Yahya Sinvar’ın Ağzından: Dünyanın Özgür İnsanlarına Selam Olsun!
Haksöz Dergisi Sayı: 404

Geçtiğimiz hafta dünyanın dört bir yanından milyonlarca kişi, 16 Ekim'de Refah'ta öldürülene kadar İsrail'e karşı meydan okurcasına savaşan Yahya Sinvar'ın son anlarını gösteren drone görüntülerine şahitlik etti.

1989'dan 2011'de esir değişimi kapsamında serbest bırakılana kadar 22 yılını İsrail hapishanesinde geçiren Hamas'ın Gazze'deki merhum lideri, İsrail, Amerika ve Batı ana akım medyası tarafından kötülenmiştir. Öyle ki, ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, İsrail ordusunun 61 yaşındaki Sinvar'ı öldürmesinden övgüyle bahsetti. Hamas ABD, İngiltere ve AB'de terörist grup olarak yasaklanmıştır.

Batılıların direniş liderlerini “terörist” olarak nitelendirmesi yeni değil, sömürge döneminin iğrenç bir mirasıdır. Filistin'de ilk İngiliz sömürgeciler, onların Siyonist temsilcileri ve ardından gelen İsrail devleti, her Filistinli lideri terörist olarak tanımlamıştır.

Ancak Filistinliler için bu tür “terörizm” etiketlerinin hiçbir kıymeti yoktur. Onlara göre Sinvar, İngiliz ve daha sonra İsrail sömürgeciliğine ve işgaline karşı savaşarak yaşamış ve ölmüş, özgürlük ve kendi kaderini tayin etme arayışında olan uzun bir Filistinli direniş kahramanları listesine aittir.

Siyasi Akıl

Filistinlilerin onurlu bir şehitlik olarak gördükleri savaş meydanında ölme olayına karşı, Sinvar'ın ve hayatının onurunu zedelemeye çalışan birkaç şüpheli haber peydahlandı.

Filistinli liderlere yönelik bu muamele, esasen Filistinli liderler hakkındaki İsrail anlatılarını sıklıkla tekrarlayan Batılı yayın organlarının tipik bir örneğidir.

Hamas: A Beginner's Guide (Yeni Başlayanlar İçin Hamas) adlı kitabımın yakında yayımlanacak baskısında Sinvar'ın Arapça konuşmalarından İngilizceye çevrilen ve kendisi ile İsrail ve Batı medyasının çizdiği tablo arasında keskin bir tezat olduğunu ortaya koyan çeşitli alıntılara yer vereceğim.

Hamas'ı yakından inceleyenlerin bile dikkatinden kaçan önemli bir an, Sinvar'ın 10 Mayıs'ta İsrail'le patlak veren ve 11 gün süren “Kudüs'ün Kılıcı” operasyonundan birkaç gün sonra, 26 Mayıs 2021'de düzenlediği basın toplantısıydı.

Sinvar 1 saat 43 dakika boyunca her türlü soruya yanıt vererek bize siyasi ve askerî zihnine derinlemesine bir yolculuk yapma fırsatı verdi.

Barışçıl ve halk direnişinin askerî eylemlere göre önceliğinden bahsetti, Amerikan ve Batı hükümetlerinin Filistinlilere ihanetinden yakındı ve İsrail ile uzun vadeli bir ateşkes ve bölgede kapsamlı bir barış potansiyelini değerlendirdi.

Sinvar ayrıca koşulların değişmemesi halinde Gazze'nin patlamanın eşiğinde bir düdüklü tencere olduğu uyarısını yineledi. Geriye dönüp bakıldığında, basın toplantısındaki sözlerinin analizi bizi tek bir sonuca götürürdü: Gazze çıkmazı, merkezinde Hamas'ın olduğu bir patlamaya doğru gidiyor.

Ölümünün anısına, o basın toplantısı sırasında yaptığı açıklamalardan bazılarını tercüme ettim. Aşağıdaki alıntılar konuşmasının sadece bir bölümünü temsil etmekle birlikte, belki de Batılı raporlarda yer alan bazı kötü niyetli tasvirleri dengelemeye yardımcı olabilir.

“Özgür, Özgür Filistin”

Sinvar, konuşmasına Filistinlileri, Arapları ve uluslararası dayanışma protestocularını Filistin'e verdikleri destek için selamlayarak başladı.

İlk olarak İsrail'in Filistinli vatandaşlarına seslendi: “1948'de işgal edilen topraklarımızdaki siz yüce kadınlar ve erkekler! Filistinli, İslami ve Hristiyan kimliğinize sımsıkı sarıldığınız ve bu yabancı varlığın (İsrail) bir parçası olmayacağınız için sizlere selam olsun.

Filistin'e destek için sokaklara dökülen Araplara ve işgal altındaki Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah mahallesi sakinlerine teşekkür ettikten sonra dikkatini uluslararası destekçilere çevirdi: “Tüm ülkelerden, ırklardan ve uluslardan ‘Özgür, özgür Filistin!’ sloganlarıyla sokağa çıkan ve işgalin çocuklarımıza, kadınlarımıza ve sivillere karşı işlediği suçları kınayan dünyanın özgür insanlarına selam olsun.

Birlik ve Direniş Üzerine

Sinvar, Hamas'ın başlıca rakibi el-Fetih de dâhil olmak üzere diğer Filistinli grupların askerî liderlerinden övgüyle söz etmesiyle ve bu gruplar arasında birlik sağlama çabalarıyla tanınıyordu.

Sinvar, konuşmasında merhum Filistin lideri Yaser Arafat'a atıfta bulunarak Hamas'ın onun başlattığı özgürlük mücadelesini sürdüreceği sözünü verdi: “Tüm selamlar lider Ebu Ammar'ın [Arafat] ruhuna. Bu vesileyle kendisine şunu söylüyorum: Rahat ve huzur içinde uyu Ebu Ammar. Halkımızın savaş kabiliyetini güçlendirmeye çalışırken öldün!

Benzer kuşatıcı sözler, 1995 yılında İsrail tarafından öldürülen Filistin İslami Cihad lideri Fethi Şikaki ve 2001 yılında yine İsrail tarafından öldürülen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) lideri Ebu Ali Mustafa'nın da aralarında bulunduğu diğer merhum liderlere de yöneltildi.

Allah'ın yardımıyla, yıllarca süren bölünmüşlüğün ardından Filistin halkımızı birleştirmeyi başardık. Hepsi bir araya geldi: Hamas, el-Fetih, FHKC, İslami Cihad -gruplara bağlı olanlar ve olmayanlar- hepsi direniş için slogan atıyor.

Herkes canı ve kanıyla Aksa'yı savunmak için slogan atıyor. Dindar olan ve olmayan kadın ve erkekler ‘Kılıcı kılıcın önüne koyun, hepimiz Muhammed Deif'in (Hamas'ın askerî kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları komutanı) adamlarıyız!’ diye slogan attılar.

Sinvar ayrıca Filistinli direniş grupları tarafından planlanan 7 Ekim 2023 misilleme operasyonunu ima ederek Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlallerini sürdürmesi halinde İsrail'e tüyler ürpertici bir uyarıda bulundu:

Mescid-i Aksa ve Kudüs kırmızı çizgimizdir. Eğer burada daha fazla kalmak istiyorsanız Mescid-i Aksa ve Kudüs'ten uzak durun. Devletinizi ortadan kaldırmaya yönelik vereceğimiz bir karar, Mescid-i Aksa ve Kudüs'e yönelik planlarınızı uygulamaya niyetli olup olmadığınıza bağlıdır. Biz hazırız ve zaten provası yapılmış bir planımız var (Kudüs'ün Kılıcı Operasyonu). Gazze tüm gücüyle direnişini başlatacak ve Batı Şeria tüm gücüyle patlayacak.

Bizler, direnişin liderleri olarak Allah’ın izniyle bu yılın Gazze Şeridi'nin ekonomik ve insani yaşamında büyük bir atılım olmadan geçmeyeceğine söz veriyoruz. Bu yıl geçmeyecek ve Gazze'de abluka, savaş ve yıkımın neden olduğu sorunlar olduğu gibi kalmayacak. Tüm dünya duysun: Gazze'nin sorunları şimdi çözülmezse yeşil ve kuru her şeyi yakacağız.

Şiddetsizliğe Öncelik Vermek

Silahlı direniş tehditlerine rağmen Sinvar şiddet içermeyen direnişe öncelik vermenin önemini vurgulayarak Gazze'de kendisinin başlattığı ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ barışçıl protestolarını hatırlattı.

Halkımızı savaşın dehşetinden kurtarmak için, halkımızın farklı direniş araçlarını birleştirmesi gerektiğine gerçekten inanıyoruz ve her zaman inandık: barışçıl ve halk direnişi. Çeşitli biçimleriyle silahlı direnişin yanı sıra siyasi ve diplomatik çabalar…

Herkes biliyor ve kabul ediyor ki biz, Filistin direnişinin diğer gruplarıyla ve halkımızın gruplarıyla birlikte, Mart 2018'den Mart 2020'ye kadar, o harika, barışçıl ve halk direnişi gösterilerine katıldık: Büyük Dönüş Yürüyüşü. Allah'ın lütfuyla, bu yürüyüşler aracılığıyla inanılmaz güzel bir imaj çizdik; medeni bir halkın barışçıl, halk direnişine katıldığını ve bazen daha sert yöntemler kullandığını gösterdik.

Özgür ve medeni dünyanın ve uluslararası kuruluşların iki cihette tepki vereceğini umuyorduk: birincisi, bu barışçıl hareketi takdir edeceklerini ve düşmanın halkımıza karşı aşırı güç ve ölümcül şiddet kullanımını engelleyeceklerini; ikincisi, halkımızın taleplerini ve haklarını yerine getirmesi için düşmana ve işgale baskı yapacaklarını umuyorduk. Ancak ne yazık ki iki yılı aşkın bir süredir Siyonist savaş makinesi, işgal ordusunun keskin nişancılarıyla oğullarımızı ve kızlarımızı hedef almaya ve onları öldürmeye devam etti.

Siyasi Çözümler

Kırmızı çizgilerini korusa da Sinvar, halkına İsrail ile olası bir ateşkesi de içeren uzun vadeli barışçıl bir çözüm sunmaya kararlı olduğunu ifade etti.

Bir Amerikan kanalının muhabirlerinden biri bana sordu: ‘Başkan Biden'a mesajınız nedir?’ Tek bir cümleyle cevap verdim: İşgali uluslararası hukuka ve uluslararası kararlara uymaya zorlayın. Eğer işgal buna uyarsa ister dört yıl ister beş yıl ya da daha uzun süreli bir ateşkes imkânı doğar.

Eğer dünya işgale Batı Şeria'dan çekilmesi, Batı Şeria'daki yerleşimleri dağıtması ve Doğu Kudüs'ten çekilmesi için baskı yapabilirse o zaman uzun vadeli bir ateşkes mümkün olabilir.

Ayrıca tutukluların serbest bırakılması, Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması, Kudüs'te seçimlerimizi yapmamıza izin verilmesi ve topraklarımızın bir kısmında Filistin devletimizin kurulması çağrısında bulunuyoruz. Bu kesinlikle çatışmayı erteleyen ve bölgede bir istikrar düzeyi sağlayan nispeten uzun vadeli bir ateşkes olasılığına kapı açacaktır. Dünya bunu başarması için işgale baskı yapma konusunda ciddi mi? Umarız (İsrail'in saldırganlığının) son turu, uluslararası liderlerin farkındalığı hususunda böyle bir senaryoyu zorlayacak bir değişime yol açmıştır.

Sinvar'ın konuşmasından yapılan bu alıntılar, Batı medyası tarafından sunulan yüzeysel ve küçümseyici imajla çelişen sofistike bir liderin göstergesidir.

Onu yakından tanıyanlar, Gazze'deki Filistinlilere kendisini sevdiren alçakgönüllülüğüne ve halktan yana karakterine hayranlık duyuyor. Bir Filistinli olan Eymen el-Hafi'nin sosyal medya paylaşımı çoğu Filistinlinin düşünce ve duygularını yansıtmakta:

“Bir tünelde saklanmıyordu. Çadırlarda yerinden edilenlerin, hastanelerdeki hastaların ya da evlerindeki sivillerin arasında da değildi. En azimli savaşçıların, savaşta en kararlı ve yetenekli olanların bulunduğu yerdeydi. Güvenlik ya da lüks arayışında değildi. Konfor ve güvenlik isteseydi, adamlarına asla Be'eri ve Re'im'e (7 Ekim 2023'te Hamas tarafından saldırıya uğrayan, Gazze'nin İsrail sınırındaki iki kibbutz yerleşimi) saldırma emri vermezdi. Halkının başına gelen açlık ve ölümler onun ve ailesinin de başına geldiği için gözle görülür derecede zayıflamış görünüyordu. Onun 7 Ekim'deki kararları ve eylemleri sadece halkı ve davası için en iyisini aramaktan ibaretti.”

Middle East Eye / 21 Ekim 2024 / Çeviren: Hamza Asil Gökgöz

Halid Hroub Arşivi