Yahya Sinvar’ın Ölümü Hamas’ı Etkileyecek mi?
Haksöz Dergisi Sayı: 404

Hamas lideri Yahya Sinvar'ın Gazze'de kısmen yıkılmış gibi görünen bir evin içinde ölü gibi durduğuna dair sosyal medyada yayınlanan ilk fotoğraflar, İsrailli liderlerin “dünyanın görmesini istemediği fotoğraflar” olabilir.

Cesedi bulan ve Sinvar'a ait olduğundan şüphelenen askerlerin aceleyle fotoğrafını çekip bazı tanıdıklarına gönderdiği, onların da bu fotoğrafları dünyanın görmesi için paylaştığı öne sürüldü.

Üstlerinin aklında Sinvar’ın nasıl öldüğüne dair farklı bir anlatı vardı: “İsrailli rehineleri canlı kalkan olarak kullanarak bir tünelde saklanan Hamas liderinin” fotoğrafını çekmeyi tercih ederlerdi. Asıl gerçek şu ki: “Hamas'ın en üst düzey lideri düşmanlarıyla savaşırken hayatını kaybetti.”

Sadece bu da değil.

Fotoğraflarda kafasında bir kurşun yarası görülüyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun dünyanın inanmasını istediği gibi kaçmaya çalışmıyordu, aksine İsrail askerleriyle yüz yüze çarpışırken öldü.

Filistinlilerin bakış açısına göre bu ölüm, ölümlerin en asili ve en onurlusu olarak kabul edilecektir.

Tartışmasız Lider

Yahya Sinvar ya da Hamas çevrelerinde bilinen adıyla Ebu İbrahim, Ekim 1962'de Gazze Şeridi'ndeki Han Yunus mülteci kampında, Filistin'in Mecdel kentinden mülteci bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Siyonist çeteler 1948 yılında Nakba sırasında köyünü işgal etti ve adını Aşkelon olarak değiştirdi.

Bir gecede “İsrail Devleti” haline gelen Gazze'nin kuzeyindeki bölgelerde yaşayan binlerce kişi gibi Sinvar'ın ailesi de o zamanlar geçici bir sığınak olacağını düşündükleri güneye doğru gittiler.

Tüm bu mülteciler, komşu Arap ülkelerinden askerlerin geleceğine, söz verildiği gibi yardımlarına koşup kasaba ve köylerini güvence altına alır almaz ve Filistinlileri sürmek için katliamlar yapan Yahudi çetelerini caydırır caydırmaz -birkaç gün içinde- evlerine döneceklerine inanıyorlardı. Ama öyle olmadı.

Sinvar, Gazze'de okula gitti ve İslam Üniversitesinde Arap Edebiyatı okudu. Lisede ve üniversitede aktif bir öğrenciydi ve Müslüman Kardeşler'in Filistin'deki şubesine katıldı. İsrailliler tarafından ilk kez 20 yaşındayken 1982'de 10 ay ve 1985'te de 8 ay gözaltında tutuldu.

1987'de Hamas ortaya çıktığında, Sinvar, hareketin önde gelen kişilerinden biri olarak belirdi ve Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin tarafından el-Mecid olarak bilinen bir iç güvenlik örgütü kurmakla görevlendirildi. Amaçlarından biri, İsrail işgal güçlerine Gazze şeridindeki Filistinli aktivistler hakkında istihbarat veren işbirlikçileri tespit etmek ve cezalandırmaktı.

Çok geçmeden 1988 yılında tutuklandı. İki İsrail askerini kaçırıp öldürmek ve İsrail ile iş birliği yaptığından şüphelenilen dört Filistinliyi öldürmekten dört kez müebbet hapse mahkûm edildi.

İbranice öğrendiği ve çeşitli kitaplar çevirdiği ya da yazdığı 23 yıl boyunca İsrail zindanlarında kaldı. Ayrıca Hamas tutuklularının iletişiminde, diğer gruplardan tutuklularla ilişkileri koordine etmede ve anlaşmazlıkları çözmede önemli bir rol oynadı.

2011 yılında Gilad Şalit isimli İsrail askerinin esir takasında serbest bırakılan binden fazla Filistinli tutukludan biriydi. Özgürlüğüne kavuşmasının ardından Sinvar hareket içinde üst düzey görevlerde bulundu.

Özgürlüğüne kavuşmasından sadece bir yıl sonra, 2012 yılında Hamas'ın siyasi bürosunun üyesi olarak seçildi ve hareketin askerî kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının yönetiminde öncü bir rol oynadı.

2021 yılında Hamas'ın Gazze'deki yerel örgütünün başına seçildiğinde, Sinvar daha da önem kazandı. Bu yıl, Kudüs'te Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya girme girişimleri ve İsrail'in ibadet için Filistinlilere getirdiği kısıtlamalar nedeniyle yaşanan gerilim, Gazze'de 11 gün süren bir başka savaşa yol açtı.

Bu, İsrail'in 14 yıl içinde Gazze'ye düzenlediği dördüncü büyük saldırıydı. Çok fazla yıkım ve yüzlerce can kaybı yaşandı. Yine de bu savaş Sinvar'ın bölgenin tartışmasız lideri olmasını engellemedi.

New York Times'ın, İsraillilerin Gazze'de bir dizüstü bilgisayarda buldukları iddia edilen Hamas belgelerine dayandırdığı son haberine göre, Sinvar ve birkaç arkadaşından oluşan çok yakın bir çevre, 2021 gibi erken bir tarihte İsrail'e karşı büyük bir saldırı için hazırlık yapmaya başladı.

İsrail'in İsmail Heniyye'yi 31 Temmuz 2024'te Tahran'da katletmesinin ardından, uzun müzakereler ve spekülasyonların ardından Hamas Şura Konseyi 5 Ağustos'ta Sinvar'ı Heniyye'nin halefi olarak hareketin yeni siyasi lideri seçti. Bu karar pek çok gözlemci için sürpriz oldu.

Dirençli Bir Hamle

Teamüllere göre böyle bir pozisyon, normalde serbest dolaşım gerektiren siyasi ve diplomatik görevler nedeniyle genellikle “diasporadaki bir Hamas lider adayı” tarafından doldurulurdu.

Halid Meşal'in birçok kişi tarafından muhtemel aday olduğu düşünülüyordu. Ancak Meşal, adaylığı kabul etmedi ve İsrail saldırganlığına direnen Gazze'nin, hareketin tarihindeki bu kritik dönemde harekete liderlik etme hakkına tek başına sahip olması gerektiğinde ısrar etti.

Sinvar'ın öldürülmesi bir başka büyük darbe olarak görülecek olsa da Hamas’ın uzun vadeli stratejisini etkilemesi pek olası değil.

İsrail daha önce birçok kez hareketin başını ezmeyi denedi. Ancak bırakın ezmeyi, kararlılığını bile zayıflatmayı başaramadı.

Hamas'ın 1980'lerin sonunda Filistin sahnesine çıkmasından bu yana ortadan kaldırılan üst düzey liderlerin listesi oldukça uzun. Hareketin kurucusu Şeyh Yasin 21 Mart 2004'te, halefi Abdülaziz Rantisi ise 17 Nisan 2004'te ortadan kaldırıldı.

Hamas'ın askerî kanadı İzzeddin el-Kassam Tugaylarının lideri Ahmed el-Ca’beri 14 Kasım 2012'de bir suikast sonucu öldürüldü. Yakın zamanda İsrailliler 2 Ocak 2024'te Hamas lider yardımcısı Salih el-Aruri'ye ve 31 Temmuz'da hareketin siyasi lideri İsmail Heniyye'ye suikast düzenledi.

Hareketin dayanıklılığı iki faktörden kaynaklanıyor. Birinci faktör, Hamas bir fikri temsil ediyor ve bu fikir, Filistinlilerin bir zamanlar bir vatana sahip olduğu ve bir asır önce Avrupa'nın Yahudi sorununa mükemmel bir çözüm olarak görülen bir Yahudi vatanı yaratmanın önünü açmak için ellerinden alındığı düşüncesine dayanıyor.

Filistinliler üç çeyrek yüzyıldan uzun bir süredir evlerine geri dönmek için mücadele ediyor.

Hamas'ın ortaya çıkışı sadece hareketin doğuşundan bir gün önce patlak veren Filistin intifadasının bir sonucu değil, aynı zamanda Yaser Arafat yönetimindeki Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) liderliğinin direnişten vazgeçme kararının da bir sonucudur.

1993'ten bu yana Filistinliler daha fazla topraklarına el konulduğunu, daha fazla evlerinin yıkıldığını ve daha fazla oğullarının ve kızlarının İsrailliler tarafından öldürüldüğünü, sakat bırakıldığını ya da gözaltına alındığını gördüler.

Vaat edilen Filistin devleti hiçbir zaman gün yüzü görmedi ve Yahudi yerleşimcilerinin Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki Filistin topraklarının çoğunu ele geçirmesiyle iki devletli çözüm bir seraba dönüştü.

İkinci faktör ise Hamas'ın seçilmiş bir liderliğe sahip kurumsal bir hareket olmasıdır. “Kişi kültü” yoktur ve yaşamını yitiren liderlerin yerine hızlı bir şekilde yenileri gelir.

Sinvar'ın yerine kimin geçeceği henüz belli değil. Belki de bu kez diasporadan birinin olması daha muhtemeldir.

Ve hareketin seçimler yapılana kadar şimdilik bir lider yardımcısıyla yoluna devam etmesi de mümkün. Ancak savaş bitene kadar seçimlerin yapılması pek olası değil ve çatışmanın alevleri Filistin'in ötesine geçip tüm bölgeyi sarmış gibi görünürken bunu tahmin etmek çok zor.

Görünürde Bir Son Yok

Son olarak, tüm bu kayıplara rağmen şehitlik her zaman değerli bir mertebe olmuştur. Filistin kültüründe -İslam kültüründe- şehitlik bir kayıp değil kazançtır.

Sinvar, İsrail tarafından öldürülen tüm selefleri gibi, birçok insan tarafından işgalcilerle savaşırken can veren büyük bir şehit olarak anılacaktır. Sinvar'ın öldürülmesinin savaşın yakın bir tarihte sona ermesinin yolunu açıp açmayacağı konusunda spekülasyonlar yapılıyor.

İsrail'in Hamas tarafından kabul edilen ve ilk olarak ABD Başkanı Biden tarafından önerilen ateşkes şartlarını kabul etmesi halinde savaş sona erebilir.

Ancak Netanyahu Hamas'ı yok etmekte ve karşılığında hiçbir şey teklif etmeden rehineleri serbest bırakmakta ısrar ederse yakın zamanda savaşın sona ereceğini görmemiz pek mümkün değil.

Elbette Sinvar'ın sahneden çekilmesinin, Netanyahu'yu daha da cesaretlendirmesi riski de var, özellikle de heyecanla beklediği, yaklaşan ABD seçimleri bağlamında.

İran'ın son saldırısının intikamını alması halinde savaşın daha da genişlemesi ve şiddetlenmesi muhtemeldir. Her şey İsrail'in İran içinde neyi hedef alacağına bağlı.

Çatışmaya gelince, bu savaş sona erse bile, Filistinlilerin temel hakları reddedildiği ve İsrail işgali devam ettiği sürece bölgenin sessiz kalması pek olası değil.

-------

* Azzam Temimi, İngiliz vatandaşı Filistinli bir akademisyen ve siyasi aktivisttir. Hâlihazırda Al Hiwar TV’de yönetim kurulu başkanı ve genel yayın yönetmeni olarak görev yapmaktadır.

Middle East Eye / 18 Ekim 2024 / Çeviren: Barış Hoyraz

Azzam Temimi Arşivi