ova… seninle bu ilk karşılaşmamız
dudağında süt kökü eksik olmaz
yaprakların kitaplarda
Ve her eşyanın arkasında senin bakışların aranırdı
sonradan oraya bir şehir döktüler
İblis insanı en çok evinin penceresinden gördü
göğsümdeki bıçağı her oynattıklarında
alnımdaki ter ile saçımı yatıran esinti
Sen bir put değilsin ama ellerini tutmak bir tapınma
nefesin kendisinin bile olduğunu
bilmiyor gibi konuşuyorsun
kadın dalgınlık, siz üçer beşer gezen hakikat
hangi çirkin suç koparabilir ki aramızdaki bu bağı
bir tilavet
göğünden gölge sağ buğdayın tebessüm sarısı
yığılarak yükselen kirliliğe sırtını ver
kundağında pembe kan
asfalt çatlaklarında biten çiçekler çok şey
hayattaysak
ve gözlerimizin bozulmaya meyline şükür
sanat veya yiyecek hakkında benim de bildiklerim var
İş bu seslerle dolsun kalınlaşsın gün
ve sen kalbim
bir şiir bil bana, tarikat öğret
çıkar göğsümden kelimeler ve hırıltıyı
rüyandan bir isim kurtar kulağımdan fısıltıyı
kalmasın, sizi bir zamanlar... çok eski bir şarkı da
yeniden olsun hep yeniden
ta ki herkes kıyametini verip uzlaşılana dek


