Ey şehir!
Ummanlar aştım ve de geldim işte
İliklerimde direnişi intifadanın,
Ve şehitlerin bir fesleğen kokusu
Yüreğimde
Yüreğim,
Sloganların kıblesinde
O uzak yerde; Aksa'da
-Şikaki,Yasin,Rantisi ile-
Mescid-ul Aksa; "ellezi barekna
havlehu nuriyehu min ayatina"
O halde ey Kudüs !
Bu gece ben de
İbrahim'im, Musa'yım, İsa'yım
Ve de Muhammed,
Meryem'im ben,
Mabedleri çalınan Kenan diyarında
Rab'den gelen işaret sol göğsümdeki
Mim gibi, o benim
Kıblem ise seninle ayet
O İsra'dır ki
Sebe'nin tahtını getiren,
Selahaddin'in ayak izi
Süleyman Mabedinde
Edavatlarıyla cinler
Ve ebabiller beklenmektel
Fikrindeyim,
Kurtuluşu özlüyorsun
Sen de, delice
Tarihimin şehri gülümse
"La tahzen" Allah bizimle…
Bütün sabahlarının ilk ezanıyla uyandığımda
Adımlarımı atıyorum yollarına
Avuçlarımda her zaman bir dua
Mezara kadar,
Ellerim değecek bulutlara
İstanbul'dan Şam'a,
Diyar-ı Bekir'den Saray Bosna'ya
Bir de sana bir de sana
Mazlum cografyalar avuçlarımda
Bir ses işitiyorum şakaklarımda
Şah damarım kadar yakın
Görünce sevdanı,
Bütün dağları birleştiren bir tını
Ve ezgiler duyuyorum gözlerimle
İmkansızlık imkan buluyor o an
Bir onurla geçiyorum utanç duvarından
Avazım çıktığı kadar bağırıyorum;
İsra!
Bir ümmetin hatmindeki tekerrürü
Miladıdır,
İnan ey mahzun şehir!
Bu ümmet kıyama duracaktır.
Nidam ile gafiller savruluyor
Ardından
Son buluyor hıçkırıklarım
Şehrin lambaları
Eşlik edince serzenişime
Boğazımda bir düğüm
Şehitlerin ayak seslerini işitiyorum
Bu kavgamda kurşun sesleri duyuyorum
Biliyorum
Bilemiyorum
Kavmimde görseydi dediğim
Fesleğen mi açıyor yoksa
ben mi şehrin öbür ucundan
koşarak geliyorum.

