İncir ağacının gölgesinde
Bahçendeki kuşlar başını eğer suya
Kızıl ufuklardan çıkıp gelen gül yüzünle
İncir dallarının
Kederi çuvala süpürme telaşı var
Ve iyidir incir sütü
Buğday renkli tenindeki sihillere
Ve güneş, çağıra çağıra seni
Gider yeni güne
Şehrin caddelerinden kazıyorum hüznümüzü
Atarım sonra bunları sana
Postacılar hâlâ, mektup taşıyorsa
Varlığımla kalbimin arasında ben
Yaklaştıkça kalbime, beni çağırır melekût âlemi
Bildi aksakallı dedelerimin yokluğunda çocukluğum
Ellerinin sıcaklığını
Ve geçti titreyişler çağından
Seninle biz, haberlere bakarken
Bekliyoruz insanlığın patolojik inceleme sonuçlarını
İnsanlık, kanseri durduran buluşların gölgesinde
Eriyor bakışlarımızın hizasında
Sonra ben
Yokuşlardan daha henüz çıkmaya başlamışken
İniyor olduğunu görerek senin yürüyorum
Ve senin bu inişin
İçime kalelerini inşa ettiriyor elemin
Hepimizi birgün çağıracak biliyorum toprağın mülayimliği
Suskunluğa
Ondan sana, bana ve anama
Bir hatırlatıştır bu sekteler
Bu ihtarlar
Çıkış yolumuzsa,
İpine sımsıkı sarılmaya çalıştığımız Allah
Velilhamdülillah


