ki harp ve edebiyat arasında önemli bir ilişki vardır. İlk yazılı eserlerimizden başlayıp günümüz eserlerine kadar harp, edebiyatın bir konusu olarak daima diri kalmıştır. Harp edebiyatı ürünleri sadece savaş esnasında yaşananların epik bir dille anlatıldığı eserler değildir. Savaş gerisinde yaşananlar da harp ve edebiyat bağlamında eserlerde işlenen konular arasındadır.
Yakın tarihimizde yaşanan ve tüm dünyayı etkileyen I. Dünya Savaşı, devletlerin siyasi yapısını etkilediği gibi toplumumuzu da hemen her yönden etkilemiştir. Yaşanan savaşlar ve savaşlardan dolayı ortaya çıkan problemler, yazarların romanlarında işlediği konular arasında yer almıştır. Bazen romanlar sadece savaş üzerinden temellendirilmiş bazen de romanın arka planında bu savaş atmosferi fon olarak işlenmiştir.
Cumhuriyet döneminin önemli yazarlarından olan Peyami Safa, yaşanan bu savaşları romanlarının arka planında işlemiştir. Savaş yıllarında cephelerde yaşananlar ve sivil halkın çektiği zorluklar Peyami Safa’nın bazı romanlarında yer almaktadır. “Birinci Dünya Savaşı yıllarına ait romanlarda, bu dönem, dikkati çeken karakteristik yönleriyle değil, bu dönemi hatırlatan bazı işaretlerle eserin arka planında yer almaktadır.” (Tekin, 1990: 157)
Peyami Safa’nın ilk olarak 1925 yılında basılan Canan adlı romanı, I. Dünya Savaşı’nın arka planda yaşandığı ve savaşın etkilerinin hemen her yönden hissedildiği bir romandır. Romanda Bedia ile Lami’nin mutlu başlayan evliliği, Lami’nin Canan adlı bir kıza aşık olması, Bedia’dan boşanıp Canan ile evlenmesi, Canan’ın uygunsuz hareketleri, Canan’ın annesi tarafından öldürülmesi ve yaptıklarından pişman olan Lami’nin Bedia’ya tekrar dönmesi anlatılmaktadır.
Romanda vaka zamanı kesin bir tarihle belirtilmemiştir. Anlatılan olayların I. Dünya Savaşı yıllarında geçtiğini, o dönemin bazı karakteristik olaylarının arka planda yer almasından tespit edilir.
Lami, ilkokuldan bir arkadaşıyla vapurda karşılaşır ve arkadaşı gazetede okuduklarını, sırf Lami ile muhabbet edebilmek için anlatır. Lami’nin ismini bir türlü hatırlayamadığı bu arkadaşı gazetedeki haberi parmağıyla gösterir ve “Rusya’da bir şeyler oluyor Lami Bey, Çar yolcu galiba...” (Safa, 2000: 67) sözleriyle Çarlık Rusya’sında yaşanan ihtilali hatırlatır. İhtilalin patlak vermesi ve yayılması I. Dünya Savaşı yıllarında yaşanan bir hadisedir. Romanın ilerleyen bölümlerinde Lami, Bedia’dan ayrılmıştır ve Bedia komşusu Mahmure Hanım ile oturarak oyalanmaktadır. Mahmure Hanım’ın amacı Bedia’yı neşelendirmektir. Bunun için udunu getirmiştir fakat udun telini Mahmure Hanım’ın kedisi koparmıştır. Bunun üzerine Mahmure Hanım laf arasında; “Elmas, dün udun üstüne sıçradı, pençesini attı, canım Japon kirişini koparttı. Piyasada da Japon teli bulunmuyor... Hay gözü kör olsun bu muharebeyi çıkaranların... Nedir bu, üç senedir harp, harp... O Alman imparatoru mudur, ne gudubet heriftir. Allah canını alsın...” (Safa, 2000: 97) Söylediği bu sözler olayların I. Dünya Savaşı yıllarında yaşandığını kesin olarak göstermektedir.
Romanın aktüel zamanının kesin olarak bu şekilde tespit edildiği Canan romanı, savaşın toplum üzerindeki etkilerini göstermesi bakımından önemlidir. Bir yanda tüm dünyanın takip ettiği kanlı bir savaş yaşanırken diğer yanda halk yaşamaya devam etmektedir fakat savaşın kısıtlamaları hemen her alanda hissedilmektedir.
Savaşın en önemli etkilerinden biri hiç şüphesiz sağlık sektöründe yaşanan sıkıntılardır. Ülke, çok büyük savaşlardan yeni çıkmış ve kendini toplama zamanı yakalayamadan I. Dünya Savaşı birçok cephede birden başlamıştır. Ülkenin hastaneleri tamamen yaralı askerler için seferber olmuştur. İlaç, sargı bezi, ameliyat gereçleri gibi malzemelerin hemen hepsi cephelere gönderilmiştir. Cephe gerisindeki şehirlerde hatta başkent İstanbul’da dahi hastaneler doktor ve hemşire bakımından yetersiz, eczaneler de ilaç bakımından eksik kalmıştır. Romanda Lami, arkadaşı Şemseddin’e anlattığı bir olayda ilaçların bulunamadığından bahsetmiştir. “Aradığı ilacın Beyoğlu’nda, hiçbir eczanede bulunmadığını, ya bir ay kadar beklemek yahut Avrupa’ya sipariş etmek gerektiğini anlattı.” (Safa, 2000: 23) Görüldüğü gibi savaş nedeniyle ilaçlar bulunamamaktadır. Bulunan ilaçlar ise karaborsada satılmaktadır.
Sağlık sektöründeki aynı aksaklık ülkenin ticari faaliyetlerine de yansımış, ithalat ve ihracat durma noktasına gelmiştir. Savaşın ekonomiyi ve piyasayı etkilediği işaretler Canan romanının arka planına ustalıkla işlenmiştir. Temel ihtiyaçlardan çok basit malzemelere kadar hemen her şey çok rahat ve ucuz bir şekilde bulunamamaktadır. Öyle ki piyasada ud teli dahi bulunmamaktadır. Bu durum, Bedia ile komşusu Mahmure Hanım’ın arasında geçen şu konuşmadan anlaşılır; “Piyasada da Japon teli bulunmuyor... Hay gözü kör olsun bu muharebeyi çıkaranların.” (Safa, 2000:97) Piyasanın bu derece çökük olmasının sebebi apaçık muharebe yani yaşanan I. Dünya Savaşı’dır. Bu olumsuz duruma gaz piyasası da dâhildir. Romanda gaz piyasasının hareketliliğinden ve bunun sebebinden bahsedilmiştir. Borsadaki bu hareketliliği Lami’nin arkadaşı dile getirmiştir; “Biliyor musunuz Lami Bey, bu Rus meselesi borsaya hemen tesir etti. En ziyade gaz piyasası oynuyor, inip çıkıyor, dün akşam üç bin iki yüzde kaldı.” (Safa, 2000: 67) Bahsedilen Rus meselesi Çarlık Rusya’sında çıkan ihtilaldir. Rusya, bu ihtilalin patlak vermesiyle savaştan çekilmiştir. Bu durum ise gaz piyasasında tutarsız bir hareketliliğe sebep olmuştur.
Savaşın yönetime etkileri de olumsuz olmuştur. Osmanlı Devleti, büyük bir savaşa birden fazla cephede devam ederken devletin yönetim birimleri de bir hayli hareketli ve endişeli durumdadır. Şakir Bey’in ahbaplarından olan Orhan Bey, Canan ile sohbet ederken laf arasında söylediği şu cümleleler; “Bügün bir suale nazır namına cevap vermek için meclise gittim. Mebuslar hareketli idiler... Akşama kadar...” (Safa, 2000: 59) mecliste bulunan mebusların gün boyu büyük bir hareketlilik içinde olduklarını ve bu hareketliliğin sebebinin savaş olduğunu apaçık belirtir.
Canan romanında, I. Dünya Savaşı, romanın ana konusunu teşkil etmemektedir. Ancak romanın arka planında savaşın tüm akislerine rastlamak mümkündür. Roman kahramanları ve yaşanılan çevre savaş ortamından etkilenmiştir. Savaşın cephe gerisinde yaşanan atmosfer, Canan romanında açıkça verilmiştir. Savaşın ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel etkileri romandan yapılan alıntılarla desteklenmiştir. Sonuç olarak Peyami Safa, herhangi bir savaşa katılmamış, savaşı İstanbul’da yani cephe gerisinde yaşamıştır. Bundan dolayı yazmış olduğu romanlarda cephe gerisinin izleri görülür. Canan romanı bu izlerin çok yönlü olarak verildiği önemli bir romandır.
Okuma Listesi ve Kaynakça
Beşir Ayvazoğlu, Peyami Hayatı Sanatı Felsefesi Dramı, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 1999.
Burak Gülboy, Birinci Dünya Savaşı Tarihi, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 2004.
Mehmet Önal, Peyami Safa İmzalı Romanlarda Fiktif Yapı, Selçuk Üniversitesi Yayımlanmamış Doktora Tezi, Konya, 1989.
Mehmet Tekin, Peyami Safa’nın Roman Sanatı ve Romanları Üzerine Bir Araştırma, Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya, 1990.
Mustafa Bostan, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanında Birinci Dünya Savaşı’nın Akisleri, Çankırı Karatekin Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bülteni S. 1, Çankırı, 2013.
Peyami Safa, Canan, Ötüken Neşriyat, İstanbul, 2000.


