
Haksöz dergisi Nisan 2026 sayısıyla 36. yılına girdi
Haksöz dergisi bu ay itibariyle yayın döneminde 35 yılı geride bırakarak 36. yılına girdi. Nisan 2026 tarihli 421. sayıda İran savaşı kapağa taşınırken Siyonist-Haçlı ittifakın Ortadoğu’da estirdiği yıkıma karşı mücadele çağrısında bulunuluyor.
HAKSÖZ-HABER
“Kur’an’ın aydınlığına doğru” şiarıyla aylık yayınını sürdüren Haksöz’ün Nisan 2026 tarihli 421. sayısı çıktı. “Küresel İstikbarın İran’da Kırılan Kibri ve Ortadoğu’nun Geleceği” manşetiyle çıkan dergide çeşitli konularda kaleme alınmış yazılar var.
Gündem’de Gazze’den başlayarak İran’a uzanan sürecin bütüncül bir “emperyalist-Siyonist kuşatma” stratejisinin ürünü olduğunu savunuluyor. ABD-İsrail ekseninin İran’ı hızlıca çökertme hedefinin başarısız olduğu, savaşın bir “yıpratma ve dayanıklılık testine” dönüştüğü ve İran’ın beklenenden daha dirençli çıktığı vurgulanıyor. Ayrıca mezhebî ayrışmaları geri plana itip ortak tehdide karşı birlik bilinci geliştirme çağrısında bulunuluyor.
Jonathan Cook, İran savaşını çeşitli yönleriyle masaya yatırıyor; İsrail’in saldırgan politikalarıyla ABD’yi daha derin bir çıkmaza sürüklediğini savunuyor. Trump’ın savaşın kontrolünü kaybettiğini belirten yazar İsrail’in kaos stratejisine dikkat çekiyor.
Hamza Türkmen, İran devrim süreciyle Suriye devrim sürecini mukayese ettiği yazısında 1979 sonrası Şii dünyadaki umut ve trajediyle Sünni dünyadaki umut ve trajediye odaklanıyor. İslami hareketlerin emperyalizm ve içsel zaaflar karşısındaki yöntemleri karşılaştırarak mezhebî ayrışmaların aşılması gerektiğini ifade ediyor ve yakın dönem Suriye’sindeki müspet gelişmeleri yorumluyor.
Chris Hedges, Gazze’deki soykırımın, İran ve Lübnan’a yönelik saldırıların küresel ölçekte yeni bir savaş ve baskı düzeninin başlangıcı olduğunu öne sürüyor. Teknolojik gözetim, militarizm ve otoriterleşmenin yaygınlaşacağı bir dünya tasviri çiziliyor. Bu sürecin yalnızca Ortadoğu’yla sınırlı kalmayacağına dikkat çekiliyor.
İsmail Yusuf, İsrail’in saldırgan politikalarının Avrupa’da doğurduğu siyasi ve ekonomik sonuçları ele alınıyor. Artan göç, güvenlik kaygıları ve aşırı sağın yükselişi bu sürecin yansımaları olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın bu kriz karşısındaki tutarsızlığını eleştiriyor.
Mehmet Hasip Yokuş, modern seküler düşüncenin insanlığa sunduğu vaatleri gerçekleştiremediği savunusunu temellendirdiği yazısında tevhid merkezli bir yeniden inşa sürecinin gerekliliğine işaret ediyor. Müslümanların fikrî ve ahlaki sorumluluklarına dikkat çekiyor.
Rıdvan Kaya, Müslümanlar olarak yaşadığımız krizleri iç muhasebe yapmadan aşamayacağımızı dile getirdiği yazısında halimizle yüzleşme çağrısında bulunuyor. Anlam kaybı, karamsarlık, dağınıklık ve hedefsizlik gibi temel sorunları çözmek için bilinç, sorumluluk ve sahih yönelişin öneminin altını çiziyor.
Hamza Türkmen, dergideki ikinci yazısında ramazan sonrası kazanımların korunması gerekliliğine atıfta bulunarak ibadetlerin sürekliliği ve istikrarın Müslüman kimliği için belirleyici olduğunu belirtiyor.
Halit Çağdaş, dijital çağda algoritmaların insan düşüncesini ve davranışlarını nasıl kuşattığını gözler önüne seriyor. Buna karşı Kur’an merkezli bir bilinç ve iradenin geliştirilmesi gerektiğini savunuyor. Modern teknolojik tahakküme karşı manevi direnç öneriyor.
Murat Kurt, Hz. Peygamber’in (s) vahiy öncesi arayış sürecini psikolojik ve teolojik açıdan ele alıyor. “Rab” kavramının eğitim ve inşa sürecindeki rolünü analiz ediyor. İnsanlık için örnek bir bilinçsel dönüşümü anlatıyor.
Harun Ünal, tarihsel bir rivayet üzerinden Sa’lebe (ra) hakkında ortaya atılan iddiaları inceliyor. Bu rivayetlerin güvenilirliğinin sorgulanarak sahabenin itibarının korunması gerektiğini vurguluyor. İslami kaynakların doğru anlaşılmasının önemine dikkat çekiyor.
Murat Kayacan, Ahmet Hamdi Akseki’nin din eğitimi anlayışını “İslam Dini” adlı eserinden hareketle inceliyor. Akseki’nin yaklaşımlarından hareketle onun pedagojik yaklaşımını ve değer aktarımındaki yöntemini irdeliyor; günümüz eğitimine ışık tutabilecek yönleri ele alıyor.
Mukadder Değirmenci, metinlerin toplumsal hafıza ve iktidar ilişkilerindeki rolünü analiz ediyor. Messcik’in “Yazı Devleti” kitabı üzerinden bilgi, güç ve tarih ilişkisini tartışıyor; modern toplumda anlatının belirleyici gücünü tahlil ediyor.
Haksöz dergisi yayıncılıkta bu ay itibariyle 36. yılına girmiş oldu.

İRTİBAT: 0212 524 10 28





HABERE YORUM KAT