Travma, sorumluluklarımız ve çözüm önerileri
Peş peşe aynı gün içinde iki büyük depremle sarsılan şehir, yine Türkiye’de böylesi ölümlü ve kanlı bir okul baskınına tarihinde tanıklık eden ilk şehir. Doğal, kültürel ve tarihi zenginlikleri bağrında izzetle taşıyan kadim şehir Kahramanmaraş. Bu günlerde Batı’nın onlarca yıl önce sömürgeci emperyalizmle deviremediği yiğit ve direngen halkının önünde diz çökmek zorunda kaldığı şeref, iffet ve namusun tüm dünyaya abidevi örnekliğini sergileyen şehir, kültür emperyalizmi ile dört tarafı kuşatılmış durumda. Esasen bu kuşatılmışlık sadece bu şehre ait değil yalnız en acı tablosunu buraya kustu.
Ardı ardına gelen telefon sesleri, ağlayan, çığlık atan annelerin feryadı ile “yavrumu kurtarın” haykırışları o gün ruh ve beyin sinyallerini kilit altına aldı, akil ve soğuk kanlı karşılamaya fırsat vermedi. Her bir sokağı, caddesi, yolları dumura uğramış sinir ağları gibi bir anda tıkandı. On dakikalık mesafeler artık bir saati gösteriyor, kuzusunun durumundan haber alamayan tüm şehir tam bir kaosu yaşıyordu. Üstüne üstlük dokuz, on okulda da daha baskın haberleri şehre apansız yayılınca hercümerç olmuş zihinler araçları ile çarpışan arabalar gibi güdümlendiği hedefine doğru son hızla gitmeye çalışıyordu. Fakat kilometrelerce dizilmiş araçlar dağ gibi yükselmişti. Siren sesleri, onlarca ambulans, polis araçları şehrin kalp atışlarını bir anda sönümledi. Çünkü camdan atlayan çaresiz çocukların görüntüleri her yeri sardı. O görüntülerde peşe peşe ateş almış silah sesleri yankılanıp durdu şehrin her yerinde. En kötüsü de minik kuzuların kulaklarında!
En başından yazayım, nice badireleri geride bihakkın bırakmayı başarmış bu şehir birilerinin ekmeğine yağ sürecek bitmişlik, tükenmişlik sendromuna girmeyecek kadar izzetli ve bu aşağılık düzeni kuranlara karşı da dimdik, haddini bildirecek kadar basiret ve feraset sahibi. O sebeple acımızı ve ıstırabımızı gören aşağılık mahfiller bunun bileylenmiş yüreklerle kendilerine ansızın döneceğinden en ufak şüpheleri olmasın. Yüzyıllara sari tecrübe ve birikim köksüz, türedi nice sapkın ve taşkın hamlelere mezar olmuştur. Bunlara da öyle olacak! Özünün meşru olgularını onuruyla yüreğine kuşanan bir kuşak tüm modern yozlaşılara had bildirmekten geri kalmayacak.
Toplum olarak belli bir yaş aralığı itibariyle gafil avlandığımız doğrudur. Çünkü teknolojiyi, sosyal paylaşım ağlarını ve hele de yapay zekayı (artificialintelligence) genç kuşak kadar kullanmayı bilemeyen özellikle 40 yaş ve üstü ebeveynler kendilerini çokça çaresiz hissediyor ve bilinmezliğe açılan sanal ve dijital alemde çocuklarını aramaya dahi aman bulamıyor. Bulanlarsa verilen tavizlerden dolayı geri dönüşü olmayan bir çıkmazda aynı çaresizlikle bocalayıp duruyor. Sesini kısacakları bir radyo veya fişini çekecekleri bir TV yok artık. Avatarları oluşturulmuş bir nesil var ve ebeveyn bu aleme biraz dalacak olsa bile hangisinin kendi çocuğu olduğunu bilemiyor. Oysaki az önce yanından selam bile ver(e)meden geçmişti!
Yukarıda da yazdığım üzere boyun eğecek halimiz yok bunca belirsizlik ve fahşanın kol gezdiği bu aleme. Kuzularımızı da bu dişleri kanlı kurtlara terk edecek kadar dünya hayatına dalmadık. En kıymetlimizin tabiri ile; düşmanın silahı ile silahlanacak ne maddi alemimize ne de manevi alemimize insanlığın kalbine hançer gibi saplanan sapkın ve şiddet sarmalının merkezine fırsat vermeyeceğiz. Bu mütefekkirlerin, ilim ve bilim insanlarının salt çabasıyla olacak değil elbette. Böylesi büyük bir tehlikeye karşı devlet en üst seviyede üzerine düşeni kanaat öncülerinin, ilimin ve bilmin ışığında ortaya çıkan nihai değerlendirmeleri dikkate alarak yerine getirecek. Bahse konu asıl beka sorunu tam olarak budur. Hırsların doğayı aleni olarak ifsat ettiği bir dönemde kızlarımız diri diri toprağa gömülüyor oğullarımız ise aynı kaderi farklı şekillerde cinsiyetsizleştirme, kimlik bunalımı ile paylaşıyor.
Peki bu kanlı okul baskınlarının dünyadaki en başat merkezi neresi? Tabi ki birçok yozlaşının ve insanı insan yapan değerlerin yerle yeksan edildiği Amerika. Bu vb. yıkımların, ifsat merkezi Avrupa ile yarış halinde. Yani özetle tüm insanlığın geleceğini yakından etkileyen ve tehlikeye atan bu Epstein Adası’ndaki, hayallerin dahi alamayacağı her türlü iğrençliği daha çocuk yaştaki bireylere reva gören pisliğin merkezi Amerika. Yapılan çalışmalar ve istatistikler gösteriyor ki: ABD’de son beş yılda okullara yapılan saldırıların yıllık sayısı250 – 350 arasında değişiklik gösteriyor. 2025 yılında 148 kişi ölmüş veya yaralanmış 2026 yılında ise Nisan ayı itibariyle 21 okul saldırısı olayı yaşanmış. Peki çözüm için ne yapıyorlar? Birçok okulun kamera, drone, yapay zeka destekli tehdit algılama sistemleri, silah tarayıcıları, acil durum uygulamaları ve yüz tanıma gibi çeşitli çözümleri denediği bir gerçek. Fakat bunların artış gösteren saldırıları önlemekte ne kadar etkili olduğuna dair kanıtlar henüz zayıf ya da gelişme aşamasında. Biz söyleyelim bu tedbirleri problemi ana kaynağında çözmekten çok uzak. Onlar bu yapıp ettiklerinin bedeli olarak bunu ödemeye devam edecekler fakat bizim bir canımızı daha yitirmeye tahammülümüz yok. Bırakın okul baskınlarını Amerika’da “activeshooter” olarak tanımlanan ruh hastası yüzlerce/binlerce kişiden birisi olağan bir günde gelip kafanıza sıkabilir. Her yıl Şikago’da 500’den fazla bu vb. şekillerde insanlar hayatını yitirir, hunharca öldürülürler.
Dolayısı ile tüm bu yozlaşı sarmalının nihai reçetesi yine bizim kadim kültürümüzde mevcudiyetini her asra uyumlu olarak sürdürmektedir. Fakat bu çok kıymetli kapı zaman zaman aralanmamakta veya bazı ketum zamanlarda tamamen nobranca veya aymazca kapatılmaktadır. Mevzuyu insanı okumak, insanca okuyup ele alabilmek oldukça mühim. Çünkü tüm insanlığa çağrı, yaratılış mayası/fıtratı ile uyumlu en anlamlı ilaçtan bahsediyoruz. En önemli unsur ise öncelikle problemi hakkıyla ve tüm yönleriyle ortaya koymaktan geçiyor.
Uluslararası yapılan tüm çalışmalar bu vb. okul saldırılarını gerçekleştiren karakterlerin yaş aralığını 14 – 17 ve erkek bireyler/öğrenciler olarak tespit etmiştir. Şunu unutmamak gerekir ki her yapılan bilimsel çalışma mutlak değildir ve nihai değerlerin sonuç aralıkları değişkenlik gösterebilir. Zira insanı incelemek (antropoloji) en zor bilim alanlarından birisi olarak hala en üst sıralarda. Bir bilim insanı olarak bu açıklamayı neden yapma ihtiyacı duyuyorum çünkü bahse konu eylemi bir kız çocuğu da gerçekleştirebilir. Yaş aralığı ergen bir bireye tekabül etse de yaş değeri artabilir veya azalabilir. Dikkatimizi bu anlamada çok yönlü teyakkuzda tutmalıyız. Bu sapkın ve cani ruhlu karakterlerin en belirgin özelliklerinden diğeri sessiz ve içe kapanık olmaları. Kendilerini çok zeki ve akıllı hissetmeleri ve bunu destekleyecek reel hayatta mukayese imkanı bulmaları (sınavlar, IQ testleri, el beceriler vs.).
Peki en büyük eksiklikleri nedir? Ruhi boşluklar! Yani halk ve inanç dili ile manevi eksiklik. Buna büyük bir yalnızlık ve üst düzey sevgi yoksunluğu eklendiğinde artık sanal bir dünyada uçsuz bucaksız ve de tanımsız bir alemde “yeni” bir yaşam şekli. Uzayda o kapkaranlık dehlizlerde son sürat kara deliğe doğru çekilen ve geri dönüşü olmayan bir yolculuk. Hayatta olduklarını, var olduklarını ispat etme dürtüleri onlara bu dakika itibariyle her şeyi yaptırabilir. Malum aşağılık canavarın İngilizce olarak Discord’tan yayınladığı iki sayfalık “Manifesto” sunun neredeyse yarısında “I am lonely. I am verylonely” yani yalnızım, çok yalnızım.. neredeyse hiç arkadaşım yok minvalinde açıklamamalarda bulunmuş ve her fırsatta kendisinin birçok yönüyle çevresinden üstün olduğunu belirtmiştir. Profil resmi yaptığı, kadın düşmanı, narsist, incel (involuntarycelibate – istemsiz bekar), üstünlük hissine sahip, sosyal olarak izole, uzmanlar tarafından psikopat olarak tanımlanmış, katil Eliot Rodger ile aynı ruh dünyasını paylaşıyor. Eliot’un 141 sayfalık kendine ait Manifetosu maalesef şahsın ölmediğini bulanık ve bunalımlı zihinlerde hayat bulmaya devam ettiğini gösteriyor. Nitekim Incel akımın da kahramanı durumunda! Bu akımın müntesipleri bu aşağılık karakteri bir canavar olarak değil tipik bir kurtarıcı olarak görüyor. Körpe beyinlere şayet toplumun gözünde herhangi bir değerin yoksa, sana değer vermeyen toplumun, yönetimin kökten kazınması gerekir fikrini empoze eder ve ilk fırsatta en zayıf noktaları dinamitlemesini salık verir. Incel akımı öldürmeyi ve böylece ölümsüzlüğü elde etmeleri üzerine kurguludur. Sahte ve sanal bir onur vaadi ile önüne geleni öldürme isteği onlar için bir oyun edasıyla bir üst levele geçme fırsatı ve yüksek puan alma vesilesidir. Incel forumlarındaki paylaşımlarda bu kişilerin hangi silahı ne şekilde kullandığı, kaç kişinin canına kıydığı sadece bir istatistikten ibaret. Küçücük hayatları sona erdirmek büyük bir iftihar vesilesi ve liderlik elde etmenin maskülen duygularla değişik bir ispatı haline dönüşüyor.
Peki, Kahramanmaraş’taki saldırıyı yapan bu cani önlenebilir miydi öncesinde, evet.. Sadece sanal dünya ile bağı kopartılabilseydi ayakları bastığı toprağın hakikatine varacak ve fıtratına yani yaratılış özüne dönme fırsatı bulacaktı. Onu sanal dünyaya mahkum bırakan ebeveynlerine diyecek tek sözüm dahi yok! Ailesi sözde “eğitimli” kişiler!? Neye göre kime göre eğitimliler!?Ruhsuz ve vicdan yoksunu bir caniyi elleriyle büyütüp masum insanların üzerine saldılar. Bundan sonraki ömürlerinde katilin anne ve babası olarak yad edilecekler ve yüreği her sızlayan insanın, hak etikleri kem sözlerine maruz kalacaklar.
Peki risk altında bulunan geçlerimiz, öğrenciler hala var mı? Evet, var. Peki ne yapmalı?
Bunca bilgi, açıklama ve analizden sonra çözüm önerilerimiz yok mu? Tabi ki var; adım adım dikkatle okumanızı ilgili kişi/kişilerin, kurum ve kuruluşların üzerine düşeni hakkıyla yapmasını temenni ederek sıralıyorum. Bu tavsiyeleri evinde TV olmayan, çocuklarında telefon ve tableti bulunmayan, Amerika ve Avrupa’da yaşamış ve o kültürlere dair tecrübesi olan bir baba olarak yazıyorum:
1- Sanal/dijital dünyaya kapı aralayan bireysel akıllı telefon ve tablet kullanımına henüz başlamamış çocukların aileleri kesinlikle lise son sınıfa kadar almayın. Tüm çocuklarımızı başlarını üzerine çektikleri yorganın altında dünyanın öbür ucuna uzanan her türlü zararlı paylaşımlarla baş başa bırakmaktan sakının. “Mümkün değil hocam” dediğinizi duyar gibiyim? Evet mümkün! Önce buna siz kendinizi inandırın. Bilgisayar kullanımını ise kontrolünüz altında sınırlı olarak yaşı x 10dk (çizgi film, faydalı oyunlar vs.) ve özellikle eğitim maksadı ile izin verin. Daha fazla oyun vs sebeple ekran başında olan çocukların zeka testleri açık ara düşük çıkıyor yapılan çalışmalarda. Geleceğin ufkunda iz bırakacak aklı selim çocukların bugünün sanal/dijital dünyasından uzak kalan çocuklar olacağını aklınızın bir kenarında tutun ve bunu çocuğunuza çok görmeyin. Bazı ülkelerde çizgi film dahil üç yaşına kadar hiçbir bebeği/çocuğu herhangi bir ekran karşısına almanın yasak olduğunu biliyor muydunuz? İlla irtibat için ihtiyaç duyan aileler ya klasik telefon ya da akıllı saatlerle ki onu da eve geldiğinde iade etmek şartıyla kullanıma izin verin.
2- Çocukların ebeveynleri ile ilgili diyaloglarında çoğu zaman kulağımıza çalınan çocuğun özel odası ve bu odaya anne ve babanın asla izinsiz girememesi hususu. Bu tamamen çocuğun kendi sanal dünyasına ebeveynlerinin karışmaması için oluşturduğu yine Batı tandanslı, “psikiyatrist” destekli sözde modern aile prototipinin tipik bir saçmalığı. Unutma senin giremediğin odaya senden habersiz kimler hangi amaçla girip çıkıyor! O sebeple çocuğun ile bağını hiçbir koşulda kopartacak zeminin oluşmasına izin verme. Aynı şekilde telefonu, tableti ve bilgisayarı olan çocukların ebeveynlerine şifre koymaları asla kabul edilmemeli her hal ve koşulda ilgili aygıtlar açık ve erişilebilir olmalı.
3- Roblox, Reddit, Discord, PUPG gibi oyun veya paylaşım ağlarına sahip tüm çocukların şayet telefon, tablet veya bilgisayarında varsa kaldırın. Kati kurallar ile bu vb oyunlara izin vermeyin. Bu oyunların türevleri güncellenerek farklı isimlerde hep olacak. Bu sebeple teyakkuz halinde olun. Peki bu oyunların en temel içeriği ne; şiddet, kan, öldürme, hırsızlık, gasp, tecavüz… Oyunların içeriğine yerleştirilen sübliminal mesajlarla bolca cinsellik ve sapkınlık. Dahası bu vesile ile sözde yeni arkadaşlıklar ve hem cinsi ile avatar olarak oyun içeriğinde cinsel birleşme/etkileşim. Tabi daha sonra reel hayatta ilk fırsatta hemcinsi ile gizli buluşmalar ve daha ilerisi.. Mavi Balina oyunu adı altında dünyada yüzlerce genç hayatını kaybetti. Bu vb. oyunlarda kendilerine verilen talimatı/emri yerine getiren çocuklara hayal edemeyeceği paralar teklif ediliyor. Öyle bir hipnoz noktasına getiriliyor ki çocuk yapmazsa dalga konusu ve hatta tehdit edilen kişi pozisyonuna düşürülüyor.
4- Şebeke oyunlara iki katı dikkat kesilin zira bu oyunlar veya bağlantı noktaları ile yukarıda bahsettiğim ruhi boşlukları yaşayan çocuklar çok rahat av pozisyonuna düşebiliyor. Örneğin, C31K (Cehennemin 31. Katı) internet üzerinden örgütlenen radikal ve suç odaklı bir dijital topluluk. Telegram ve Discord gibi platformlar üzerinden gizli gruplar halinde ismi ile de ortada olan bir terör yapılanmasına çanak tutuyor. Araştırabildiğim kadarı ile bunların nickname (takma isimleri) veya profilleri dünyadaki sapkın ve katillerden oluşuyor ve bazılarında Siyonist çetenin bayrakları var. Bu platform kapatılsa dahi yerine yenileri her zaman açılmaya müsait. O halde özellikle ebeveynlerin teyakkuz halinde olmaları gereken nihai unsur çocukların dijital ayak izlerini her zaman sıkı takipte tutmak. Fakat yukarıda da belirttim gibi bazı ebeveynler anlamadıkları için bazıları da umursamadıkları için bu takip çoğunlukla akamete uğruyor.
5- Ebeveynler çocukları ile her şeyi çok rahat ve açıkça konuşmalı. Bir sebeple cinsel eğiliminden şüphe ettikleri çocukları çok daha fazla sarıp sarmalamalı bunun ana sebebinin evdeki ve yakın çevresindeki yaşanılan istismarların olabileceğini ve rol model olarak alacağı anne ve baba yoksunluğu olduğunu unutmamalı. Kahramanmaraş’taki katilin yurt dışındaki arkadaşları (biri erkek diğer kız) üçlü ilişki yaşadıklarını belirtiyor. Yani cinsel bunalım ve sapkınlık. Maalesef bugün o yaştaki çocuklar hemcinsine ilişki teklifinde bulunuyorlar fakat bunu ne ebeveynler biliyor ne okul. Bilenler de asla konuş(a)muyor. Bu en büyük krizlerden birisi. Bana kalırsa çoktan alarm veriyor yalnız bu alarm hala gündeme hakkıyla taşınabilmiş değil. Bunun ailelerdeki en büyük panzehrinin sevgi ve muhabbet olduğunu unutmayın. Bir kız çocuğunun babası tarafından saçlarının okşanmak istediğini, erkek çocuğun annesinin sıcak kucağına oturmak istediğini göz ardı etmeyin. Sevgi bir çocuğu asla şımartmaz. Asıl şımartılan çocuk her istediği hiçbir koşula bağlanmayan çocuktur. Bu arada önemli ve açık bir uyarı daha; şayet çocuğunuzda buna benzer durumlar (şüpheli cinsel eğilim) görürseniz onu sakın seküler, lgbt destekçisi ve normal gören bir psikiyatriste götürmeyin. Çünkü bu zihniyetteki sözde psikiyatristler çocuğu direkt olarak bu durumu normal görmeye ve kendisini başkasının da böyle kabul etmesi gerektiği noktasında destekliyor. O sebeple gayet içinde Allah korkusu bulunan, inançlı doktorlara yönlendirin aksi halde orada da farklı bir felaket senaryosu şekil alabilir.
6- Yukarıda isimleri zikredilen ilgili oyun ve sosyal paylaşım ağlarına erişim yasağı ve tespiti için siber suçlarla ilgili devlet mekanizması üst düzey alarmda olmalı. Zira Kahramanmaraş’taki olay Siverketi’nden bağımsız değil. Aynı gün Mersin’de bir çocuğun çantasında silah bulundu. İnfial olmaması için isimlerini yazmayacağım bazı illerde de benzer saldırı hazırlıkları aynı paylaşım platformlarında yayınlandı. İlave olarak tehdit mesajları atıldı/atılıyor. Bunların bir maksadı da esasen bu kaotik ve buhranlı ortamı oluşturmak. Buna tabiiki mahal verilmemeli. Yapay zeka desteği ile bu vb. anahtar kelimelerin bazen de şifrelenmiş kelimelerin peşine düşerek sıkı takibi her daim yapılmalı.
7- Eğitim sistemimiz amasız, fakatsız bu tehlikeli gidişata kadim kültürümüzün bize yeterli tecrübeleri ve öğretileri ile vakit geçirmeden revize edilmeli. Defi mefasid celbi menafiden evladır şuuru ile hareket ederek azgın azınlığın dayatmalarına bakmaksızın neslin inşası ve ihyası için büyük rol almalı. Bunun detaylı açıklamalarını seküler cenaha da onların çocuklarının muhafazasının yapıldığı bilinci verilerek anlatılmalı. En çok onların çocuklarının başındaki sıkıntılar olduğu hatırlatılmalı. Yukarıdaki bahse konu taşkınlıkları ağırlıkta yapan çocukların kahir ekserisinin sığınacakları bir kapının, limanlarının olmayışı öne çıkıyor. O sebeple eğitim sistemimiz her şeyden önce akademik başarılı bireyler değil insan olmayı, insan kalmayı ve insanca yaşamayı öğreten bir zemine oturtulmalı.
8- Sosyal paylaşım ağlarının tümü için lise son sınıfa kadar hiçbirine izin verilmemeli, çocukların sanal alemdeki “arkadaşlık ilişkisi” engellenmeli. Bu anlamda RTÜK genel bir engelleme ile gerek TV kanallarında gerekse Youtube ve özel internet kanallarında şiddete, öldürmeye yönelik, galiz küfürlerin rahatlıkla edilebilmesine mutlaka ket vuracak takipler başlatmalı.
9- Nispeten yukarıda değindiğim, LGBTQ+ gibi her türlü fuhşu sapkınlığı içeriğinde barındıran dernek, öğrenci topluluklar vs. kapatılmalı maalesef örneği Rusya üzerinden vermek durumunda kalıyorum onların yaptığı gibi yasaklanmalı ve ağır cezalar uygulanmalı. Hafife alınan veya görmezden gelinen bu sapkın güruh ve yapılanmaları Avrupa tarafından milyonlarca Euro ile desteklendiği için ayrıca takibe alınmalı faaliyet ve Türkiye üzerindeki uzun soluklu planları deşifre edilmeli.
10- Öğretmenlere tanınan yetkiler ve son yıllarda öğrenci veya çocuk odaklı olalım derken neredeyse sınıfındaki otoritesi tamamen elinden eğitimci çıkmazı. Elbette kimseye sınırsız yetki verilmemeli. Eğitimcilerimiz bu konuda çok yüksek hassasiyet göstermeli ki değişen dönüşen ülkemizde bu oldukça ılımlı ve olumlu bir atmosferde. Fakat cephenin öbür yanı maalesef kan ağlıyor. Yaşanan bu olay bunu bir kere daha gün yüzüne çıkardı. Öğretmenlerini aşağılayan, dalga geçen, dikkate almayan hatta asılsız iftiralar atarak öğretmeninin görevinden uzaklaştırılmasına sebep olan sözde öğrenci tiplemelerine karşı eğitimcinin hak ve hukuku gözetilmeli ders içerisindeki otoritesine saygı duyulacak yetki ve düzenlemeler yapılmalı.
11- TV ekranlarında, sosyal paylaşım ağlarında bu vb. olaylar katiyen gösterilmemeli ve yayınlanmamalı. Bu gösterimler bir sonrakinin hazırlığı için yol gösterici bir duruma evriliyor ve cesaret buluyor. Deyim yerinde ise uyuyan hücreler uyandırılıyor. Kahramanmaraş’taki katil Siverek’teki saldırıyı tam 100 kez izlemiş örneğin. Hangi katta, hangi saatte, hangi sınıfa ve ne zaman saldıracağını milimetrik olarak hesaplamış.
12- Çocukların temiz dimağları fuhuş, şiddet, hapçı ve kap kaççı film, dizi ve şarkıları ile her gün kirletilirken ertesi güne bu yıkımın normalleştiği bir dünyaya uyanan çocuk için bu bozulmalar normalleştiriliyor. Peki RTÜK veya ilgili organlar bununla ilgili tedbir alıyor mu? Neden al(a)mıyor!? Göz göre göre bu yıkıma karşı nesli nasıl inşa edeceğiz? Çok ciddi şekilde ilgili yetkililer kafalarını iki elleri arasına alarak defaatle düşünmeli.
13- Toplumu toplum yapan geçmişin günümüze yansıyan en halis kültür havzası diri tutulmalı. Çocuklar en başta dedeleri, anneanneleri, babaanneleri, amcaları ve teyzeleri ile nasıl oturup kalkacağı, nerede ne zaman hangi saygı ölçüsü ile konuşacağı ve bunun halis doğal kuralları ile büyütülmeli. Aile bireyleri toplumun nihai köşe taşı olduğunu unutmamalıdır.
Ve son sözlerim tabi ki masum, güzeller güzelli, pırıl pırıl bakışları ve tertemiz kalpleri ile bize veda yavrularımız için olacak. Benim kızımda aynı okulda eğitim görüyordu. Yavrumu bana bağışladı Rabbim. Fakat arkadaşlarını aldı azılı aşağılık bir psikopatın namlusundan çıkan kurşunlar. Cennete yolculuk yapan her bir yavrumuzun babasına sımsıkı sarıldım. Yüreğimden bir parça koptu yüreklerinde yuva bulan. Çünkü onlarla aynı acıyı teneffüs ettik fakat ateş düştüğü yeri yakınca ne yapsam beyhude yaralı yüreğimin sızısına. Şüphe yok ki yüreklere ferahlık ve dinginlik verecek olan Yüce Allah’tır…
Peki ya aziz ve pek kıymetli öğretmenimiz Ayla Kara. Cennette gireceği rüyasına nakşolan sen ey izzetli canım hocam. Kanat gerdiğin öğrencilerinle cennette şehit sıcaklığı ile haşrolmak sana nasipmiş. Artık eşiniz bir şehidin kocası, evlatlarınız ise şehidin çocukları. Sımsıkı sarıldığımda eşinize kulağına eğilerek “üzülme, başını ve omuzlarını her zamankinden daha dik tut, zira Gazze’de şehit yakını olanlar her zaman en ön sırada ağırlanır ve protokole oturtulur, siz şimdi böyle bir makama eriştiniz çocuklarınızla” diye fısıldadım. Sizi bir kez daha yad ettik hep yad edeceğimiz gibi..









YAZIYA YORUM KAT