
Gerçekleşen bir akademik hayal
Gerçekleşen bir akademik hayal
Sujood Alkhour’un We Are Not Numbers’da yayınlanan yazısını Barış Hoyraz, Haksöz Haber için tercüme etti.
2022 yılında, Gazze İslam Üniversitesi’nde İngilizce çevirmenlik bölümünde okuduğum üçüncü yılımda, derslerimi sınıf arkadaşlarımdan önce tamamlamıştım. Lisans eğitimimi dört yıl yerine üç yılda bitirip ardından yüksek lisans programına kaydolmayı planlıyordum.
Hava güzel olduğunda, arkadaşım Ohood ile üniversite çevresinde yürüyüşe çıkardık. Kuşların cıvıltılarını dinlemek ve üniversite avlusuna ekilmiş çiçeklerin üzerinde uçan kelebekleri izlemek ne kadar da keyifliydi! Ona planlarımdan bahsederdim, o da beni cesaretlendirirdi.
Güneşli bir sabah, Ohood ve ben üniversite avlusuna giden bildiğimiz yoldan yürüyorduk. Gölgedeki bir bankta oturup, içeceklerimizi ve yolda aldığım peynirli turtayı paylaştık.
Ohood bana döndü. “Sen özelsin ve ne istersen o olacaksın: yazar, çevirmen, akademik araştırmacı. Eminim İrlanda’da uygulamalı dilbilim okuyacak, profesör, hatta belki de büyükelçi olacaksın!”
Ellerimi tuttu. “Bu arada, İngilizce öğretmeni olabilirsin.”
“Hayır,” diye itiraz ettim. “Çevirmenlik eğitimimi bitirip ardından doğrudan İngiltere ya da İrlanda’da yüksek lisans yapmayı istiyorum.”
“Gazze’de bir okulda öğretmenlik yapabilirsin. Tek yapman gereken öğretmenlik diplomanı almak.”
Bu fikir hoşuma gitti, ama endişeliydim. “Ohood, bu yüksek lisansımı geciktirebilir.”
Ohood güzel gülümsemesiyle beni sürekli sakinleştiriyordu. “Sojoud, aynı anda iki diploma alabilirsin, biri çeviri, diğeri öğretmenlik eğitimi.”
Onun sarsılmaz güveni bana her şeyin mümkün olduğunu hissettirdi. Dik oturdum, kalbim geleceğimi düşünerek sevinçle doldu.
Çift diploma zorluğunu göğüslemek
Ohood eğitim öğrencisi olduğu için benimle birlikte eğitim fakültesine geldi. Asansörle beşinci kata çıktık ve orada sırada bekleyen bir grup öğrenci gördük.
Sonunda sıra bana geldi. Parmaklarımı birbirine dokundurdum ve görevliye planımı anlattım. O gülümsedi ve bana ders programını uzattı. Programı elimde tutarken içimi sıcak bir duygu kapladı.
Ohood, beni daha önce hiç bu kadar mutlu görmediğini söyledi. Ayrılmadan önce birbirimizin yanağına birer öpücük kondurduk. Ardından öğretmenlik eğitimi kitaplarını bulmak için Uluslararası Merkez Kitabevi’ne gittim. Kitapevi öğrencilerle doluydu ve her yer tozla kaplıydı. Böylesine küçük bir alana bu kadar çok kitabın sığmasına şaşırdım. Neyse ki aradığım her şeyi buldum.
Ders çalışmaya ve derslere katılmaya başladığımda, her nefesim heyecanla doluydu. Yapmak istediğim şeyi yapıyordum ve öğretmenlerim bana çok destek oluyor, sınıfın önünde beni övüyorlardı.
Çok çalıştım ve birkaç dersten mükemmel notlar aldım, ancak final notumun ne olacağını bilmiyordum. Hayalim ulaşılabilir bir mesafedeydi.
Savaş yüzünden ertelenen hayalim
2023 yılının Ekim ayında savaş patlak verdiğinde, ailemle birlikte Gazze Şeridi’nin güneyine kaçmak zorunda kaldım. Babam iki erkek kardeşimle birlikte geride kalmaya karar verdi; böylece geriye sadece ben, annem, üç erkek kardeşim ve dört kız kardeşim kaldık. Onları geride bırakmak dayanılmaz bir duyguydu.
Kapıdan dışarı çıktığımızda, sanki ruhlarımız bedenlerimizden çıkmak üzereymiş gibi hissettik. Sokağa çıkıp evimize dönüp baktığımızda ağlamaya başladık.
Yanımıza sadece en gerekli eşyaları, biraz giysi ve resmi belgeleri aldık.
Çevremizdeki herkesin yüzü kızarmış ve terden sırılsıklamdı. Yürüdükçe yorgunluktan nefeslerinin gittikçe hızlandığını duyabiliyordum. Her yer enkaz doluydu.
Gazze'nin güneyine vardığımızda birçok bina hasar görmüş ya da yıkılmıştı ve sokaklar toz ve enkazla kaplıydı. Sokak kedileri ve köpekleri, yiyecek ararken boş sokaklarda dolaşıyorlardı.
Yerinden edilmiş aileler için sığınak haline getirilmiş, aşırı kalabalık bir okulda kalacak bir yer bulduk. Sınıflar insanlarla, yataklarla ve çantalarla doluydu; hareket edecek yer kalmamıştı ve temel yaşam ihtiyaçlarının neredeyse hiçbiri karşılanmıyordu.
Geceleri patlamalar bazen o kadar gürültülü oluyordu ki, herkes konuşmayı kesip korku içinde dinlemeye başlıyordu. İkimiz de yorgun ve dehşete kapılmıştık, Gazze Şehri'ndeki evimize dönmeyi özlüyorduk.
İşgalciler, Gazze'deki İslam Üniversitesi de dâhil olmak üzere eğitim kurumlarını hedef aldı. Sınıfların, salonların ve kütüphanenin enkaza dönüştüğü düşüncesi, sanki binaların ağırlığı göğsüme baskı yapıyormuş gibi hissettiriyordu.
Yorgunluk ve çevrimiçi eğitim
Bir yıl geçti ve sonunda çevrimiçi eğitim alabilmeye başladık. Ancak bu da zorluydu. İnternet ve elektrik kesintileri sık sık oluyordu, bu yüzden ödevlerimizi teslim etmemiz veya sınavlara girmemiz gerektiğinde, herkesin telefonlarını ve cihazlarını aynı anda şarj ettiği küçük şarj istasyonlarına ulaşmak için uzak yerlere gitmek zorunda kalıyorduk.
Şarj istasyonunun çevresi kalabalık ve gürültülüydü. İnsanlar plastik sandalyelere, yere ya da moloz parçalarının üzerine oturmuş, cihazlarının şarj olmasını bekliyorlardı. Ben genellikle küçük bir köşede, telefonum elimde oturur, derslerimi indirmeye, ödevlerimi göndermeye ya da sınava girmeye odaklanmaya çalışırdım; tüm bu sırada elektrik kesilme ihtimaline karşı pil seviyesini dikkatle takip ederdim.
Bu arada, artan fiyatlar, gıda ve malzeme kıtlığı beni çaresiz ve üzgün hissettiriyordu. Bazı günler neredeyse hiçbir şey yiyemiyorduk ve küçük çocukların yemek yiyebilmesi için öğün atlıyorduk.
Aç karnına ders çalışmaya çalıştığımı, açlık ve susuzluktan başımın ağrıdığını hatırlıyorum. Ödevlere konsantre olmak veya sınavlara hazırlanmak gittikçe zorlaşıyordu. Vücudum yorgun düşmüştü ve zihnim, bu durumu nasıl idare edeceğimizi düşünerek endişeyle doluydu.
Ders çalışmak ve çadırda yaşam
Bir ara işgal güçleri kaldığımız bölgeyi tahliye etti, bu yüzden bir çadıra taşınmak zorunda kaldık. Gündüzleri güneşin yakıcılığından kendimizi zar zor koruyabiliyorduk. Kasım ayında yağmur mevsiminin gelmesi çok uzun sürmedi. Plastik çatıya çarpan yağmur damlalarının sesi giderek yükseldi.
Kısa süre sonra çadırımıza su sızmaya başladı; yerde küçük akıntılar oluşarak toprak zemini yavaş yavaş çamura çevirdi. Sahip olduğumuz az sayıdaki eşyayı korumak için elimizden geleni yapmaya çalıştık, giysilerimizi ve battaniyelerimizi küçük bir masanın altına yerleştirdik. Geceleri, soğuk hava çadırı doldurduğunda, sahip olduğumuz az sayıdaki battaniyeyi paylaşarak ısınmaya çalıştık.
Telefonum, dış dünyayla olan tek bağlantımdı. Yağmur yağmaya başladığında, telefonumu dikkatlice plastiğe sarıp eşyalarımızın bulunduğu masanın altına saklıyor, kuru kaldığından emin olmak için tekrar tekrar kontrol ediyordum.
Bu sırada, sosyal medya üzerinden sevgili arkadaşım Tasneem Mohamed abo Sylmia'nın 25 Aralık 2023'te şehit olduğunu öğrendim. Üniversitede birlikte harika zamanlar geçirmiştik, ancak Gazze Şeridi'nin güneyine geldikten sonra onunla irtibatımı kaybetmiştim. Öldürüldüğünü öğrenmek beni çok üzdü ve derslerimi etkiledi.
Bu koşullar altında ders çalışmaya çalıştığınızı bir düşünün! Tüm bu zorluklara ve üzüntülere rağmen güçlü kalmayı başardım. Aslında, derslerim bana yaşamak için bir neden verdi ve derslerimi tamamlayabildim.
Bitirdikten sonra, Çeviri Bölümü'ndeki genel not ortalamamın 87,62 olduğunu öğrendim, ancak Moodle öğrenim sistemindeki teknik bir aksaklık nedeniyle Eğitim Bölümü'ndeki notumu alamadım. Lisede 97,3 puan almıştım ve üniversitede de benzer bir puan almayı çok istiyordum, ancak ilk iki yılımda hastalandım ve bu da derslerime odaklanmamı zorlaştırdı. Umudum, en azından eğitim bölümünden onur derecesiyle mezun olmaktı. Hayalim gerçek olacak mıydı?
Eve dönüş ve son notum
2025 yılının Ocak ayında ateşkes haberleri, sanki fırtına bulutları dağıldı ve kalplerimizi sevinçle doldurdu. Artık Gazze'ye dönebileceğimiz için gözlerimizin önüne güzel anlar canlandı. Babamı ve kardeşlerimi görmek için sabırsızlanıyorduk.
Yaklaşık bir buçuk yıl süren sürgün hayatının ardından, Akdeniz’e bakan El-Raşid Caddesi üzerinden eve dönüş yolculuğumuza başladık. Ayakkabılarımız yıpranmıştı ve yolun büyük bir kısmını ıslak kum tepelerinde çıplak ayakla yürümek zorunda kaldık, ancak eve dönüşün heyecanı bizi ilerlemeye itti.
Dört saat sonra nihayet vardık. Hâlâ ayakta duran evimizde sabırla bekleyen babamı ve kardeşlerimi gördüğümde nefesimi tutmak zorunda kaldım. Eve dönmenin verdiği huzur, sevinç ve rahatlık, çektiğimiz tüm acıları hafifletmişti.
Ohood ve ben sosyal medya üzerinden iletişimde kalmıştık. O da güneye taşınmış ve şimdi geri dönmüştü. Birbirimizi tekrar gördüğümüzde sevinçten kendimizden geçtik.
Üniversite, yüz yüze derslere kısmi bir dönüş yapılacağını duyurduğunda, haber öğrenciler arasında anında yayıldı. Kampüs kapısından yavaşça geçtim. Kampüste olmak bana tanıdık geliyordu, ama içimdeki her şey değişmişti.
Belki artık Eğitim bölümündeki notumu alabilirdim. Sırada beklerken, ağırlığımı bir bacağımdan diğerine veriyordum. Görevli beni çağırdığında, kulaklarıma inanamadım.
“Tebrikler, Sujood! Eğitim Yeterlilik Diploması programından 91,91 not ortalamasıyla onur derecesiyle mezun oldun.”
O anda tüm korku ve endişem kayboldu. Eğitimim boyunca beni cesaretlendiren aileme haber vermek için eve gitmek için sabırsızlanıyordum. Annem bana sarıldı ve “Artık yüksek lisans programına kayıt olabilirsin!” diye haykırdı.
Eğitimime devam etmek imkânsız bir rüya gibi gelmişti, ama savaşın ortasında başardıklarıma bir bakın! İki diploma ile mezun oldum, gazeteci oldum ve hatta Ohood’un öngördüğü gibi bir eğitmen oldum; Gazze Büyük Dehalar Okulu’nda öğrencilere İngilizce yazmayı öğretiyorum.
Şimdi, profesör olabilmek, hatta belki bir gün yurtdışında ders verebilmek için uygulamalı dilbilim alanında yüksek lisans bursuna başvurmayı umuyorum. Tüm hayallerimin ulaşılabilir olduğuna dair umudumu yeniden kazandım.
* Sujood Alkhour, Gazze’den bir çevirmen ve gelecek vadeden bir dilbilimci. İngilizce ve çeviri alanında lisans derecesine sahip olan Sujood, uygulamalı dilbilim alanında yüksek lisans yapmayı hayal ediyor. Sınıfının en başarılı öğrencileri arasında yer alan Sujood, akademik başarısı ve güçlü yazma becerileriyle tanınıyor.
Vatanıyla derin bağları olan Sujood, Gazze'nin anlatılmamış hikâyelerini — halkının direncini, umudunu ve mücadelelerini — paylaşmaya büyük bir tutkuyla bağlıdır. Hikâye anlatımı yoluyla, manşetlerin ardındaki sesleri, özellikle de genellikle sadece sayılar olarak görülenlerin seslerini yansıtmayı umut etmektedir. Sujood, kelimelerin değişimi teşvik etme ve dünyanın dinlemesini sağlama gücüne inanmaktadır.




HABERE YORUM KAT