Hristiyan Siyonizm’i ve Evanjelizm
Haksöz Dergisi Sayı: 397/398 - Nisan/Mayıs 2024

“Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin! (Zira) onlar, birbirinin dostudurlar. İçinizden onları dost edinen kişi şüphesiz ki onlardan olmuş olur. Şüphesiz ki Allah zalimler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.” (Maide, 5/51)

Ayete göre Yahudi ve Hristiyanların velayetine güvenilmez. Çünkü onlar kendilerinden başkasına dost olmazlar. Yahudi ve Hristiyanlar birbirlerini suçlasalar da İslam’a düşmanlıkta birbirlerinin dostudurlar. Bu şaşırtıcı da değildir. Aslında beslendikleri kaynaklar aynıdır. Çünkü Saun Pavlus1 Hristiyanlığı inşa etmeden önce Yahudi kültürüyle yetişmiş bir kişidir. Hristiyanların tasavvurlarında Yahudi kültürünün izlerini görebiliriz.

Yahudiler de Hristiyanlar da Mesih2 beklemektedir. Ancak Yahudiler İsrailoğullarının kanını taşıyan birini, Hristiyanlar ise sanki işini yarım bırakmış gibi, görevini tamamlaması için İsa Nebi’nin göklerden yere inmesini beklemektedir.

Hristiyanlıkta, İsa’nın (a) nüzulü için, Yahudilerin Kudüs ve çevresinde toplanması ön koşulu bir inançtır. Muharref İncillerdeki kehanetlere dayanarak bir gün Kudüs ve çevresindeki herkesin İsa Nebi’ye iman edeceğini ileri sürmektedirler.

Hristiyanlara göre dünyanın içinden çıkılmaz sorunları çok fazla biriktiğinde Tanrı dayanamayacak, sevgili oğlu İsa’yı “kurtarıcı” olarak dünyaya gönderecektir.

Hristiyan Siyonistlerle Yahudi Siyonistler hemen hemen benzer düşüncelere sahiptir. Her ikisi de felaketlerin, ahlaki erozyonların çoğalmasından hoşlanırlar.

İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanlıkta birlik olsa da aslında Yahudiler ve Hristiyanlar arasında bir “kan davası” vardır. Bu kadim sorunun nedeni, Hristiyanların Yahudilere İsa’nın (a) katilleriyle iş tutan ikiyüzlü insanlar gözüyle bakıyor olmasıdır. Ancak bu kadim soruna rağmen, Yahudilerin ve Hristiyanların zihinlerini inşa eden bilgi kaynağı aynıdır. İsrailoğulları nebilerine gelen vahiylerin toplamı olan Ahdi Atik (Eski Sözleşme), iki dinî grubun ortak beslenme alanıdır.

***

Nübüvvet mücadelesinin derin hatıralarıyla dolu olan Kudüs, Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar arasında hep rekabet konusu olmuştur. Siyonizm ideolojisi de bu rekabetten ve sahiplenme iddiasından çıkmıştır. Barış yurdu adıyla ünlü olan Kudüs, Yahudilerin ve Hristiyanların yönettiği dönemlerde, savaş ve katliamlarla anılmıştır. Ama İslam’ın yönettiği dönemlerde Kudüs, gerçek kimliğine kavuşmuş, Daru’s-Selam olmuştur. Çünkü İslam, Siyonizm gibi ırkçı ideolojilerle kirlenmediği için, kendi velayeti altındaki gayrimüslimlere zulmedilmesine izin vermez. Bilakis adaletle ve hoş görülü bir şekilde davranılmasını ister. Ama Yahudiler ve Hristiyanlar, kendilerini tanrının evlatları ve ayrıcalıklı kulları olarak görürler. Bu ayrımcı ve ırkçı bakış açısı, Yahudi ve Hristiyanların diğer halklara baskısının, zulüm ve sömürüsünün sebebi olmuştur.

Kudüs ‘kutsal’ demektir ve kutsallığını göklerden inen vahye borçludur. Çünkü Kudüs yeryüzünde vahyin en çok inzal olduğu mekânlardandır. Kudüs kutsallığını nübüvvet mücadelesine şahitlik etmesine borçludur. Allah Resulü Muhammed’in (s) Mekke’den başlayan İsra yolculuğunun hedefi de Kudüs’tür. İnsanlığa İslam’ın şahitliğini yapmakla yükümlü olan ümmetin mi’racı, yani yükselişi de Kudüs’ün her tür şirk ve zulümden azade olmasına bağlıdır.

***

Bu çalışmada Siyonizm ve Hristiyanlar konusunu ele almak istiyoruz. Cevabını aradığımız sorular şunlardır:

Siyonizm’in kökeni Hristiyanlar mıdır? Hristiyan Siyonizm’i bir İsrail projesi midir?

Siyonizm’e ikna konusunda Hristiyanlar mı yoksa Yahudiler mi daha etkindir?

Hristiyanlar mı daha Siyonist yoksa Yahudiler mi?

Kötülüğe yönelten şeytan mı daha suçlu, ona kandığı için suça bulaşan dostları mı?

1) Yahudi ve Hristiyanlar Tanrının Sevgilileri ve Evlatları mı?

“(Bazı) Yahudi ve Hristiyanlar ‘Biz Allah’ın çocukları ve sevgilileriyiz!’ demişlerdi. De ki: (Öyleyse) günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O’nun yarattıklarından birer insansınız. (Allah) dileyeni (layık gördüğünü) bağışlar; dileyene (layık gördüğüne) de azap eder...” (Maide, 5/18)

Yukarıdaki ayette de beyan edildiği gibi, Yahudi ve Hristiyanlar eylemlerinden bağımsız bir şekilde kendilerini seçkin ve ayrıcalıklı topluluklar olarak görmüşlerdir. Her ne kadar birbirlerine karşı düşmanlıkları olsa da Yahudiler ve Hristiyanlar İslam’a karşı düşmanlıkta dayanışma içinde olmuşlardır.

Terör devleti İsrail’in kurulmasından sonra, Siyonizm’in bir ideoloji olarak ürettiği katliam ve soykırımın faturasından her iki dinî grup da sorumludur.

Yahudi Siyonizm’i, 1897’den sonra, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış olan Yahudilerin Filistin topraklarına geri dönüşünü savunan bir ideoloji olarak doğmuştur. Günümüzde artık, Siyonizm sadece Yahudilerle ilişkili bir ideoloji olmaktan çıkmıştır. Bu hastalıklı isimlendirmenin üç ana nedeni vardır:

Birincisi; Siyonist Yahudilerin Müslümanlara karşı müttefik bulma arayışından kaynaklanmaktadır.

İkincisi; Hristiyanların beklenen Mesih inancıyla ilgili iman ettikleri hurafelerden kaynaklanmaktadır.

Üçüncüsü; Hristiyan Siyonizm’ini paraya tahvil etmek isteyen kapitalizmin sömürgeci amaçlarından kaynaklanmaktadır. 1945’ten sonra kurulan dünya düzeninde ‘İsrail’, Batı’nın, özelde ABD’nin Müslüman okyanusunda “etrafa virüs yayan bir ada” olarak kurgulanmıştır.

2) Siyonizm ve Yahudilerin Müttefik Arayışı

“Siyonizm’i Yahudiler mi Hristiyanlardan, Hristiyanlar mı Yahudilerden aldı?” sorusu bilimsel makalelerde tartışılmıştır.3 Siyon (Sion) Kudüs’ün hemen yanında yer alan küçük bir tepenin adıdır ve Hristiyanlığın doğuşundan yüz yıllar önce oluşan Ahdi Atik’te geçen bir lafızdır.4 Öncelik sonralık ilişkisi ve tarihî süreci göz önüne alırsak kimin borçlu kimin alacaklı olduğu daha iyi anlaşılacaktır.

Hristiyan mezheplerin hepsi, 39 kitaptan oluşan Ahdi Atik’i bir “hatıra” olarak kabul etmekte, ona değer vermektedir. Hristiyan Siyonistler ise Ahdi Atik’te ve Ahdi Cedid’de geçen5 kehanetleri uydurdukları ideolojiye mesnet olarak kullanmaktadırlar.

3) Hristiyan Siyonizm’i İsrail Projesi mi?

Hristiyan Siyonizm’i bir İsrail projesidir, demek zordur. Ancak Siyonist Yahudilerin Hristiyanlara, onların iman ettikleri metinler üzerinden gaz verdikleri bir gerçektir.

Amerika’daki Siyonist Yahudiler, 1940’lı yılların siyasi şartlarını bir kazanca dönüştürdü. Bu yıllarda hem Filistin’e hem Amerika’ya yoğun Yahudi göçleri yaşanmıştır. Bu dönemsel koşullar, Siyonist Yahudilere, “Alman faşizminin mağdur ettiği halk” imajını bir kazanca dönüştürme fırsatı bahşetti.

Hristiyanlar Yahudi kutsal metinlerine (Ahdi Atik’e) iman etmektedirler. Yahudi Siyonistler, Hristiyan Siyonizm’inin yaygınlık kazanması için hem Ahdi Atik’teki hem de İncillerdeki hurafeleri, etkili birer argümana dönüştürmeyi başarmışlardır. Karşılıklı çıkar ilişkisine dayanan bu ticarette Yahudilerin ürettiği Siyonizm’i satın almaya hazır milyonlarca Hristiyan bulunmaktadır. Çünkü Ahdi Atik her iki grubun da zihinsel olarak ortak beslenme alanlarıdır.

Aslında Hristiyanların İncillerde hiç de övgüye değer bir halk olarak söz edilmeyen Yahudilerin6 Filistin topraklarına geri dönmesini desteklemesi çelişkili gözükse de şaşırtıcı değildir. Çünkü Hristiyan teolojisine göre, İsa’nın geri gelmesi için Süleyman Mabedinin7 yeniden inşası şarttır. Bu inşayı gerçekleştirecek olan Yahudi kavmidir ve Nasıralı İsa Mesih’in Kudüs’e geri gelmesi için İsrail’in zulümlerine göz yummak gerekir.

Muharref Tevrat ve İncillerdeki hurafelerden beslenen Siyonizm, İsrail terör devleti için, Hristiyanlığın içine sokulmuş bir "Truva Atı" gibidir.

Hristiyanlara göre, İsa yeryüzüne indiğinde ve büyük kıyamet savaşı sonunda, Yahudilerden sadece İsa'ya inananlar hayatta kalacaklardır. Oysa Yahudilere göre İsa bir peygamber değildir ve gelecek olan kurtarıcı kişi Kral Davud soyundan olan Moşiyah, yani Mesih’tir. Siyonistlerin beklediği kişi, Evanjeliklerin beklediği İsa Mesih değildir. Yahudi Siyonistlere göre de sadece Moşiyah'a (Mesih’e) inananlar hayatta kalacaktır.

4) Evanjelizm ve “Hristiyan Selefiliği”

Hristiyan Siyonizm’i deyince akla Evanjelizm gelmektedir. Evanjelizm Yunanca “iyi haber” anlamına gelen “evangelion” kelimesinden alınmıştır. Dört İncil’e evangelion, yazarlarının her birine “evanjelist” denilmiştir. Protestan Hristiyanlara Evanjelist denilmesinin nedeni ise Alman Martin Luther’in Katolik Hristiyanlığı eleştirmek için kurduğu kilise hareketi için “Evanjelik” adını kullanmasındandır.

Yahudi kutsal kitaplarını, Ahdi Atik’i okuyan her Hristiyan’ın İsrail’e karşı sempati duygusunun gelişmesi anlaşılabilir bir durumdur. Ancak günümüzde Hristiyan Siyonizm’i, daha çok Protestan Hristiyanlar arasında ve özelde de Evanjelikler arasında alıcı bulmuştur. Hatta Evanjelizm’e “Hristiyanlığın Selefiliği” denilmektedir. Bu isimlendirmenin nedeni, Müslüman Selefilerle Hristiyan Selefiler arasındaki söylem benzerliğidir. Her iki selefilik de dini yaşayan ilk neslin temsil ettiği saflığa geri dönmeyi savunmaktadır.

Evanjelikler, her ne kadar anti-semitist olsa da Martin Luther’in kurduğu Protestanlığı8 yorumlayarak kendilerine bir alan açmışlardır. Protestanların genelinden daha radikal ve tutucu görüşleriyle ayrışmaktadırlar. Luther’in reform hareketinin içinden çıkan Evanjelik Hristiyanlar, Katoliklerin dini bozduklarını ve Kitab-ı Mukaddes'e geri dönerek gerçek Hristiyanlığın yaşanabileceğini savunmuşlardır.

Aslında Luther anti-semitist bir Hristiyan’dır. Ancak onun fitilini ateşlediği reform hareketi günümüzde Yahudi Siyonizm’ine hizmet eden milyonlarca Hristiyan yetiştirmiştir.

Hristiyan Siyonizm’i birleşik bir hareket değildir. Yahudilere misyonlarını tebliğ etmeye çalışan gruplar olduğu gibi, misyonerlik yapmayı reddeden gruplar da vardır.

Mesihçi Yahudilerle dayanışma, tüm Hristiyan Siyonistlerin doğasında vardır. Siyonist Hristiyanlar, İsrail terör devletini kutsamak için Ahdi Atik’te yer alan ifadeleri istismar etmişlerdir. Örneğin, muharref Tevrat’tan cımbızlayarak aldıkları ifadeleri, İbrahim Peygamber’e vaat edilenleri tüm zamanlarda yaşayan Yahudileri kapsayacak şekilde yorumlamışlar ve “seçkin ırk Yahudilere lanet edene Tanrı’nın lanet edeceğini” iddia etmişlerdir.9

5) Hristiyan Siyonizm’inin Oluşum Süreci

Hristiyan Siyonizm’i, özellikle Evanjelik Hristiyanlar arasında yaygındır. Ve Hristiyanların teolojik nedenlerden dolayı İsrail devletini desteklemesi gerektiği görüşünü ifade etmektedir.

Fikir tarihi açısından Hristiyan Siyonizm'i, Yahudi misyonuna artan ilgiye yol açan Püritenlik, Pietizm ve Metodizm'den10 etkilenmiştir.

İskoç Püriten Thomas Brightman (1562-1607) Yahudilerin din değiştirmesini dünyanın sonu olarak görmeyen, bunu bin yıllık barış krallığının başlangıcı olarak gören ilk Püritenlerden biriydi. 1615’te “Kudüs'e Yeniden Dönecekler mi?” diye bir yazdı. Böylece o, "Yahudi halkının restorasyonu doktrininin babası" oldu ve Hristiyan Siyonizm’i böyle başladı.

Hristiyan Siyonizm’inin bugünkü şeklini almasında 19. yüzyıl önemli dönemeçlerden biridir. Anglikan rahip William Hechler11 1896 yılında, Viyana'daki İngiliz Büyükelçiliğinde papaz olarak çalıştığı sırada, Teodor Herzl'in “Yahudi Devleti” kitabını okumuş, ardından kendisini Yahudi Siyonist liderin asistanı olarak sunmuştur. Bundan sonra Anglikan Kilisesi içinde anti-semitizme karşı mücadelenin sembollerinden biri olmuştur.

20. yüzyılın ilk yarısında Hristiyan Siyonistlerin en fazla bulunduğu ülke Büyük Britanya, daha sonra yerini ABD'ye bıraktı. Bugün ABD’deki Evanjelikler arasında yer alan Hristiyan Siyonistler, İsrail lehine güçlü bir lobi görevi görmekte ve bu nedenle Washington'un dış politikasını etkilemektedir.

1900'lü yıllarda Yahudi Siyonizm'i yalnızca Evanjelikler arasında değil, aynı zamanda özellikle Almanya ve Avusturya'da daha liberal bir Hristiyanlığın üyeleri arasında da destek buldu. 1903 yılında 6. Siyonist Kongresine katılan liberal Protestan Hermann Maas, kendisini bir (Hristiyan) Siyonist olarak görüyordu.

Bugün birçok Hristiyan Siyonist Evanjelik’tir, ancak özellikle Orta Avrupa'da tüm Evanjeliklerin “Hristiyan Siyonist” olduğu kesinlikle söylenemez.

6) İncillerdeki “Yasa Tanımaz Adam İsrail”

Geleneksel Hristiyanlar çoğunlukla Yahudi karşıtlığıyla karakterize ediliyordu. Ancak İsrail'in kuruluşundan sonra, günümüzde Hristiyan Siyonizm’i, giderek daha fazla Evanjelik Hristiyanı saflarına katmayı başarmıştır.12

Bu “başarının” nedeni, iman edilen kehanetlerdir. Hristiyan Siyonistlerin muharref İncillerden çıkardıkları kehanetlere göre, Beyti Makdis’in, Süleyman Mabedinin inşa edilmesi yetmez. Orada, Tanrı’nın mabedinde oturup kendisinin tanrı olduğunu iddia eden “yasa tanımaz fesat adamının, helak oğlunun”, yani İsrail’in oturuyor olması13 gerekir. Böylece kıyamet alametlerinden biri gerçekleşmiş, Mesih’in (İsa’nın) nüzulünün önünde bir engel kalmamıştır.

7) İncir Ağaçları Yaprak Açtığında Mesih Dönecek

Evanjelikler, İsrail terör devletinin kurulmasını, kıyamet alâmetlerinden biri gerçekleşti diye alkışlamışlardır. Bu gelişmeyi, “incir ağacının ilk yapraklarını vermesi” şeklinde anlamaya gayret etmişlerdir.

Kıyametin, yeniden dirilişin tavsif edildiği “ağaçların çiçek açması” temsili hem Ahdi Atik’te hem de Ahdi Cedid’de (İncillerde) tekrar edilmiştir.14

Aslında “incir ağacının yaprak açması” temsili, yeniden dirilişin ve ilkbaharın şahidi olarak da yorumlanabilir.

8) “Tanrıyı Kıyamete Zorlayan” Evanjelikler

Hristiyan Siyonizm’i, iki bin yıldır beklenen ama bir türlü gelmeyen Mesih’in bir an önce gökten indirilmesi amacını benimsemiştir. Beşerî yorumlarla kirletilmiş olan sözde kutsal metinlerden beslenen Hristiyan Siyonizm’i, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek kehanetler üretmiştir.

‘Kıyamet Savaşı’ üretilen spekülasyonların başında gelir. Buna göre, Filistin’in Nâsıra şehrinin güneyindeki bir dağdan adını alan Armegedon,15 Hristiyanlara göre kötülerle iyiler arasında kıyametten önce gerçekleşecek olan savaştır. İddiaya göre İsa’nın ikinci gelişiyle, Deccâl taraftarlarıyla Mesih taraftarları savaşacak ve iyiler zafer kazanacak. Böylece Mesih’in bin yıllık yeryüzü saltanatı başlayacaktır.16 Bin yıl sürecek bir “Altın Çağ”dan sonra ise kıyamet kopacak!

İsa Nebi’nin nüzulü, Hristiyanların gündemlerinden hiç düşmeyen bir konudur. Evanjelik Hristiyanlar, iki bin yıldır bir türlü gökten inmeyen İsa’nın (a) inmesi için Tanrı’nın kıyamete zorlanması gerektiği gibi zırvalara iman etmektedirler. Bunu da “kutsal” kaynaklara dayandırmaya çalışmaktadırlar.

Kehanete göre, bütün insanlık, toplumlar birbirine karşı büyük bir savaş17 yapacaklar, ardından İsa (a) yeryüzüne geri dönecektir. Bu kehanete göre, Kıyamet Savaşı (Armegedon) gerçekleşecek, ordunun başında Magog topraklarından Roş, Tuval’in lideri Gog (melik)18 bulunacaktır.

Mesih’in (İsa’nın) dünyaya gelişinin alametlerinden biri Matta İnciline göre19 dünya savaşıdır. İsa izzet tahtına oturunca Deccâl’in hâkimiyetine son verecek, iyileri mükâfatlandıracak, kötüleri lanetleyecek, cezalandıracaktır.20

Bütün bu heyecan verici olayların gerçekleşmesi için İsa Nebi’nin gökten indirilmesine kafayı takan Hristiyan Siyonistler, yüz yıldır Filistin topraklarında terör devleti İsrail’in yaptığı katliamlara, her türden zulüm ve sömürüye, soykırıma, gövdesi delik deşik edilen çocuklara rağmen sessiz kalıyor, adaletten yana tavır koymuyorlar? Çünkü Tanrı’nın kıyamete zorlanması için, yani İsa’nın gelmesi için büyük savaşlar, kıtlık ve depremlerin olması gerektiğine iman ediyorlar.21

9) İsa’nın Nüzulünden Önce Kurulan Devletlerin Meşruiyeti

Hristiyan Siyonistlerin varsayımlarını dayandırdıkları muharref İncillere göre, devlet kurulmadan önce İsrail’in İsa’yı Mesih olarak kabul etmesi gerekiyor.

Şu anda terör devleti İsrail’de yaşayanlar, Mesih’i ve onun gökten ineceğini kabul etmediğine göre, Hristiyan Siyonistlerin kehanetleri de boşa çıkmış oluyor.

10) Hristiyanlar mı Yahudilerden Yararlanıyor; Yahudiler mi Hristiyanları Kullanıyor?

Bu soruyu şöyle de sorabiliriz: Şeytan mı dostlarını kullanıyor; dostları mı şeytandan yararlanıyor? Her iki grup da birbirlerinden yararlanıyorlar. Çünkü aynı hurafelerden, aynı bâtıl inançlardan besleniyorlar.

Yahudilikte de Hristiyanlıkta da sahte bir Mesih (günahlardan arındıran nebi) inancı vardır. Her ikisi de takva gömleğinden mahrumdur. Her iki dinî grup da yanlış gömlek giyiyor. Yanlış gömleğin düğmelerini de yanlış yerden iliklemeye başladıkları için, hüsrandan başka bir sonuç üretemiyorlar. İster Yahudi olsun isterse Hristiyan olsun, faşist bir ideoloji olan Siyonizm, “suya çağıran ama ateşe götüren şeytan”ın aparatına dönüşmüştür.

Sözün Özü

Siyonizm ister Yahudilere isterse Hristiyanlara nispet edilmiş olsun, bâtıl bir ideolojidir. Son yüzyıldaki uygulamalarında da görüldüğü gibi, Yahudiler ve Hristiyanlar bu ideolojiyi, uyguladıkları katliamların, soykırımın meşrulaştırıcı aracı olarak kullanmışlardır.

Irkçı bir ideoloji olan Siyonizm İblis’in ahlakıyla ahlaklanmaktır. “Kötülüğü süsleyen başarılı bir pazarlamacı” gibi çalışan İblis ve dostları, Allah’ın tabiattaki ayetlerinden biri olan Kudüs’teki Siyon dağını bir istismar aracına dönüştürmüşlerdir.

***

Şeytanın süslediği günahların peşinde koşan, bu nedenle cehennem çukuruna doğru sürüklenen Yahudilere ve Hristiyanlara çağrımız şudur:

Gökten ya da yerden yeni bir nebi-resul gelmeyecek. Çünkü nübüvvet hitam bulmuştur. Ne kadar beklerseniz bekleyin bir Mesih peygamber gelmeyecek.

Bedenimizi mesh etmeyi, ruhumuzu arındırmayı öğrenmek için bir peygamber Mesih beklemenize gerek yoktur. Arınmanın yollarını Kur’an, bütün açıklığıyla öğretmektedir. Abdest almak için birinin gökten inip size göstermesine ihtiyacınız yoktur. Bedenimizi arındırmak için dünyada yeterince su vardır. Günahlarımızdan arındırmak için, kapısını aralayacağımız dünyada yeterince imkân vardır. En büyük imkân da İslam’ın yaşayan şahitliğidir.

Es-Selam olan, barış ve esenliğin tek kaynağı, güvencesi olan İslam’a gelin!

Siyonizm gibi ırkçı ideolojileri bırakın barışa gelin!

Gelin! Kudüs’ü, Kur’an’ın öğrettiği şekilde, birlikte örnek bir barış yurduna dönüştürelim.

Gelin! El-Mü’min olan Allah’ın inşa ettiği güvenlik kuşağı altında, sonsuz cennetlere birlikte yürüyelim.


1- Hristiyanlığın kurucusu olan Saun Paul (M. 5-67) Yahudi dindar bir ailenin ferdidir. Tarsus’ta Roma vatandaşı olarak doğmuştur. Kudüs’te büyümüştür. Aziz Paul, İncil’de anlatıldığına göre, yazılı ve sözlü geleneğe sıkıca bağlı dinî bir grup olan Ferisilerdendi. Pavlus, Hristiyanlara yapılan zulümde önemli rol oynadı. Bunların arasında, İsa Mesih’in havarilerinden Stefan’ın taşlanmasında rol almak da vardı. İşte Paul, Saul adıyla ilk kez burada ortaya çıkıyor. Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Resullerin/Elçilerin İşleri, 7/58-60; 22/20, Kitab-ı Mukaddes Yayınları, İstanbul, 1993, s. 127, 146.

2- Mesih; bildiğimiz abdestle ilişkili olan, “başa el sürme” anlamında meshle aynı anlamdadır. Hristiyanlıkta mesh sadece suyla sınırlı değildir, mesh yağla da yapılır. Suyla veya yağla, muhatabını kutsamak, günahlardan arındırmak için el sürme işini uygulayan kişi Mesih’tir. Bu manada Mesih, “mesh etmeyi öğreten, abdest aldıran, manevi olarak günahlardan arındıran” demektir.

3- Bkz. “Yahudiler Siyonizm’i Hristiyanlardan mı aldılar?” Kilis 7 Aralık Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2022/1, Cilt: 9, Sayı: 1, s. 117-154.

4- “Fakat ben kralımı mukaddes dağım Sion üzerine koydum. İşte benden ve miras olarak sana milletleri mülkün olarak yeryüzünün uçlarını da vereceğim. Onları demir çomakla kıracaksın; bir çömlekçi kabı gibi onları parçalayacaksın.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Atik, Mezmurlar, 2/6-9, s. 540.

5- İsrail’in egemenliğini meşrulaştırmak için Hristiyan Siyonistlerin kullandığı argümanlardan biri de Elçilerin İşleri’nde şöyle geçiyor: "Ya Rab, krallığı İsrail'e bu zamanda mı geri veriyorsun?" dediler. Ama onlara şöyle dedi: Babanın kendi yetkisiyle belirlediği zamanları ve tarihleri bilmek sizin işiniz değil.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Elçilerin İşleri, 1/6-7, s. 65.

6- “Onlara şöyle dedi: “ ‘Evime dua evi denecek’ diye yazılmıştır. Ama siz onu haydut inine çevirdiniz!” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Matta İncili, 21/13, s. 23.

7- Süleyman Mabedinin inşası M.Ö. 957’de bitirilmiştir. 586’da Babil Kralı Nebukadnezar tarafından yıkılmıştır. Babil sürgününden dönen Yahudiler 515’te mabedi yeniden yapmışlardır. Romalı idareci Titus, Kudüs’teki isyanları bastırmak için M.S. 70’te mabedi yıkmıştır.

8- Martin Luther (1483-1546) Alman keşiş, teolog, profesör. İncil’i Latinceden Almancaya çevrilmesinde öncülük yaptı. 1520’de papa tarafından aforoz edildi. 1529’da Türklere Karşı Savaş adlı bir eser yazdı. Bu eserde Batı uygarlığını İslam tehlikesinden korumak için savaşmanın her Hristiyan üzerine görev olduğu tezini işledi. Luther aynı zamanda bir anti-semitist idi, Yahudiler aleyhine yazılar yazdı. Luther’e kadar Avrupa’da tek mezhep Katoliklik idi. Ondan sonra Reform Kiliseleri adıyla pek çok dinî oluşum ortaya çıktı. Günümüzde Luteryan Kilise, İngiltere’de faaliyette olan Anglikan, ABD’de yaygın olan Presbiteryan Kilise bunlardan bazılarıdır.

9- “Ve Rabb Abrahama dedi: Memleketinden ve akrabanın yanından ve babanın evinden, sana göstereceğim memlekete git ve seni büyük millet edeceğim. Ve seni mübarek kılacağım ve senin adını büyük edeceğim ve bereket ol ve seni mübarek kılanları mübarek kılacağım. Ve sana lanet edene lanet edeceğim ve yeryüzünün bütün kabileleri sende mübarek olacaktır.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Atik, Tekvin, 12/1-3, s. 10.

10- Püriten, saflık, temizlik, masumluk ve nezaket anlamlarına gelen İngilizce "purity" kelimesiyle aynı kökten gelmektedir. Sıfat olarak püritenin anlamı “ahlak ve din konusunda çok sofu olan kimse" demektir. Püritenlik kendisini “saflığı aramak” şeklinde tanımlamıştır. Püritenler de İngiliz Anglikanlar da Protestan geleneğinin içinden çıkmışlardır. Ancak Püritenler İngiliz Kilisesine karşı 16-17. yüzyıllarda I. Elizabeth’in başlattığı reformist harekete karşı çıkmışlardır. Metodizm, 18. yüzyıl Protestan İngiliz Anglikan Kilisesi içinden çıkan dinî bir akımdır. Anglikan Ruhban John Wesley'in (1703-1791) öğretilerine bağlı bir manevi düşünce sistemi olarak teşekkül etmiştir. Wesley'in ölümünden sonra ayrı bir mezhep haline gelen Metodizm, Katolik Kilisesinin klasik düşüncelerine karşı İncil’in önceliğini vurgulamıştır. İsa Mesih’in sadece seçkin bir grubun kurtuluşu için değil tüm insanlık için öldüğünü iddia ederler.

11- William Henry Hechler (1 Ekim 1845 - 30 Ocak 1931) İngiliz Restorasyonist Anglikan din adamıydı. Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl'in yardımcısı, danışmanı, arkadaşı ve meşrulaştırıcısıdır. 1896’dan sonra anti-semitizme karşı haçlı Siyonizm’in destekçisi olmuştur. (Wikipedia)

12- “Çünkü sizi milletlerden alacağım ve sizi memleketlerden toplayacağım ve sizi kendi toprağınıza getireceğim. Ve üzerinize temiz su serpeceğim ve tahir olacaksınız. Bütün murdarlığınızdan ve bütün putlarınızdan sizi temizleyeceğim.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Atik, Hezekiel, 36/24-25, s. 825.

13- “Hiçbir surette sizi kimse aldatmasın. Çünkü irtidat (imandan geri dönüş) gelmedikçe ve Allah denilen yahut ibadet edilen her şeye karşı duran ve Allah’ın mabedinde oturup kendisinin Allah olduğunu göstermek suretiyle, kendisini yükselten fesat adamı, helak oğlu izhar olunmadıkça o gün gelmez.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, 2. Selanikliler Mektuplar, 2/3-4, s. 215. “Hiç kimse hiçbir şekilde sizi aldatmasın. Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak o yasa tanımaz adam (İsrail) ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir. Bu adam tanrı diye anılan ya da tapılan her şeye karşı gelerek kendisini hepsinden yüce gösterecek, hatta kendisini tanrı ilan ederek Tanrı’nın tapınağında oturacaktır.” Kitab-ı Mukaddes, Yeni Anlaşma, 2. Selanikliler Mektuplar, 2/3-4, s. 1513.

14- “Ve siz ey İsrail dağları, dallarınızı süreceksiniz ve kavmim İsrail’e meyvenizi vereceksiniz. Çünkü yakında gelecekler.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Atik, Hezekiel, 36/8, s. 824. Ahdi Atik’teki bu meselin benzeri İncillerde de tekrar edilmiştir: “Şimdi incir ağacından mesel öğrenin! Dalı yumuşayıp yapraklarını sürdüğü zaman, bilirsiniz ki yaz yakındır. Böylece siz de bütün bu şeyleri görünce bilin ki, o yakındır, kapılardadır.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Matta İncili, 24/32-33, s. 28. Benzer ifadeler için bkz. Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Markos, 13/28-30, s. 51; Ahdi Cedid, Luka, 21/25-31, s. 85-86.

15- Armegedon, adını Megido dağından almıştır. Bu dağ, Filistin’in Nâsıra bölgesinde bulunan bir tepenin adıdır.

16- Katolik Kilisesi bin yıl süreceği iddia edilen Mesihî Krallık dönemini reddetmektedir. Bkz. TDV, İslam Ansiklopedisi, Hristiyanlık Maddesi.

17- “İşte Rabb tez giden buluta binmiş de Mısır’a gidiyor ve Mısır’ın putları onun yüzünden titreyecekler ve Mısır’ın yüreği kendi içinde eriyecek. Ve Mısırlıları Mısırlılara karşı ayaklandıracağım. Ve herkes kardeşine karşı ve herkes komşusuna karşı, şehir şehre karşı, ülke ülkeye karşı cenk edecekler.” Kitabı Mukaddes, Ahdi Atik, İşaya, 19/1-2, s. 686.

18- “Ve bana Rabbin şu sözü geldi: Adem oğlu, Magog diyarından olan Roşun, Meşekin ve Tubalın beyi Goga yönel ve ona peygamberlik et.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Atik, Hezekiel, 38/1-2, s. 827.

19- “İsa Zeytinlik Dağı üzerinde otururken şakirtleri ayrıca gelip ona dediler: Bize söyle bu şeyler ne zaman olacak? Ve senin gelişine ve dünyanın sonuna alamet ne olacak? İsa cevap verip onlara dedi: Sakın kimse sizi saptırmasın. Çünkü birçokları Mesih benim diye, benim ismimle gelip çoklarını saptıracaklar. Siz savaşlar ve savaş sözleri işiteceksiniz. Sakın sıkılmayın, çünkü bunların gerçekleşmesi gerektir, fakat daha sonu değildir.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Matta İncili, 24/3-6, s. 27.

20- Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Matta, 25/31-46, s. 29.

21- “Sonra onlara şöyle dedi: “Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak.” Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Luka, 21/10-11, s. 85. Benzer ifadeler için bkz. Kitab-ı Mukaddes, Ahdi Cedid, Markos, 13/8, 24-30, s. 50, 51.

Fevzi Zülaloğlu Arşivi
397 Sayı: 397/398 - Nisan/Mayıs 2024 Sayıya git

Bu Sayıya Ait Makaleler