1. YAZARLAR

  2. M. HASİP YOKUŞ

  3. İsrail bir devlet değil, bir sistemdir
M. HASİP YOKUŞ

M. HASİP YOKUŞ

Yazarın Tüm Yazıları >

İsrail bir devlet değil, bir sistemdir

11 Nisan 2026 Cumartesi 19:24A+A-

İsrail’i tartışırken yapılan en önemli hata, onu bir devlet sanmaktır. İsrail’i modern zamanlardaki diğer devletler gibi sadece bir devlet olarak okumak, olup biteni anlamaya kâfi gelmez. Çünkü İsrail, bir devletten veya bir coğrafyadan çok daha fazlasıdır; bir aklın, bir tahakküm biçiminin ve bir sistemin adıdır.

Batı aklı, ayak bastıkları yerlerin tümünde ifsat kaynağı olarak dışlanan bir kavmi toplayıp Müslüman coğrafyanın kalbine zehirli bir hançer gibi sapladı.

Bugün İsrail’i anlamaya çalışan herkesin yüzleşmesi gereken temel gerçek şudur: İsrail, klasik anlamda bir ulus-devlet değildir. O, Batı’nın jeopolitik mühendisliğinin ürünüdür.

Tüm angajmanları tarihin, siyasetin ve hayatın olağan akışıyla tezat teşkil etmektedir. Varlığını kendi tarihsel ve toplumsal dinamiklerinden ziyade, dışarıda şekillendirilen düzeneklerle sürdüren kurgusal bir yapıdır. Ulusal sınırları yoktur. Uluslararası normlardan muaftır.

O, Batı uygarlığının doğrudan üstlenemeyeceği ya da kendi kamuoyuna anlatamayacağı birçok politikanın sahaya sürüldüğü bir mekanizma işlevi görmektedir. Bu yönüyle İsrail, Batı’nın bize bakan yüzüdür.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in açık yüreklilikle ifade ettiği “Batı’nın kirli işlerini devrettiği” bir taşerondur. İsrail’in attığı her adım, Batı’nın parmak izini taşımaktadır. Özetle İsrail; onu üreten, onu mümkün kılan ve onu ayakta tutan sistemin adıdır.

Bu sistem; askeri koruma, diplomatik dokunulmazlık, ekonomik destek ve medya üzerinden üretilen meşruiyetle sürekli tahkim edilmektedir. Öyle ki, İsrail’den uluslararası hukuka uymasını istemek bile; antisemitizmle suçlanma gerekçesi sayılmaktadır.

Eğer İsrail’in bugün yaptıklarının onda birini başka bir devlet yapsaydı, o devlet çoktan yerle bir edilmiş olurdu.

Gazze’de yaşananlar, bütün bu sistemi şantaj düzenekleriyle birlikte ifşa etti. Batı’nın değerler sisteminin ne kadar seçici, ne kadar araçsal ve ne kadar sahte olduğunu gözler önüne serdi.

Moloz yığınına dönen şehirler… Bu moloz yığınları arasında, ellerinde poşetlerle hiç değilse bir mezarı olsun diye evlatlarının kemik parçalarını arayan anne babalar…

Bu acıyı; “Bibi benden hangi bombayı istediyse verdim, çoğunun adını bile bilmiyordum” diyen Batı’nın sapkın liderleri hissetmese bile, bu şımarık ve psikopat toplumla birlikte, onu himaye eden bu küresel şer odakları da bunun hesabını er ya da geç vermek zorunda kalacaklardır.

Holokost endüstrisi ve Judeo-Hristiyan ambalajıyla kurgulanan bu taşeronluk ilişkisi, Batı’nın vicdanını değil, suçlarını temsil etmektedir. Medya, siyaset, diplomasi ve akademi üzerinden; manipülasyon, şantaj ve propagandanın her çeşidini kullanan bu şer sistemi, kontrolden çıkmış bir canavara dönüşerek, artık sadece Müslüman coğrafya için değil, bütün bir insanlık için tehdit kaynağı olmaya başlamıştır.

Sadece İsrail’i konuşmaya devam ettiğimiz sürece asıl meseleyi ıskalayacağız. Çünkü sorun İsrail değil; İsrail’i mümkün kılan ve her gün yeniden üreten bu sistemdir.

 

YAZIYA YORUM KAT