Tevekkül
TEMMUZ Sayı: 4 - Kasım 2016

İncir ağacının gölgesinde

Bahçendeki kuşlar başını eğer suya

Kızıl ufuklardan çıkıp gelen gül yüzünle

İncir dallarının

Kederi çuvala süpürme telaşı var

Ve iyidir incir sütü

Buğday renkli tenindeki sihillere

Ve güneş, çağıra çağıra seni

Gider yeni güne

Şehrin caddelerinden kazıyorum hüznümüzü

Atarım sonra bunları sana

Postacılar hâlâ, mektup taşıyorsa

Varlığımla kalbimin arasında ben

Yaklaştıkça kalbime, beni çağırır melekût âlemi

Bildi aksakallı dedelerimin yokluğunda çocukluğum

Ellerinin sıcaklığını

Ve geçti titreyişler çağından

Seninle biz, haberlere bakarken

Bekliyoruz insanlığın patolojik inceleme sonuçlarını

İnsanlık, kanseri durduran buluşların gölgesinde

Eriyor bakışlarımızın hizasında

Sonra ben

Yokuşlardan daha henüz çıkmaya başlamışken

İniyor olduğunu görerek senin yürüyorum

Ve senin bu inişin

İçime kalelerini inşa ettiriyor elemin

Hepimizi birgün çağıracak biliyorum toprağın mülayimliği

Suskunluğa

Ondan sana, bana ve anama

Bir hatırlatıştır bu sekteler

Bu ihtarlar

Çıkış yolumuzsa,

İpine sımsıkı sarılmaya çalıştığımız Allah

Velilhamdülillah

Yavuz Balı Arşivi