Parıltılı Bir Orman
TEMMUZ Sayı: 4 - Kasım 2016

Dibinde hem uyur hem büyürdük üstümüzde bir söz çavlanı

Dünyanın en sıcak, en müşfik mektebi o dizler nereye gitti

Parmağını oynatamazdı kötülük güzellik ordularının sesinden

Evreni ayet ayet gezen, elif elif ören o cüzler nereye gitti

Semerkant’ta diken batsa bir ele, bir kılıç çekilirdi Bağdat’ta

Fatihada birikip kaynaşan bizler, o kardeş yüzler nereye gitti

Cezayir menekşesi açardı Çin’de bile, taşardık hep camilerden

Aşkla çoğalan o cevher mayası o rengârenk özler nereye gitti

Parıltılı bir orman, seyrine doyulmaz bir meyve bahçesiydik

O ak incirler, kara zeytinler, o yemyeşil cevizler nereye gitti

Dağ taş dil dökerdi peşinden, gülünce ceylan gözlü Leyla’mız

Dertle tutuşan o mahcup gönüller, o iffetli sözler nereye gitti

Zinciri birlikte kırmış, el ele kesmiştik kara urganını iblisin

Dağlarda uyuyan denizler, çölü yürüten o filizler nereye gitti

Ocağımızı hiç söndürmez, başında beklerdik insanlığın sırayla

Ekmeği tükenmeyen közler, kurumayan o gözler nereye gitti

Bilgeliğimiz cömert bir okyanustu, parmak ısırtırdı yiğitliğimiz

Hinliği kağşatan gürzler, kitaplara sığmaz o izler nereye gitti

Ali Emre Arşivi