1. HABERLER

  2. HAKSÖZ DERGİSİ

  3. Haksöz dergisinin Mart 2026 sayısı çıktı
Haksöz dergisinin Mart 2026 sayısı çıktı

Haksöz dergisinin Mart 2026 sayısı çıktı

Haksöz dergisinin Mart 2026 tarihli 420. sayısı çıktı. ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarında bir okulun bombalanması kapağa taşındı.

10 Mart 2026 Salı 14:58A+A-

HAKSÖZ-HABER

“Kur’an’ın aydınlığına doğru” şiarıyla aylık yayınını sürdüren Haksöz’ün Mart 2026 tarihli 420. sayısı çıktı. “Bin Kez Tanıdık Siyonistleri; Çocukları Katleden Vahşi Tırnaklarından” manşetiyle çıkan dergide küresel istikbarın İran’a yönelik saldırıları kapak konusu olarak ele alınıyor.

Gündem yazısında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik baskı ve saldırılarının küresel güç dengelerini yeniden şekillendirmeyi hedefleyen bir stratejinin parçası olduğu vurgulanıyor; İran’la ilgili nasıl bir tutum sahibi olmak gerektiği tartışılıyor.

Musa Üzer, Haçlı-Siyonist ittifakının İran’a yönelik saldırılarının Müslüman dünyayı zor bir siyasi ve ahlaki sınavla karşı karşıya bıraktığını savunuyor. Mezhepçi refleksler yerine ümmet perspektifi ve adalet ilkesiyle hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Ramzy Baroud, İran’a yönelik askerî operasyonların medyada sunulan görüntüsü ile gerçek jeopolitik hedefleri arasındaki farkı inceliyor.

Eyüp Togan, ABD’nin küresel sistemde ekonomik gücü merkezde tutarken savaşın maliyetlerini müttefiklerine ve uluslararası sisteme yayma stratejisini analiz ediyor. Yazı, Amerikan dış politikasının hegemonya arayışını ekonomi ve savaş ilişkisi üzerinden değerlendiriyor.

Sümeyye Gannuşi, ABD’nin Ortadoğu politikalarının İsrail’in yayılmacı hedefleriyle nasıl örtüştüğünü ele alıyor. Washington yönetiminin politikalarının Filistin başta olmak üzere bölgedeki çatışmaları derinleştirdiğini vurguluyor.

Ahmed Najar, Filistin meselesinin Batı’da çoğunlukla sol çevrelerle sınırlı bir siyasi mesele olarak algılanmasının stratejik bir hata olduğunu savunuyor. Filistin davasının daha geniş siyasi ve toplumsal kesimlere anlatılması gerektiğini ifade ediyor.

Rıdvan Kaya, MEB’in “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesi üzerinden Türkiye’de bazı laik çevrelerin ramazan ayının kamusal hayattaki görünürlüğüne karşı gösterdiği tepkileri eleştiriyor; bu yaklaşımın özgürlük söylemiyle sunulan ideolojik bir din karşıtlığı olduğunu belirtiyor.

Murat Koç, futbolun küresel kapitalist sistem içinde devasa bir endüstriye dönüşerek kitlelerin gündemini ve bilincini nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Müslüman şahsiyetin bu tür gündemlere karşı nasıl ve ne kadar mesafe koyması gerektiğini irdeliyor.

Patrick Gathara, Batı dünyasının sömürgecilik geçmişinin günümüz uluslararası ilişkilerinde hâlâ etkili olduğunu ele alıyor. Modern siyasi ve ekonomik müdahalelerin çoğunun eski sömürgeci zihniyetin devamı olduğunu iddia ediyor.

Hussein Jelaad, dijital çağın genç kuşaklarında görülen akıllı telefon yorgunluğunu ve bunun sonucunda basit teknolojilere yönelme eğilimini inceliyor. Yazı, aşırı dijital uyarılmanın insan psikolojisi ve dikkat kapasitesi üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor.

Cahit Çekmen, İslam düşüncesinde merak duygusunun teşvik edilmesi ile sınırlandırılması arasındaki dengeyi tartışıyor. Bilginin ahlaki sorumluluk ve vahyin rehberliği çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Sinan Ön, kapitalist sistemin bireyi tüketim merkezli bir kimliğe yönlendirdiğini ifade ettiği yazısında bunun Müslüman şahsiyet üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu tartışıyor. Müslüman kimliğin ahlaki ve toplumsal sorumluluk temelinde yeniden inşa edilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Cündüllah Avci, fıkhın yalnızca dar ibadet alanlarına indirgenmesinin Müslümanların hayat anlayışını da daralttığını ifade ediyor. Avci, fıkhın hayatın bütün alanlarını kuşatan bir perspektifle yeniden ele alınması gerektiğini savunuyor.

Harun Ünal, sahabe Sa’lebe hakkında dolaşan olumsuz rivayetleri hadis ve tarih kaynakları açısından ele alıyor. Söz konusu rivayetlerin izini sürerek mevcut anlatının güvenilirliğini sorguluyor.

Mustafa Akman, Ahmed es-Sirhindî’nin İslam düşüncesi ve mezhepler tarihindeki konumunu inceliyor. Özellikle Sünni-Mâturîdî düşüncenin gelişimine yaptığı katkılara dikkat çekiyor.

Hamza Türkmen, yönetmen Mustafa Akkad’ın “Çağrı” ve “Ömer Muhtar” gibi filmlerinin Müslüman toplumların bilinç dünyasında oluşturduğu etkiyi değerlendiriyor. Türkiye’de ilk yayınlandığı tarihsel dönemi ve o dönemde filmlerin nasıl algılandığını yorumluyor. Bu filmlerin İslami kimlik, tarih bilinci ve direniş fikrini besleyen kültürel bir rol oynadığına işaret ediyor.

Derginin bu sayısı ağırlıklı olarak Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmeler, İslam dünyasının siyasi ve fikrî meseleleri ile modern kültürel kuşatma başlıklarına odaklanmaktadır. Yazılar, Müslümanların güncel siyasi gelişmeler karşısında ilkesel bir duruş geliştirmesi ve entelektüel bilinçlerini canlı tutmaları gerektiğini vurgulayan ortak bir perspektif sunmaktadır.

37798891-6a22-4bcc-a31a-5871797603ea.jpeg

İRTİBAT: 0212 524 10 28

[email protected]

 

HABERE YORUM KAT