Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği ve yaklaşık 1200 erkek, kadın ve çocuğun öldüğü saldırının görüntüleri bir anda yoğun bir enformasyon savaşı kampanyasının merkezi haline geldi. İkinci İntifada’dan bu yana ilk kez, Hamas ve diğer silahlı grupların yanı sıra Gazzeli siviller tarafından işlenen vahşetin görüntüleri sosyal medyada geniş çapta dolaşıma girerken, küresel kamuoyu İsrailli sivillerin kitlesel kayıplarına maruz kaldı.
İsrail ve İsrail yanlısı savunma grupları, görüntüleri YouTube ve X (eski adıyla Twitter) üzerinde ücretli reklam videoları vb gibi yollarla dolaşıma sokmak ve ABD’nin Holywood ve Washington gibi çeşitli bölgelerinde seçilmiş gruplara özel montajlarını izletmek suretiyle katliamın dehşetini vurguladılar. Ancak amaç sadece 7 Ekim’de yaşanan şok edici olaylarla ilgili farkındalık yaratmak değildi. Bunun yerine, verilen reklamlarla hükümet, halkını savunma hakkı olduğunu iddia etti ve saldırıların misilleme için açık çek verdiğini ima etti.
Sosyal medyanın bir bilgi savaşı aracı olarak kullanılması İsrail’de yeni değil. İsrail’in Aralık 2008 ve Ocak 2009’da 1000’den fazla Gazzelinin ölümüne neden olan ‘Dökme Kurşun Operasyonu’ndan bu yana, sosyal medyadaki anlatı savaşı İsrailliler ve Filistinliler arasındaki kırılgan söylemin önemli bir parçası haline geldi. Filistinliler ve destekçileri, İsrail’e karşı küresel kamuoyunu harekete geçirmek için Gazze’deki sivil ölümleri ve yaygın yıkıma ilişkin kanıtları (metinler, fotoğraflar ve videolar) yaymak üzere sosyal medyayı kullanmaya başladı. İsrail hükümeti, İsrailliler ve destekçileri de Filistinlilere ve destekçilerine dijital alanda karşı koymak için sosyal medyayı kullanmaya başladı.
İsrail daha sonra savaş alanında üstünlük sağlamak ve savaş çabalarına destek oluşturmak için çatışma sırasında bilgi akışına hâkim olmaya daha fazla önem vermeye başladı. Sosyal medyanın geniş halk kitlelerini savaş çabalarına dâhil etmesiyle birlikte, önümüzdeki on yıl boyunca İsrail devleti ve destekçileri, özellikle Gazze’deki militanlarla yaşanan gerilimler sırasında İsrail’in askerî operasyonları etrafında küresel anlatıyı şekillendirmeye çalıştı. Ancak İsrail’in çabaları bir süre için küresel kamuoyunu etkilemede, daha az organize olsa da organik ve dinamik Filistin yanlısı kampanyalar kadar başarılı olamadı.
Yaklaşık on yıl önce İsrail Stratejik İşler Bakanlığı, Filistinlilerin öncülüğündeki boykot ve yaptırım çağrıları ile diğer işgal karşıtı söylemlere karşı, spontane görünen aldatıcı ve koordineli kampanyalar yoluylaİsrail’in propagandasınıyayan bir etki ağı yönetmeye başladı.
İsrail’in 2021’de Hamas’la yaptığı savaş sırasında İsrail Savunma Kuvvetleri, İsrail kamuoyundaki algısını iyileştirmek için Gazze’yi bombalamasını öven gizli bir sosyal medya kampanyası yürüttü. Ve İsrail, Batılı büyük teknoloji şirketlerine yönelik dijital diplomasi erişimini artırdı. Bir Meta iç denetimi, şirketin 2021 yılında, görünüşe göre İsrail hükümetinin taleplerine yanıt olarak, Arapça içeriği İbranice içerikten daha yüksek oranda sansürlediğini ortaya koydu.
Sosyal medyanın parçalanması ve bozulması, Elon Musk’ın Ekim 2022’de o zamanki Twitter’ı satın alması ve Meta’nın binlerce çalışanını işten çıkarması ve 2023’te moderasyon ve doğruluk kontrolünden el çekmesiyle dijital savaş alanını dönüştürdü. Bu değişikliklerden önce bile sosyal medya platformları tarafından kullanılan algoritmalar, başta öfke olmak üzere güçlü duyguları tetikleyen içerikleri tercih ediyordu. Musk, pratikte X’in küresel bir kamusal alan olma hedefini terk etti ve öfke ve yanlış bilgileri dizginleyen kontrolleri kaldırdı. Platformlar artık fikirlerin pazarlandığı yerler olmaktan çok, kendi tabanını kilitlemek ve kendisine düşman olduğuna inandığı kişileri itibarsızlaştırmak için kullanılan alanlar olarak işlev görüyor.
İsrailli ve İsrail yanlısı aktörler, sosyal medyanın değişen dinamiklerini kendi avantajlarına kullanarak bu değişiklikleri ustalıkla yönlendirdiler.
Hamas’ın geçen yıl 7 Ekim’de gerçekleştirdiği grafik ve canlı yayın katliamı ve ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik kapsamlı yıkımı, bu yeni dijital ortam için hazır içerik olarak hizmet eden büyük miktarda görüntü sağladı. İsrail enformasyon savaşında dört yönlü bir strateji izledi: 7 Ekim katliamının dehşetini vurgulamak; Filistin yanlısı sesleri itibarsızlaştırmak ve Gazze’nin bombalanmasını meşrulaştırmak; Gazze’den çatışmayla ilgili bilgi akışını sınırlamak; askerî gücünü ve Gazze’nin yıkımını göstererek İsrail kamuoyunu harekete geçirmek.
İsrail’in son on yılda yaptığı yatırımlar, 7 Ekim katliamının ayrıntılarının politika söylemine yansımasıyla birlikte meyvelerini vermeye başladı. Savaş başlamadan önce İsrail’in bilgi savaşını destekleyen İsrail ve ABD’deki birkaç yapay zekâ (AI) şirketi harekete geçmeye hazırdı. Hamas saldırısından birkaç gün sonra, İsrailli bir teknoloji şirketi olan Akooda, kullanıcıların İsrail’i destekleyen sosyal medya paylaşımlarını ve anlatıları güçlendirmek ve İsrail’i eleştiren paylaşımları bildirmek için kullanabilecekleri yapay zekâ destekli bir uygulama olan Words of Iron’ı oluşturdu.
ABD Başkanı Joe Biden, üst düzey İsrailli yetkililer de dâhil olmak üzere sosyal medyada ilk kez dolaşıma giren yanıltıcı iddiaları en az iki kez tekrarladı. Biden 10 Ekim’de, Hamas’ın 7 Ekim saldırısında 40 çocuğun başını kestiğini kanıtlayan resimler gördüğünü iddia etti ki bu iddia yalanlandı. Aynı gece Beyaz Saray Biden’ın resimleri görmediğini açıkladı. Ardından 28 Ekim’de Biden, Gazze’de Hamas’ın kontrolündeki Sağlık Bakanlığı tarafından bildirilen kayıp rakamlarına “güvenmediğini” söyledi. Rakamların doğru olduğu ortaya çıktı.
7 Ekim katliamı hızla İsrail’in sosyal medya kampanyasının temel taşı haline geldi. İnternette dolaşan anlatılar Hamas ve IŞİD arasında paralellikler kurdu, siviller ve savaşçılar arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdı, Filistinlilerin bir arada yaşamayı reddettiğini iddia etti ve İsrail’in kampanyasını Filistinlileri Hamas’tan kurtarmak için verilen insani bir mücadele olarak çerçeveledi. Hamas’ın saldırılarının şiddetini vurgulamak, İsrail’in çok boyutlu bir çatışmanın tek boyutlu bir hikâyesini anlatmasına yardımcı oldu. On yıllardır süren işgalini, Gazze ablukasını ve Filistinlilere yönelik sistematik şiddetini dışarıda bırakan bir hikâye...
Savaşın beşinci ayında İsrail 30 binden fazla Filistinliyi öldürdü, 70 binden fazlasını yaraladı ve yaklaşık 1.9 milyon kişiyi evlerinden etti. İsrail’in hava saldırıları, Suriye’deki Halep ya da Ukrayna’daki Mariupol’dan daha şiddetli bir kentsel yıkım yaratmış, Gazze’deki binaların yaklaşık üçte birini yıkmış ya da ağır hasar vermiştir. Gazze’deki sivil ölümlerinin ve evlerin yıkımının olağanüstü boyutu sosyal medyada görünür hale geldikçe ve protestocular Orta Doğu, Avrupa ve ABD’de sokakları doldurdukça İsrail’in bilgi savaşı stratejisi dikkatleri başka yöne çekmeye odaklandı.
Bu amaçla İsrail, basit bir anlatıyı öne sürerek Avrupa ve ABD’deki kutuplaşmadan faydalanmıştır: Savaşı eleştirmek anti-semitiktir ve Filistinlilerin toplu katliamını protesto etmek Hamas’ın emrini yerine getirmektir. İsrail, Filistinli destekçilerini Hamas’ın suçlarına ortak olmakla suçlamak için Ekim ayında 7,1 milyon dolara mal olduğu tahmin edilen reklam kampanyaları yürüttü. Hükümetin bu çabaları, ABD’de sosyal medyada 2 milyon dolardan fazla reklam harcaması yapan ve Filistinli savunucu gruplardan yaklaşık 100 kat daha fazla harcama yapan İsrail yanlısı gruplar tarafından desteklendi.
İsrail’in teklifine kısmen Filistinli destekçilerin bilgi ortamını manipüle etme çabaları da yardımcı oldu. Filistin yanlısı gruplar giderek daha fazla yanlış bilgi kullanmaya başladı. Aşırılık yanlısı sesler ve sözde hakikatçiler, Batılı medya ve siyasetçilerin Gazzelilerin çektiği acılara empati göstermemesine duydukları öfkeyi kullanarak yer edindiler. Holokost inkârcıları da dâhil olmak üzere aşırı sağ ve aşırı sol gruplar, 7 Ekim saldırısını İsrail ordusu tarafından gerçekleştirilen bir “sahte bayrak” operasyonu olarak gösteren komplo teorileri yaymaya başladı. Filistin yanlısı birçok ses bu iddiaları ve diğer yanıltıcı içerikleri güçlendirdi.
7 Ekim’den bu yana İsrail kabine ve parlamento üyeleri Filistinliler ve Gazze hakkında, Hamas savaşçıları ile Gazze’nin sivil nüfusu arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmayı amaçlayan ve bir kısmı Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanında İsrail aleyhine açtığı davada da yer alan, giderek insanlıktan çıkarıcı bir dil kullandı. Bu durum sosyal medyaya da yansıdı; Gazze’nin “dümdüz edilmesi”, “silinmesi” ya da “yok edilmesi” çağrıları, savaştan önce ayda ortalama 16 kez yapılırken, savaşın ilk ayında X’teki İbranice paylaşımlarda yaklaşık 18 bin kez dile getirildi.
İsrail hükümeti bu tür dil kullanımının resmî bir politika olmadığında ısrar etse de İsrail’in sosyal medya stratejisinin bir parçası olarak bunu teşvik ettiği görülüyor. Ekim ayında İsrail Savunma Kuvvetlerine bağlı bir psikolojik savaş biriminin İsrail halkını hedef alan gizli bir Telegram kanalı açtığı ve bu kanalda Hamas militanlarını öldüren ve Gazze’yi yerle bir eden binlerce asker görüntüsü yayınladığı bildirildi. Savaş ilerledikçe, giderek artan sayıda İsrail askeri Gazze’den Filistinlileri öldürmekle, dans etmekle ya da Filistin mezarlıklarına saygısızlık etmekle övündükleri videolar yayınladı.
Bu arada İsrail, Gazze halkına verdiği şaşırtıcı ölü sayısı nedeniyle eleştirileri saptırmak için sosyal medya kampanyaları yürütmeye devam etti. İsrail’in resmî X hesabı, Gazze’deki Endonezya Hastanesinde silahlı bir Hamas militanı olduğu iddia edilen ve yaklaşık 10 milyon kez izlenen bir video paylaştı. Video aslında elinde cop ya da koltuk değneği tutan bir adamı gösteriyordu.
Gazeteciler ve insani yardım çalışanları yanlış bir şekilde Hamas tarafından işlenen suçlara ortak olmakla suçlandılar. İsrailli savunuculuk grubu Honest Reporting, büyük uluslararası haber kuruluşları için çalışan Filistinli fotoğrafçıları 7 Ekim saldırısı sırasında Hamas militanlarıyla birlikte hareket etmekle ve hatta silah taşımakla suçladı. Honest Reporting daha sonra iddialarından geri adım atmış olsa da İsrail’in X hesabı bu itibarsız iddiaları destekleyen paylaşımlarını kaldırmadı ya da Honest Reporting’in açıklamalarına bir referans eklemedi.
İsrail hükümeti, kafası karışık kitlelerin çatışmaya ilişkin mevcut fikirlerini güçlendiren seçici gerçeklere yöneldiğinin farkındadır. İsrail, uluslararası medyanın Gazze’ye erişimini kısıtlayarak, Gazze’deki iletişim altyapısını hedef alarak, elektrik kesintilerine neden olarak, kullanıcıların ve internet sağlayıcılarının telefonları ve sunucuları şarj etmek için gereken yakıtı tüketerek ve uzun internet kesintileri uygulayarak bilgi akışını kontrol etti. Filistinlileri tamamen devre dışı bırakamasa da İsrail hükümeti sahadan gelen güvenilir bilgi miktarını sınırladı. Aynı zamanda, savaşın ilk iki ayında 70 Filistinli gazeteci İsrail hava saldırılarında öldürüldü; bu sayı o zamandan bu yana 90’a yükseldi.
İsrail ayrıca sosyal medya platformlarında Filistinlilerin ve destekçilerinin içeriklerini kaldırmaları için yoğun bir lobi faaliyeti yürüttü ve bu içerikleri genellikle terörizmi teşvik etmekle yaftaladı. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Ekim ve Kasım 2023’te Meta tarafından Filistin yanlısı 1050 içeriğin kaldırıldığını belgeledi. Meta, giderek artan bir şekilde, Filistin yanlısı paylaşımların görünürlüğünü önemli ölçüde azaltan ve Instagram’da“Filistinli” kelimesini “terörist” olarak çeviren yapay zekâ moderasyon sistemlerine bel bağladı.
Kutuplaşmış bir sosyal medya alanında, her gerçek tartışmalı hale geldi. Öyle görünüyor ki İsrail’in hava saldırısı ya da çatışma ile ilgili her soruşturmada olayların alternatif bir çerçevesi çiziliyor. İsrail’in hava saldırısı büyük olasılıkla tahliye yolundan kaçan sivillerin bulunduğu bir konvoyu vurduğunda, İsrail yanlısı yüzlerce kullanıcı ve açık kaynak araştırmacıları gibi davranan hesaplar, odağı Hamas’ı suçladıkları ilgisiz bir yan yol patlamasının videolarına kaydırmaya çalıştı. Böyle bir tweet1.1 milyondan fazla kez görüntülendi.
29 Şubat’ta İsrail askerleri Gazze’de bir yardım konvoyundan yiyecek almaya çalışan aç Filistinlilere ateş açtı. 100’den fazla kişinin öldüğü ve yaklaşık 700 kişinin yaralandığı olayda, İsrail kurşunlarıyla ölenlerin sayısı ile daha sonra yaşanan izdihamda ölenlerin sayısı arasındaki kesin dağılım belli değil. İsrail tüm kayıpların izdihamdan kaynaklandığını iddia etse de birçok kaybın İsrail güçlerinin ateş açması sonucu meydana geldiğini gösteren kanıtlar mevcuttur. Ordu yüksek oranda düzenlenmiş insansız hava aracı görüntüleri yayınladı ancak İsrail’in ne olduğuna dair iddiasını destekleyecek çok az şey yaptı. İsrail yanlısı hesaplar sivilleri İsrail askerlerini tehdit etmekle suçladı ve ateş açılıp açılmadığı konusunda şüphe uyandırmaya çalıştı.
Bilgi manipülasyonu modeli başka olaylarda da tekrarlandı. Araştırmacılar ve gazeteciler soruşturma yürütmek için sosyal medyadaki görüntülere bel bağlarken, yaygın yanlış bilgilendirme çalışmalarını zorlaştırıyor ve bulgularını zayıflatıyor.
İsrail’in sosyal medya kampanyası aynı zamanda ülkedeki savaş karşıtı azınlığı geri püskürtmeyi ve sağcı seçmenlere hitap etmeyi amaçlıyor. Hükümet, İsrail’in terörle mücadele yasasında savaş karşıtı içeriğin sosyal medyada paylaşılmasını suç sayan bir değişiklik yaparak ve televizyon kanalları ile web sitelerini kapatma tehdidinde bulunarak eleştirileri bastırdı. Gazeteciler sağcı çeteler tarafından taciz edildi.
Görünüşe göre, İsrail’in sosyal medya stratejisi taktiksel bir başarı sağladı. Destekçilerini bir bilgi evrenine kanalize ederken, eleştirmenlerini ve düşmanlarını başka bir evrende bıraktı. İsrail ve vekilleri kendi baloncukları içinde aynı anda Gazze’nin yıkımıyla övünebiliyor, eylemlerinin sorumluluğundan kaçabiliyor ve kınamaları asıl noktayı kaçırmak olarak görüp omuz silkebiliyor. Sosyal medyada yankı odalarının oluşturulması yeni olmasa da İsrail’in üstün kaynakları ve teknolojisinin, destekçilerini güçlü ve iyi belgelenmiş bir karşı anlatıya karşı izole etmesine yardımcı olması dikkat çekicidir.
Bu strateji, gelecekteki savaşlarda çatışan taraflar için bir vaka çalışması olabilir. Savaşları önlemek ve çözmek isteyenler de bu stratejiyi incelemelidir. Sonuçta, savaşan taraflar paralel gerçeklikleri kamuoylarına ne kadar çok yayabilirlerse barış yapmak için o kadar az fırsat olabilir.
-----
*Bu yazı Uluslararası Kriz Grubunda teknoloji ve çatışma konularında kıdemli analist olan Alessandro Accorsi tarafından kaleme alınmıştır.
Foreign Policy / 11 Mart 2023 / Çeviren: Barış Hoyraz

