1. YAZARLAR

  2. YUSUF YARGIN

  3. Sadece sekiz saniyemiz var
YUSUF YARGIN

YUSUF YARGIN

Yazarın Tüm Yazıları >

Sadece sekiz saniyemiz var

19 Nisan 2026 Pazar 22:04A+A-

Hakikatin ayak izlerini takip eden her bir insan, hayata ibret nazarıyla bakabilmenin yolunun; düşünen bir beyinden ve basiretli bir kalpten geçtiğini gayet iyi bilir. Bu anlamda hayatın talebesi olmayı bir türlü başaramayanlar ise gerek hayatı okuma açısından gerekse de eşyanın hakikatini idrak etme konularında, geride kalmaya mahkumdurlar. Durum böyle olunca da birçok nimetin kadrini takdir etmek, pek mümkün olamamaktadır ki bu nimetlerin en önemlilerinden biri sıhhat iken diğeri de zaman olgusudur.

Genellikle zamanın sonsuz olduğu yanılgısına düşerek, boş vakitleri verimsiz harcamak ve işleri ertelemek gibi bir çeşit gaflete düştüğümüz olur. Nitekim zamanını şuursuzca tüketerek ömrünü ziyan edenler, günlerini zaman öldürerek geçirdiklerini ifade ederler. Hakikatte ise zaman onları öldürmektedir lakin bunun farkında değiller. Hasan-ı Basri, bu konuda şöyle der: “Ey Âdemoğlu! Sen günlerden yani zamandan ibaretsin. Bir gün geçince, senin de bir parçan geçmiş demektir.(1) Vaktini kullanarak nakit elde etme meşguliyetine dalan insanoğlu, buna mukabil nakdini kullanarak vakit elde edemeyeceği gerçeğini pek düşünmez.

İslam alimleri, zamanı doğrusal bir çizgiden ziyade dairesel bir döngüye benzetirler. Mevsimlerin döngüsü veya gece ile gündüzün döngüsü gibi. Dakika devrini tamamlayınca saat, o da devrini tamamlayınca gün oluşur. Döngüler tamamlandıkça sırasıyla ay, yıl, yüzyıl ve çağ gibi zaman limitleri oluşur. Fakat zamanla ilgili olarak takdir ettiğimiz bu değişkenler, biz insanlar için geçerlidir. Çünkü zaman görecelidir. Hele ki Allah açısından bizdeki bu tür zaman sınırlamalarından bahsedilemez. Dünya hayatı bizler için epey uzun bir zaman ihtiva ediyor olabilir. Bazen aylar, yıllar geçmek nedir bilmez. Her ne kadar böyle idrak ediyor olsak da zamanı, bizden daha iyi ölçen biri var ki o da Allah’tır. Allah katında dünya hayatı sandığımızdan daha “kısa bir süredir(2) ve bizdeki zaman dilimleri Allah’ın indinde geçerli değildir. “Bilinmeli ki Rabbinin katındaki bir gün sizin saymakta olduklarınızın bin yılı gibidir.(3)

Üstelik zaman, fiziki dünya ile de sınırlı değildir. Dünyanın günleri bitince, ahiret günleri başlar; tıpkı yevmü’d-din gibi. İlginçtir o gün insanların zamanı algılama biçimleri de değişecektir: “Kıyamet gününü gördüklerinde (dünyada) sadece bir akşam vakti veya onun kuşluğu kadar kaldıklarını sanırlar.”(4) İnsanın ömrünü, herhangi bir yolcunun, bir ağacın gölgesinde dinlenmesi kadar kısa bir süreye benzeten peygamberimiz de aslında aynı hakikate atıfta bulunmaktaydı.

Oldukça kısa olmakla birlikte satın alınamayan, depolanamayan, ödünç verilemeyen ve bir daha geri gelmeyen zaman; geleceğimizi ve daha da ötesi ahiretimizi şekillendirecek olan en önemli faktördür. Fıtratımız her ne kadar kolay, eğlenceli, renkli ve zevkli işlere meyletse de mu’minlerin; birer ibnü’l-vakt olarak yani vaktin çocuğu olarak, yaşadıkları anın kıymetini bilmeli ve de onunla en güzel şekilde ahirete hazırlık yapmaları gerekmektedir. Nasıl ki mekanlar iyi insanlar ile kıymet kazanıyorsa; zaman ve ömür denilen olgular da iyi amellerle değer kazanmaktadır. İbnü’l-vakt olmayı özümsemiş kişiler, bir kum saatindeki her bir kum tanesine kıymet atfedercesine, zamanlarını daha bilinçli geçirmeye yönelecektir. İşte o zaman Rabbimizin: “Öyleyse bir işi bitirince diğerine koyul, yalnız Rabbine yönel." (5) emrine uymuş olacaktır. İşte o zaman bu dünyada bir katma değer üretmenin gereğini yerine getirmiş olacaktır. İşte o zaman dünya denilen bu kumsalda hayırlı bir ayak izi bırakmaya yönelmiş olacaktır. Dahası, bugünden yarına ne gönderdiğine odaklanacaktır.

Zaman algısının göreceli olduğu gerçeğini yeniden hatırladığımızda bu bizi, zaman olgusuna bakmak için başka bir pencereye daha yönlendirebilmektedir: Ömür denilen süreci hesaplarken genellikle Güneş yılını kullanırız. Bir yaş yılımızı 365 gün üzerinden hesaplarız. Şayet Galaxy yılını kullanmış olsaydık durum bambaşka olacaktı. Çünkü bir Galaktik yıl, Güneş Sistemi’nin, Samanyolu Galaksisi’nin merkezi etrafında tam olarak bir tur atması için geçen süredir ve bu da yaklaşık olarak 225 ile 250 milyon dünya yılına eşittir.

Bu durumda ortalama bir insan ömrü, Galaktik yıla göre hesaplanırsa, sekiz ila on saniyeye tekabül etmektedir. Daha doğrusu Güneş’in bakış açısından bakacak olursanız bizler, dünya üzerinde sekiz saniye yanıp sönen birer kıvılcım gibiyiz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; şu fani nefeslerimizi Allah yolunda tüketmek suretiyle sonsuz bir hayatı kazanmamız için en fazla on saniyemiz var.


  1. Zamanın Kıymeti, Ebu Gudde, s. 86
  2. Kur’an-ı Kerim: Rum Suresi; 55
  3. Kur’an-ı Kerim: Hac Suresi, 47
  4. Kur’an-ı Kerim: Naziat Suresi, 46
  5. Kur’an-ı Kerim: İnşirah Suresi, 7-8

 

 

  

 

YAZIYA YORUM KAT