Küresel İstikbara Karşı Topyekûn Direniş
Haksöz Dergisi Sayı: 410

7 Ekim 2023 tarihinden itibaren Siyonist çetenin yoğun saldırılarına maruz kalan Gazze’den yansıyan görüntüler 15 ay boyunca tüm dünyada tam bir vicdan tahribatına, insanlık utancına yol açmıştı. 19 Ocak 2025’te yürürlüğe giren ateşkesle birlikte bir nebze azalan vahşet tabloları kısa bir aranın ardından yeniden olanca korkunçluğuyla tekrarlanmaya başladı ve elan tüm dünya bir kez daha Siyonist barbarlığın Gazze’de işlediği insanlık suçlarına şahitlik etmekte.

Gazze’de 15 aylık soykırım sürecinin ardından 15 Ocak 2025’te arabulucular vasıtasıyla ateşkes anlaşmasına varıldığı duyurulmuş ve 19 Ocak’tan itibaren de anlaşma yürürlüğe girmişti. Her biri 6 haftalık üç devre şeklinde uygulanması kararlaştırılan ateşkes anlaşması önceden tahmin edildiği üzere Siyonistlerce bozuldu. Zaten anlaşma Siyonist cephede büyük ihtilaflara yol açmış ve çok zor hazmedilmişti. Ateşkes Netanyahu çetesi için açık bir yenilgi tablosu ortaya çıkarmış, bunun hazımsızlığıyla Siyonist çete ardı ardına anlaşmanın bozulmasına yönelik adımlar atmaktaydı. Ve ilk devrenin tamamlandığı 1 Mart’tan itibaren Siyonistler ateşkesi bozacaklarını ilan ettiler. 18 Mart’tan itibaren de Gazze’ye yönelik yeniden yoğun bombardıman ve katliam sürecini başlattılar.

Siyonist çete Trump’ın da cesaretlendirmesiyle Gazze halkına karşı başlattığı katliam sürecini ağır bir muhasara siyasetiyle de pekiştirmekte. Ramazan ayının başından itibaren Gazze’ye hiçbir insani yardım malzemesinin, gıdanın ve ilacın girmesine izin verilmiyor. Zaten yetersiz beslenme nedeniyle artan hastalıklar ve çok sayıda ölüm vakasının yaşandığı Gazze’de gıda stokları hızla tükenirken kitlesel düzeyde açlıktan ölümlerle karşılaşma tehlikesi kapıda. Hastanelerin ardı ardına bombalanıp işlemez hale getirilmesiyle tedavi süreçlerinin tümüyle imha edilmesine ilaveten yürütülen bu ‘açlıktan öldürme’ politikası İsrail isimli terör şebekesinin mahiyetine ışık tutmakta.

Buna rağmen Siyonist çetenin bilhassa küresel güçlerce adeta el üstünde tutuluyor olduğunu, başta ABD ve Almanya olmak üzere İsrail vahşetini dillendirenlerin çok sert yaptırımlarla susturulmaya çalışıldığını, daha fazla katliam yapabilmesi için Siyonist terör çetesine her geçen gün daha etkili ve yıkıcı silahların teslim edildiğini izliyoruz. Yüz yüze olduğumuz tüm bu tablo meselenin bazılarının zannettiği gibi birkaç milyonluk Yahudi toplumuyla ilgili olmayıp topyekûn Batı medeniyetinin bir neticesi olduğunu ortaya koyuyor.

Bu gerçekliğin anlaşılması elzemdir. Nasıl bir kuşatma ile karşı karşıya olduğumuzun bilinmesi, saldırının büyüklüğünün ve derinliğinin doğru kavranması gerekiyor. Gazze özelinde küresel istikbarın İslam ümmetine karşı yürüttüğü savaşın boyutlarının idrak edilmesi acziyet ve çaresizlik atmosferinin yaygınlaştırılmasından başka bir şey ifade etmeyen tutarsız, hikmetsiz yakınmaları bir kenara bırakıp direnme bilinciyle hareket etmenin tek çıkış kapısı olduğunun anlaşılmasının yolunu açacaktır.

Tam da bu bağlamda direniş güçlerine güvenmenin, moralimizi yüksek tutmanın önemi ve gerekliliği kendisini hissettiriyor. Aynı şekilde düşmanın güçlülük ve her şeye muktedir olduğu imajının ise bir savaş taktiği ve propagandası olduğunun net biçimde anlaşılması önem arz ediyor. Bu gerçekliği doğru kavradığımızda uzun soluklu bir mücadelede çok önemli bir aşamayı başarıyla geçmiş olacağımız kesindir. Nihai manada mücadeleyi kazanmanın yolu ise “İnanıyorsanız en üstün sizsiniz.” hakikatini kavramaktan geçecektir.

Haksöz Arşivi