
Haksöz dergisinin Şubat 2026 sayısı çıktı
Haksöz dergisinin Şubat2026 tarihli 419.sayısı çıktı. Suriye’deki gelişmelerin kapağa taşındığı dergide Suriye Devriminin adım adım büyüdüğüne dikkat çekildi.
HAKSÖZ HABER
“Kur’an’ın aydınlığına doğru” şiarıyla aylık yayınını sürdüren Haksöz’ün Şubat 2026 tarihli419. sayısı çıktı. “Suriye: Zafer Yolunda Adım Adım” manşetiyle çıkan dergide çeşitli konularda kaleme alınmış yazılar var.
Gündem yazısında Suriye hükümetinin SDG/YPG’nin elindeki bölgelerin önemli bir kısmını özgürleştirmesi çerçevesinde tartışılan konular ele alınıyor. Şara yönetiminin güven veren siyaseti karşısında Kürt milliyetçiliğinin tutarsızlıkları irdeleniyor.
Murat Koç, kapak yazıları bağlamında Halep’in Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki operasyon etrafında kendini daha çok gösteren ideolojik bağımlılıklara, netleşen saflara ve İslami camia içindeki kimi algı sorunlarına, Kürt meselesinde ortaya çıkan seçici hassasiyetlere ve genel olarak yaşadığımız imtihana odaklanıyor.
Rıdvan Kaya ise aynı bağlam içinde SDG/YPG’nin propagandalarındaki gerçek dışılığa mercek tutuyor ve “Rojava” üzerinden üretilen efsanenin çelişkilerine işaret ediyor. Kaya, “Operasyon Kürt halkına mı PKK’ya mı yönelik?” “İsrail’le iş birliği yapan taraf kim?” gibi sorulara da cevap veriyor.
Kaya, “ümitvar olmak” temalı bir diğer yazısında Gazze soykırımı ve Venezuela örneği üzerinden uluslararası hukukun fiilen çöktüğünü, dünyanın güçlünün hukuksuzca hükmettiği yeni bir sömürgeci barbarlık dönemine girdiğini ifade ediyor. Buna rağmen zalimlerin yenilmez olmadığını, Müslümanların umudu diri tutup sorumluluklarını yerine getirerek Allah’a dayanması halinde bu zulüm düzeninin aşılacağını vurguluyor.
Hamza Türkmen, uzunca yazısında AK Parti iktidarını ve Türkiye’de İslamcılığın seyrini Etyen Mahçupyan’ın “Yeni İttihatçılık” ve Hüseyin Besli’nin “Yeni Telifçilik” kavramları üzerinden tartışarak İslami siyasetin modernite, demokrasi ve ulus-devletle kurduğu problemli ilişkiyi eleştiriyor. Yanı sıra pragmatik, telifçi ve sistem içi uzlaşmacı çizgilerin yol açtığı savrulmaların altını çizerek AK Parti’nin Kemalizm ve milliyetçilikle mesafesinin nasıl azaldığına işaret ediyor.
Eyüp Togan, Batı hegemonyasının zayıflamasıyla Çin ve Rusya’nın askerî, ekonomik, akademik ve dijital araçlar üzerinden kurduğu otoriter ve yayılmacı etki siyasetini analiz ediyor. Batı karşıtlığı adına Çin ve Rusya’nın baskıcı pratiklerini görmezden gelen sol çevrelerin çelişkilerini de gözler önüne seriyor.
Mitchell Plitnick, Orta Doğu’daki güncel gelişmeler üzerinden başta ABD ve İsrail tarafından bölgenin nasıl uçurumun eşiğine getirildiğini anlatıyor.
Yılmaz Çakır, milliyetçilik konulu incelemesine devam ettiği yazısında, milliyetçiliğin modern dönemde dinin evrensel ahlakını ikame eden seküler bir “kutsal” üreterek kimlikleri, dili ve vatanı nasıl araçsallaştırdığını; bunun çatışma, zorbalık ve kopuşları nasıl beslediğini ortaya koyuyor. Milliyetçiliğin, kutsalı sekülerleştirerek insanları evrensel hakikatten koparan modern bir aidiyet yanılsaması olduğuna dikkat çekiyor.
Fevzi Zülaloğlu, “teberruc” kavramını ayetler üzerinden etraflıca incelediği yazısında teşhircilik ve teberrucun hayâ ve mahremiyeti aşındırarak insanı fıtratından koparan, dijital çağda normalleştirilen şeytani bir fitne olduğunu; izzetin ise şöhret ve görünürlükte değil iffet ve hakikate şahitlikte korunduğunu savunuyor.
Cahit Çekmen, otoriterliğin dönüşümünü kaleme aldığı yazısında egemenliğin toprak ve askerî güçten dijital veriyi, algıyı ve bilinci kontrol eden görünmez bir otoriteye evrildiğini; çağımızda işgalin artık zihinler üzerinden ve algoritmalarla yürütüldüğünü belirtiyor.
Murat Kayacan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında çocuklara yönelik yazılan bir eserlere yönelik incelemelerini Süleyman Fahir’in “Türk Çocuğunun Din Bilgisi” adlı kitabıyla sürdürüyor. Eseri tefsir ilmi açısından tahlil ve analiz ediyor.
Günay Bulut, “Kar Yağarken” romanına yönelik yazdığı değerlendirmede kitabın, 1990’lar ve 28 Şubat atmosferinde üniversiteli bir kuşağın ideolojik savrulmalarını, inanç ve anlam arayışlarını, mücadelelerini Saliha ve Çiğdem üzerinden hafızaya kaydeden güçlü bir tanıklık içerdiğini vurguluyor.
Dergide son olarak Mehmet Şirin Yavuz ve Bünyamin Doğruer’in Gazze konulu şiirlerine yer veriliyor.

İRTİBAT: 0212 524 10 28








HABERE YORUM KAT