Almanya’nın Holokost Cürmü İsrail Faşizmini Desteklemeyi Meşrulaştırmaz
Haksöz Dergisi Sayı: 404

Geçen ay Almanya Dışişleri Bakanlığı tarafından hükümet, medya ve sivil toplum gruplarıyla bir toplantıya katılmak üzere davet edilen 17 Arap gazeteciden biriydim. Amaç Almanya'nın İsrail'in Gazze'deki savaşına ilişkin tutumunu netleştirmekti.

Yedi gün boyunca Alman politikacılar sürekli olarak “İsrail'in var olma hakkını desteklemekte kararlıyız!” cümlesini tekrarladılar. Bu durum Filistinli bir gazetecinin onlara şu soruyu sormasına yol açtı: “Alman silahları kullanan faşist bir hükümet tarafından yok edilirken Filistinliler olarak bizim var olma hakkımız ne olacak?”

Berlin'deki toplantıların başlangıcından itibaren, özellikle de tırmanan çatışmanın tam ortasında yaşayan Filistinli gazeteciler arasında gerginlik hissediliyordu.

Özellikle de Filistinli insani yardım kuruluşlarına desteği keserken İsrail'i silahlandıran Almanya'nın tutumundan duydukları hayal kırıklığını yüksek sesle dile getirdiler.

Dahası, Middle East Eye'nin daha önce bildirdiği üzere, Ürdün'de faaliyet gösteren Alman derneklerinin çalışanları, 7 Ekim 2023'ten bu yana çevrimiçi Filistin yanlısı savunuculuğundan kaçınmaları için baskı gördüklerini söylüyor.

II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden bu yana, Nazilerin Holokost sırasında Yahudilere karşı işlediği suçların doğrudan bir sonucu olarak Almanya İsrail'e yönelik güçlü bir destek politikası benimsemiştir. Bu destek Berlin'in dış politikasının temel taşlarından biri haline gelmiş ve kalıcı bir yükümlülüğe dönüşmüştür.

Almanya'nın İsrail'e verdiği destek, meşru müdafaa hakkını desteklemenin ötesine geçerek denizaltılar ve silah sistemleri de dâhil olmak üzere gelişmiş askerî teçhizatın sağlanmasına kadar uzanıyor.

Soykırımın Ortağı

Berlin'e yaptığımız son ziyaretin bir parçası olarak 1942 yılında üst düzey Nazi partisi üyelerinin tarihteki en iğrenç insanlık suçlarından biri olan Holokost'a karar verdikleri Wannsee villasını gezdik. Ancak Alman siyasetçiler Yahudilere karşı işlenen bu suçlardan duydukları suçluluk duygusunu, faşist haliyle bile olsa, sık sık İsrail'e verdikleri koşulsuz desteğe bağlıyorlar, sanki İsrail'i desteklemek Yahudileri desteklemekle eşdeğermiş gibi.

Bu koşulsuz destek, özellikle İsrail'in Gazze'ye yönelik tekrarlanan savaşları söz konusu olduğunda Almanya'yı zor duruma sokuyor.

Bu savaşlar sürekli olarak çok sayıda Filistinli sivilin ölümüyle sonuçlanıyor ve Almanya'nın desteğini, özellikle Gazze'de devam eden kuşatma sırasında, büyük acılara neden olan İsrail politikalarıyla suç ortaklığı gibi gösteriyor.

Almanya'nın Siyonizm ve Yahudilik arasında kurduğu illiyet yoksunu bağ konusundaki ısrarı Yahudi halkının kendisine de zarar vermektedir. Almanya, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun faşist hükümetine silah ve siyasi destek sağlayarak İsrailli sivil muhalif sesleri zayıflatmakta, bunun yerine soykırım makinesini körükleyen hükümetin aşırılık yanlısı unsurlarını desteklemektedir. Bu da Almanya'yı binlerce kadın ve çocuğun öldürülmesine fiilen ortak yapmaktadır.

Bu ağır tarihsel yük Almanya'yı İsrail'i tüm uluslararası mecralarda koşulsuz olarak desteklemeye zorlamıştır. Bu destek tarihsel ilişkiler bağlamında anlaşılabilir olsa da İsrail'in Gazze'de devam eden insan hakları ihlallerini görmezden gelmek için bir bahane olarak kullanılması hem etik hem de siyasi açıdan savunulamaz.

Bugün Almanya'nın Gazze çatışması konusundaki tutumunu acilen yeniden değerlendirmesi gerekmektedir. Tarihin zincirlerinden kurtulmalı ve Filistin halkının haklarını tanıyan daha adil ve insancıl bir politika benimsemelidir. Almanya, Filistinlilerin yaşam hakkı da dâhil olmak üzere insan haklarını gerçekten destekleyen politikalar benimsediği takdirde barış sürecinin ilerletilmesinde daha olumlu bir rol oynayabilir.

Almanya'nın önündeki en büyük zorluk İsrail'e olan bağlılığı ile uluslararası insan hakları yükümlülükleri arasında nasıl bir denge kuracağıdır. Almanya, BM kararları temelinde bir Filistin devletinin kurulmasını savunan, çatışmaya barışçıl ve adil bir çözüm bulunması için çaba göstererek yapıcı bir rol oynayabilir.

Ancak bugün öncelikli olan Lübnan ve Gazze'deki Siyonist ölüm makinesini durdurmaktır.

Middle East Eye / 14 Ekim 2024 / Çeviren: Hamza Asil Gökgöz

Muhammed Ersan Arşivi