1. YAZARLAR

  2. İSMAİL CEYRAN

  3. ​Nübüvvet pınarının sadık murabıtı: İmam buhari (rahimehullah)
İSMAİL CEYRAN

İSMAİL CEYRAN

Yazarın Tüm Yazıları >

​Nübüvvet pınarının sadık murabıtı: İmam buhari (rahimehullah)

24 Nisan 2026 Cuma 14:28A+A-

Kaderin ince bir sevki ve bir seyahat vesilesiyle kendimi tarihin ve ilmin kadim duraklarından olan Özbekistan topraklarında, Semerkant'ta, tabir-i caiz ise devasa bir hafızanın gölgesinde buldum.

Bu yolculukta bana mihmandarlık eden, bu toprağın ruhunu ve dostluğun kadirşinaslığını adımlarıma yoldaş kılan Hakan Koçak kardeşimle birlikte, zamanın ötesinde bir şahitliğe yürüyoruz. Bazı isimler vardır ki onlar yalnızca bir dönemin ya da bir kısım insanın değil, koca bir ümmetin istikametini yüz yıllar boyunca tayin eden kutup yıldızlarıdır.

Maveraünnehir’in bağrından neşet eden, zekâsını imanıyla, emeğini ihlasıyla harmanlayan Muhammed bin İsmail el-Buhârî (rahimehullah), işte o sarsılmaz kalelerden biridir. Bugün onun huzurunda, kabri başında durmak; sadece fani toprağa değil, İslam’ın sahih bilgiyle örülmüş muazzam müktesebatına ve o büyük âlimin aziz hatırasına sunulan derin bir hürmet beyanıdır.

​Zira Buhârî (rahimehullah), hadis ilmini kuru bir "nakil" meselesi olarak addetmemiş; nübüvvet pınarının başındaki en kıymetli murabıtlardan biri olarak, o kaynağa yabancı unsurların sızmaması için ömrünü siper etmiştir. Şehir şehir, diyar diyar gezerken aslında aradığı sadece bir "söz" değil, o sözün taşıdığı ilahi ruhun en duru halidir.

Attığı her adımda bilginin izzetini koruyan bir derviş titizliğiyle ve binlerce rivayet arasından hakikat damlalarını adeta bir sarraf inceliğiyle damıtmıştır. Onun bizlere bıraktığı miras, iki kapak arasına sıkışmış bir kitaptan öte, İslam düşünce dünyasının ve sünnet külliyatımızın sarsılmaz omurgasıdır. Bizler bugün Peygamber Efendimiz’in (sav) mübarek kelamlarına güvenle erişebiliyorsak, bunda o emsalsiz cehdin, uykusuz gecelerin ve tavizsiz ilim ahlakının payı büyüktür.

O, geleneğimizin bizlere intikalindeki en keskin nirengi noktası; sahih bilginin, tahrifata karşı ördüğü o aşılmaz duvardır. Bir ömür süren bu murabıtlık, bugün ümmetin elindeki en sağlam dayanak olarak karşımızda durmaktadır ki bu bereketli topraklarda, kadim bir dostun rehberliğinde onun huzuruna varmak, bir Müslüman için sadece bir ziyaret değil, mukaddes bir ahde vefa borcudur.

İmam Buhârî (rahimehullah), hadisleri tasnif ederken aslında bir medeniyetin zihnini inşa ediyordu. Bugün bize düşen, onun devrettiği bu muazzam mirası yalnızca kütüphane raflarında birer teberrük nişanesi olarak saklamak değil; o titizliği, seçiciliği ve tükenmez ilim aşkını hayatlarımızın merkezine yeniden yerleştirmektir. Çünkü onun açtığı çığır, İslam’ın aklını ve kalbini muhafaza etme mücahedesidir.

​Bu topraklar, sadece bir âlimin fani bedenini değil, İslam’ın kâvî ilim zırhını bağrında taşıyor. Onun kaleminden dökülen her harf, ümmetin hafızasında kıyamete kadar sürecek yankılara dönüştü. Rabbim, o kutlu pınarın başında tuttuğu sadık nöbeti katında en âli payelerle taçlandırsın; bizleri de her türlü bulandırmaya ve tahrifata karşı bu berrak geleneğin sarsılmaz muhafızları ve sadık takipçileri kılsın.

Rahmeten vesia...

imam-buhari.jpg

İmam Buhari'nin (rahimetullah) Semerkant'ta bulunan kabri. (Doğum 20 Temmuz 810; vefat 1 Eylül 870)

YAZIYA YORUM KAT

5 Yorum