Uzun zamandır İran'ın Ortadoğu politikası, Şiî milisler ve Şiî matem ritüelleri konularında araştırmalarda bulunan Adem Yılmaz’ın Paris İleri Araştırmalar Okulu EHESS'te Din ve Toplum Bilimi alanında yaptığı yüksek lisans tezi Ketebe Yayınları tarafından “İran'ın Suriye’deki Propaganda Ordusu Meddahlar” adıyla Türkçeye çevrildi. Yılmaz, kitabında, Şiîliğin yaygınlaştırılmasında İran rejiminin 5. kol faaliyeti olarak gördüğü ve Şiî matem merasimlerinde önemli bir yeri olan meddahların İran’daki tarihî gelişim süreci ve Suriye’de Esed rejimi lehine oynadıkları role ışık tutmaktadır. Bu röportajımızda Adem Yılmaz ile meddahlığın tarihî gelişimi, İran’ın Şiîleştirilmesinde meddahların rolü ve Suriye Devrimi sürecinde Esed rejimine aktif destek veren İran rejimi saflarında yer alan meddahları konuşacağız.
Röportaj: Tarık Asaf
Meddahlık nedir? Şiî kültüründe meddahlığın nasıl bir tarihsel geçmişi ve gelişimi vardır?
Meddahlık geleneği, İslam tarihinde muhtelif topluluklarda farklı formlarda var olagelmiştir. Meddah, Türk seyirlik oyunlarında dinleyiciyi güldüren kişileri ifade ederken Şiîlik terminolojisinde ise Ehl-i Beyt imamlarının veladet ve şehadet günlerine özel düzenlenen kutlama ve yas törenlerinde okuduğu şiirlerle Ehl-i Beyt’in faziletlerini öven, onların trajedilerini anlatan kişidir. Meddahlar, tarih boyunca okudukları şiirlerle İran başta olmak üzere Şiî toplumundaki birçok siyasî, sosyal ve kültürel gelişmenin arka planında etkili olan Kerbelâ mesajını aktarma, böylece halkı hüzünlendirme görevini üstlenmiştir. Ayetullah Humeyni, matem merasimlerini Hz. Hüseyin’in mektebini ihya eden miting olarak nitelerken bu merasimlerin merkezinde yer alan meddahları da Şiîliğin 1400 yılık muhafızı şeklinde övmektedir.
Meddahlığın tarihsel seyrine baktığımızda Büveyhîler dönemi bir kırılma noktasıdır. İran menşeli Şiî hanedanlığı Büveyhîlerin, Abbasî devletinin merkezi Bağdat’ı ele geçirmesi, Şiîlerin kimliklerini yas ritüelleri şeklinde açıktan ifade etmeleri için sosyo-politik bir fırsat doğurmuş, bu durum meddahlık geleneğinin de gelişmesine katkı sunmuştur. Büveyhî hükümdarı Muizzü’d-Devle, muharrem aylarında halkın ağıt yakmasını mecburi kılmış ve bu emir doğrultusunda yas törenlerinde şiir ve menkıbeler okuyup halkı ağlatma geleneği bir mesleğe dönüşmüştür. Meddahlık geleneği bu tarihten itibaren Safevîler ve Kacarlar döneminde daha sistemli hale gelerek günümüze ulaşmıştır.
Meddahların çalışma sahaları nelerdir?
Günümüzde meddahların İran’da toplumun her tabakasında varlık gösterdiğini söyleyebiliriz. Popüler ve geleneksel olmak üzere iki tür meddahtan söz edebiliriz. Popüler meddahlar ülke çapında bir pop star edasıyla tanınan, sosyal medyada yüz binlerce takipçisi olan, TV kanallarında program sunan, doğrudan Ayetullah Hamaney’in propaganda askerliğini yapan, meddahlığı profesyonel bir meslek olarak yürüten kimselerdir. Geleneksel meddahlar ise normal yaşamında doktorluk, mühendislik, esnaflık ya da çobanlık gibi meslekleri icra edip dinî gün ve gecelerde köy ya da mahallelerindeki mescit ve Hüseyniyelerde şiirler okuyan kimselerdir.
İran’ın zorla Şiîleştirilme sürecinde meddahlar nasıl bir rol oynadılar?
Safevî sultanları, mezhepsel gayelerle meddahlığın yaygınlaşmasına özel ihtimam göstermiş, Şiî matem ayinlerini kendi ideolojik ritüellerine dönüştürmüşlerdi. Böylece yas törenlerini teşvik ederek İran toplumunu, Sünnî rakipleri olan Osmanlılar ve Şeybânîlerden ayırmaya çalışmışlardı. Batılı seyyahların bu döneme dair gözlemlerini okuduğumuzda Safevilerin Şiîliği İran’da hâkim mezhep haline getirmek, siyasî meşruiyet sağlamak, tebaalarını şekillendirmek ve dinsel ideolojilerini oluşturmak için bir propaganda gücü olarak meddahları kullandıklarını görmekteyiz. Örneğin o dönem Alman elçiliğinde sekreterlik yapan Adam Olearius, seyahatnamesinde İsfahan’ın kahvehane ve çarşılarında dervişlerin şiir ve hikâyeler eşliğinde Ehl-i Beyt’i methettiğini, buna mukabil ilk üç halifeye ve sahabelere hakaret edip lanetler yağdırdığını kaydeder. Fransız seyyah Jean Chardin da İsfahan’da Safevî Şahı tarafından tahsis edilen bir mekânda yaşayan dervişlerin öğlen sonraları çarşıda dükkânları gezerek ayin düzenleyip şiirler okudukları anlatılır.
Meddahların 1979 Devrimi sürecinde ve sonrasında yeni bir rejim kurulmasına nasıl bir katkıları oldu? Ruhullah Humeyni ve Ali Hamaney ile doğrudan ilişkileri var mıydı?
Humeyni’nin devrime giden süreçte destek aldığı gruplardan birisi de meddah topluluğudur. Pehlevi karşıtı mücadelesinde gazete ve radyo gibi propaganda araçlarından yoksun olan Humeyni, Şiîliğin en etkili propaganda aygıtı, diğer bir tabirle ayaklı gazetesi olan meddahlardan destek istemiştir. Pehlevi rejiminin Emevilerden daha zararlı olduğunu belirten Humeyni, meddahlardan matem merasimlerinde okudukları şiirleriyle devrime destek talep etmiştir. Michel Foucault’a göre, meddahların öncülüğünde birer Şah karşıtı protesto gösterisi şeklini alan matem merasimleri, ulusal ayaklanmanın doruk noktasıdır.
Hamaney dönemine geldiğimizde meddah topluluğunda ciddi bir değişim gerçekleşiyor. Meddahlığın en parlak dönemi başlıyor. Devrim rehberliğinin ilk dönemlerinde Humeyni kadar karizmatik bir otoritesi olmayan ve Munteziri gibi bazı din adamları tarafından meşruiyeti sorgulanan Hamaney, toplum nezdinde kabul görmek için meddahları yanına çekip desteklerini aldı. Devrime giden süreçte Humeyni’nin sahaya sürdüğü ayaklı gazeteler bu sefer Hamaney’in liderliğini pekiştiren bir propaganda unsuruna dönüştü. Yani şöyle düşünelim: 12 imam ve Hz. Fatıma başta olmak üzere diğer Ehl-i Beyt büyüklerinin veladet ve şehadet günlerine özel anma törenleri gerçekleşiyor. Neredeyse her haftaya bir merasim düşüyor İran’da milyonlarca insanın katılım gösterdiği. Bu törenlerde meddahlar şiir ve ağıtların yanı sıra Hamaney’in özel bir direktifi varsa o haftaya özel bunu kalabalıklara ulaştırmış oluyor. Meddahlar Hamaney’in İran’ın dört bir tarafındaki on binlerce Hüseyniye’de milyonlarca insana hitap ettiği hoparlörüdür. Tabiî bu iş birliği iki tarafa da yaradı, meddahlar vaizlerden de etkili aktörlere dönüştüler bu süreçte. Hamaney, meddahları her yıl düzenli olarak ofisinde ağırlar. Covid döneminde dahi devam etti bu toplantılar. Meddahlara meclisten ciddi bir bütçe de ayrılmakta. Devrim rehberinin özel teveccühünü kazanan meddahlar, “Hamaney’in Ordusu” şeklinde niteleniyor. Trump’tan Hasan Ruhani’ye dek iç ve dış politikada Hamaney’le ters düşen tüm aktörler meddahların kürsüye çıktığı TV’den naklen yayınlanan cuma ve bayram namazlarında iğneleyici bir üslupla yerden yere vurulur.
Meddahların İran istihbaratıyla ilişkisinin niteliği hakkında bilgi verebilir misiniz?
Meddahlar İran Devrim Muhafızlarının askerî tatbikatlarında ve diğer özel programlarında motivasyon konuşmaları yapmak üzere hazır bulunur; üst düzey komutanlarla birlikte askerî kamuflajla protokolde yan yana otururlar. Diğer taraftan güvenlik güçleri tarafından şiddetli bir şekilde bastırılan protesto eylemlerinde de meddahları sahnede görmekteyiz. Örneğin 2009’da cumhurbaşkanlığı seçimleri sonuçlarına yönelik Yeşil Hareketinin öncülük ettiği protestoları bastırmaktan sorumlu olan Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Hüseyin Hamedanî, meddahların kontrolündeki otuza yakın matem heyetini göstericilere müdahale için Tahran Üniversitesi çevresine yönlendirdiklerini söylemişti. Bir diğer örnek ise Muntezirî’ye yönelik linç girişimi. Humeynî sonrası devrim lideri seçilen Hamaney’e zaman zaman sert eleştirilerde bulunan Muntezirî’nin evi, 1997 yılında Hamaney yanlısı meddahların kışkırttığı radikal gençlerce basılıp tahrip edilmiş, Muntezirî ev hapsine alınmıştı. Bu tür örnekler meddahlar ile istihbarat ve güvenlik aygıtları arasında bir dirsek teması olduğunu gösteriyor.
Bilindiği üzere İran, Suriye’de “kutsal” olarak nitelendirdiği türbelerin muhafızlığını yapmak için bulunduğunu ifade ediyor. Suriye’de de Irak-İran savaşında olduğu gibi meddahlar cephede bulundular mı?
Humeyni, kutsal savunma ismini verdiği İran-Irak savaşında meddahların potansiyel gücünden istifade etmeyi ihmal etmedi. “Propaganda silahı savaş silahından daha çok etkilidir.” diyerek meddahlara cephe hattında savaşçıları motive etme emri verdi. O dönem Sadık Ahengeran ve Kuveytipur gibi meddahların okudukları beyitler ve dökülen gözyaşları cepheye daha çok savaşçının gitmesini sağladı; cepheden gelen şehitler ise daha çok yas merasiminin düzenlenmesine sebep oldu. Her yas töreni de yeni savaşçıların cezbine vesile oldu. Bu döngü savaş şartlarında zor durumda olan rejim için de eşsiz sonuçlar doğurdu. Meddahlar savaşçıya ihtiyaç duyulan cepheye gönüllüleri kanalize etme işlevi gördü.
Meddahlar Suriye savaşında da Hamaney’in direktifleriyle aynı misyonu üstlendiler. Hamaney, İran’ın Suriye’deki askerî müdahalesini Şam’da bulunan Seyyide Zeynep Türbesinin korunması üzerinden meşrulaştırmaya çalıştı. Esed rejimine destek için Suriye savaşına katılan Şiî milisleri de “Türbe Muhafızları” şeklinde niteledi. Meddahlarla düzenlediği birçok toplantısında Suriye savaşı hakkında şiirler okunmasını talep etti. Bu şiirler çoğu zaman savaşa katılımı teşvik eden mesajlarla doluydu. Bu konuyu ele alan çalışmamda 24 meddahla mülakat gerçekleştirdim. Konuştuğum meddahların tümü Seyyide Zeynep konulu okunan şiirlerin etkisiyle birçok gencin savaşa katılmak üzere Suriye’ye gittiğini somut örneklerle anlattılar. Meddahlar sadece İran’daki matem meclislerinde şiirler okumakla kalmadılar. Seyyid Rıza Nerimani, Said Haddadiyan, Meysem Motei, Mahmud Kerimi gibi ülke çapında meşhur olan meddahlar Suriye’ye giderek cephe cephe gezip askerî operasyonlar öncesinde Şiî savaşçıları motive etmek için törenler düzenlediler. Konuştuğum meddahlardan birisi Suriye’de Şiî milisleri motive eden törenler düzenlemekle kalmayıp doğrudan savaşa katılmış, iki ay Guta cephesinde görev almış birisiydi. Meddahlar sadece milisleri motive edici şiirleriyle değil silahlarıyla da savaşta hazır bulundular. Bu şekilde cephe hattındaki çatışmalara katılıp hayatını kaybeden birçok meddah var.
Söz konusu çalışmamda İranlı meddahların Tahran’ın savaş politikasını kamuoyu nezdinde meşrulaştırmada, gönüllü Şiî savaşçıların Suriye’ye gidişlerinde ve motive olmalarında etkili bir propaganda unsuru olduklarını anlatmaya gayret ettim. Bu eser, Suriye savaşına katılmış İranlı aktörlerle mülakat yapılarak hazırlanmış ilk çalışma özelliğini taşımaktadır.
Tarih boyunca Sünni kültür havzası içinde yer alan Şam gibi şehirlerde muharrem ayı törenlerinin yapıldığına şahit oluyoruz. İran, Suriye’de rejim güçleriyle birlikte elinde bulundurduğu şehirlerin demografik yapısını değiştirmek için neler yapıyor?
İran, İdlib haricindeki Suriye’deki tüm vilayetlerin merkezinde varlık sürdürmekte artık. Savaşta birçok üst düzey komutanını kaybedip ciddi mali harcamalar yapan İran, artık kontrol ettiği bölgelerde ekin hasadıyla meşgul. Savaş boyunca ekonomisi çöken Suriye’de un gibi temel ihtiyaçlara erişmekte zorluk yaşayan halka yönelik yardımlar, öğrencilere verilen burslar, başarılı gençlere İran’da ücretsiz eğitim imkânı, yıkılan okul, cami ve hastanelerin İran imzasıyla yeniden imarı buna örnek verilebilir. Yine Halep, Humus ve Deyr ez-Zor gibi Sünni yoğunluklu şehirlerde Şiî ideolojinin bayrağı Hüseyniyelerin inşası, İran kültür merkezlerinin açılması, Şam ve Halep’e Irak, Lübnan ve İran’dan düzenlenen kitlesel hac ziyaretleri ve İranlı iş adamlarının Suriye’deki yatırımları mevcut. Boşalan kimi mahallelere Şiî Hazara milisler aileleriyle birlikte iskân edilmekte. Hâsılı kelam İran’ın dinî, kültürel, ekonomik ve demografik birçok başlıkta bölgenin bin yıllık iklimini dönüştüren ve sessizce işleyen bir ajandası var.

