Ben bir falcı değilim ve elbette geleceği bilemem, bunu sadece Allah bilir, ancak dünyanın dört bir yanındaki devrimlerin yükselişlerinden düşüşlerine kadar tarih boyunca nasıl ilerlediklerini biliyorum. Mart ayında Suriye devriminin yıldönümünde yazdığım bir yazıda, “Suriye devrimi kendisine en yakın olanların ihanet ve hainliklerini ortaya çıkardı, ancak hikâye tamamlanmadı; henüz bir son yazılmadı.” demiştim.
Ve yazımı şöyle bitirmiştim: “Devrimler, tıpkı savaşlar gibi, karar saati gelip perde inene kadar pek çok dönemeçten geçer. Kasap Esed'in başkan olarak kalması sizi yanıltmasın. Devrimin ateşi her özgür Suriyelinin vicdanında yanıyor ve sahada yeniden alevleneceği anı bekliyor.”
Suriye'deki devrimci sahneyi derinlemesine düşünmüş, Suriye halkı arasındaki iç baskıyı ve Beşşar Esed liderliğindeki acımasız Baas rejiminin şiddetini, zulmünü ve caniliğini izlemiştim. Öngörüm netleşti ve bu mazlum ve yaralı halkın yaralarını hızla saracağından ve Doğu ile Batı, yakın ile uzak, devrimi engellemek için bir araya geldikten sonra devrimi tamamlamak için ayağa kalkacağından emin oldum. İran ve Rusya'nın müdahalesi olmasaydı, yeryüzü katil Esed'in ayakları altında sarsılıyordu ve Esed yıkılmanın eşiğindeydi.
Özgür Suriye devrimcileri, Suriye'nin ekonomik başkenti ve en büyük kenti olan ve Esed'in 1970'te iktidarı ele geçirmesinden bu yana ağır baskılara maruz bıraktığı Halep'i kurtarmayı başardı.
2016 yılında Suriyeli devrimciler Halep'in kontrolünü tamamen ele geçirmişlerdi ki Kasım Süleymani liderliğindeki İran Devrim Muhafızları Suriyelileri öldürüp katletti, her yeri yakıp yıktı ve katliamdan kurtulan Halep halkını yerlerinden ederek yerlerine İran, Hizbullah, Haşdi Şabi ve Afganistan'dan gelen Şii milisleri yerleştirdi.
Dolayısıyla Halep'in kurtarılması, katil başkanın durumun istikrara kavuştuğunu ve işlerin kendi lehine olduğunu düşünmesinin ardından Suriye meselesinin ele alınmasında dengenin yeniden sağlanması için gerekliydi. Kendisi 10 yıllık izolasyonun, dışlanmanın ve halkından uzak kalmanın ardından Arap ve İslam dünyasıyla yeniden ilişki kurmaya ve büyük zirvelere davet edilmeye başlamıştı.
Halep'in kurtarılması, Suriye nüfusunun dörtte birini ve Suriye ekonomisinin üçte birini temsil etmesi nedeniyle, Suriye'de acımasız rejim tarafından dayatılan askerî ve güvenlik çözümü yerine siyasi bir çözüme olan ihtiyacı yeniden vurgulamıştır. Dolayısıyla artık rejimin kontrolünde olmaması, rejimi Suriye halkının, özellikle de Alevi destekçilerinin gözünde şaşkın ve zayıf hale getiriyor. Esed ailesinin iktidar tekeli ikileminin çözülmesini acil hale getiren bu durum, 2020'den bu yana görece kontrolü elinde bulundurmasına rağmen rejimin zayıf ve Suriye'yi yönetemez olarak görülmesine yol açıyor.
Suriye muhalefeti, Şam'daki rejimin topçu ateşine karşılık rejim güçlerine yönelik “saldırganlığın caydırılması” olarak adlandırdığı kapsamlı saldırısıyla herkesi şaşırttı. Özellikle de Siyonist çete ile Hizbullah'ın Lübnan'da ateşkes ilan etmesinin arifesinde başlatılmış olması nedeniyle, bu saldırı, zamanlaması, muhalif güçlerin rejime karşı harekete geçme hızı ve Halep ile Hama, İdlip ve diğer bölgelerdeki kontrolleri hakkında birçok soruyu beraberinde getirdi. Bu nedenle bazıları muhalefetin kontrol alanını genişletmek için savaş başlatmasını, Hizbullah'ın Esed rejimini savunmak için Suriye'deki zayıf varlığını ve Rusya'nın Ukrayna ile savaşıyla meşgul olmasını fırsat bilmesi ile ilişkilendirmeye çalıştı. Bu muhalifler için bulunmaz bir fırsattı.
Suriye devlet güçleri rejim tarafından kontrol edilememiş ve Esed işe yaramaz hayalet bir figür haline gelmiştir. Dolayısıyla Halep'in kurtarılmasının Suriye'yi uluslararası kanun ve sözleşmeler çerçevesinde yönetilen bir devlet olarak yeniden inşa etme projesinin başlangıcı olduğuna şüphe yok. Tarafların Suriye'yi bağımsız bir devletin yasal tanımından ayrı olarak kontrol etmeleri mantıksızdır.
Suriye ve bölge, istikrarı sağlamak ve Arap dünyasındaki fitneye katkıda bulunan İran'ı sınırlarına geri döndürmek için bölgesel ve uluslararası iş birliği gerektiren büyük bir meydan okumayla karşı karşıyadır. İran aynı zamanda Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'in yıkımından da sorumludur. Halep'in kurtarılması bölge genelinde medeniyetin yeniden düzenlenmesi için bir işaret olacak mı? Bu soruyu umutla ve bir dereceye kadar iyimserlikle soruyorum.
Middle East Monitor / 2 Aralık 2024 / Çeviren: Gökhan Ergöçün


