
Katil İsrail'in Gazze'ye karşı ablukası, Haccı ulaşılamaz bir hayal haline getirdi
Filistinliler, buna en çok ihtiyaç duydukları bir dönemde, yenilenme, adanmışlık ve iyileşmenin içten bir manevi yolculuğuna çıkmaları engellenmiştir.
Sara Awad’ın Middle East Eye’da yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
Binlerce Müslüman Hac ibadetini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan’a gitmeye hazırlanırken, İsrail’in Refah sınırını kontrolü altında tutması nedeniyle Gazze’deki Filistinliler, İslam’ın beş şartından birini yerine getirme fırsatından bir kez daha mahrum bırakıldı.
Her yıl, Gazze'deki Filistinliler, fiziksel ve maddi imkânları elverdiği sürece tüm Müslümanların hayatında bir kez yerine getirmeleri gereken kutsal bir ibadet olan Hac'ı yerine getirmek için bölgeden ayrılmaktan alıkonuluyor.
Bunun yerine, Haccı uzaktan izlemek zorunda kalıyoruz. Bu mesafe kilometrelerle değil, kapalı sınırlarla ölçülüyor; çünkü işgalci güç, bizimle kutsal yolculuğumuzun arasında duruyor.
Refah sınırı, Gazze'deki Filistinliler için dış dünyaya açılan tek kapıdır ve kısmen yeniden açılmış olsa da, İsrail buradan geçişlere hâlâ kısıtlamalar uygulamaktadır.
Kurban Bayramı kutlamalarıyla aynı zamana denk gelen Hac ibadetini yerine getirmek için, Müslümanlar önümüzdeki günlerde dünyanın dört bir yanından Suudi Arabistan'ın Mekke kentine seyahat edecekler. Ancak Gazze'deki Müslümanlar, sınırların kapatılması, yerinden edilme, açlık ve ciddi maddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacaklar.
Gazze’deki Müslümanlar için Hac şu anda imkânsız görünse de, binlerce dolara mal olan karmaşık seyahat düzenlemeleri nedeniyle bu her zaman zor bir ihtimal olmuştur. Hacılar genellikle otobüsle Mısır’a, oradan da uçakla Suudi Arabistan’a seyahat ederler.
Gazze'den 65 yaşındaki Salwa Akila, Middle East Eye'a “Hac için para biriktirmem beş yılımı aldı” dedi. “Sonra savaş çıktı ve parayı yerinden edilme ve yemek masraflarına harcadım.”
Hayatta kalma mücadelesi
Akila ve eşi, Kâbe’nin önünde duracakları anı yıllarca hayal ettikten sonra, 2024 yılında Hacca gitme izni almıştı.
Ancak Gazze savaşı her şeyi değiştirdi. Şimdi, kuşatma altındaki topraklarda yaşayan ve İsrail bombardımanı sırasında evlerini kaybeden binlerce Filistinli gibi, onlar da yerinden edilmiş olarak hayatta kalmak için mücadele ediyor.
Bir zamanlar Gazze'de Hac ve Umre hizmet sağlayıcıları olarak çalışanlar – seyahati organize eden, rehberlik eden ve yolculuk boyunca yardım sunanlar – da ciddi bir krizle karşı karşıya. Birçoğu ya geçim kaynaklarını kaybetti ya da ciddi mali zarara uğradı.
Gerçekten de, İsrail’in son birkaç yıldır Gazze’de sürdürdüğü soykırım, Haccı manevi bir yükümlülükten giderek ulaşılmaz bir hayale dönüştürmüştür.
Bir arkadaşım geçenlerde Mekke’de toplanan ve Allah’ın evini ziyaret etmeye hazırlanırken sevinç gözyaşları döken hacıların fotoğraflarını benimle paylaştı. “Umarım sıra yakında bize de gelir,” diye yazmıştı arkadaşım.
Gazze’deki birçok Müslüman için bu tür görüntüler hem dokunaklı hem de kaçırdığımız şeyleri acı bir şekilde hatırlatıyor. İsrail’in soykırım niteliğindeki savaşı, Filistinlileri fiziksel ve zihinsel olarak bitkin düşürdü; onlara temel bir dini görevi yerine getirememek konusunda çaresizlik ve başarısızlık hissi yaşattı.
Mekke’yi ziyaret etmek, yenilenme, adanmışlık ve şifa dolu derin manevi bir yolculuktur. Gazze’deki Müslümanlar, buna en çok ihtiyaç duydukları bir zamanda bu imkânı yitirmiş durumdalar.
Böylece İsrail’in saldırısı Filistinlileri sadece gıda, ilaç ve güvenlikten mahrum bırakmıyor. Aynı zamanda yıllarca süren acımasız bombardımanın ardından onurlarını, umutlarını ve duygusal iyileşmelerini geri kazanmalarına yardımcı olabilecek deneyimlerden de mahrum bırakıyor.
Umuda tutunmak
Zaman geçtikçe, uzun zamandır Mekke’yi ziyaret etmeyi hayal eden birçok yaşlı insan artık fiziksel olarak bu yolculuğu yapamaz hale geldi. Bazıları sürekli bakım gerektiren sağlık sorunlarıyla yaşıyor ve Hac ibadeti artık onlar için güvenli değil.
Dışarıdan bakanlar bu krizi, çökmekte olan ekonomi, bozuk sağlık sistemi veya gıda tedarikine uygulanan abluka kadar acil bir sorun olarak görmeyebilir. Ancak Gazze'deki Müslümanlar olarak bizler, Haccı temel bir hak ve hayat yolculuğumuzun hayati bir parçası olarak görüyoruz.
Para, gıda ya da maddi yardım istemiyoruz; aksine, İslam inancının bir şartını yerine getirebilmek için, güvenli bir şekilde ayrılma ve eve dönüş imkânı sunan açık bir kapı istiyoruz.
Gazze'deki Müslümanlar, Haccı yerine getirme fırsatından mahrum bırakılmanın yanı sıra, üst üste üçüncü yıl Kurban Bayramı'nın en önemli dini ibadetlerden biri olan hayvan kurban etmeyi de yapamıyor. Bu gelenek, bölgeye giren mallardaki ciddi kıtlık ve kısıtlamalar da dâhil olmak üzere mevcut koşullar altında giderek imkânsız hale geldi.
Nitekim Gazze'deki Müslümanlar, savaş, yerinden edilme, yıkım ve tamamen çökmüş bir ekonomi ortamında artık Kurban Bayramı'nı tam anlamıyla kutlayamıyor.
Her geçen yıl, Haccı yerine getirmek için hâlâ bekleyenlerin listesindeki isimler azalıyor; ölüm, onlara bu fırsatı vermeden önce gelerek, hayatları boyunca yerine getiremedikleri kutsal bir görevi geride bırakıyor.
Yine de tüm bu zorluklara rağmen, Gazze'deki birçok Filistinli Müslüman, gelecek yıl Hac veya Umre'yi yerine getirme umudunu koruyarak, ellerinden geldiğince az miktarda para biriktirmeye devam ediyor.
* Sara Awad, İtalya’da yaşayan Filistinli bir yazardır. Dil ve edebiyat alanında lisans derecesine sahiptir. Yazıları The Intercept, Al Jazeera English, TRT World, Drop Site News, The Independent ve Truthout gibi yayınlarda yer almıştır. Yazılarında savaş ve işgal ortamında toplumsal sorunlar, dayanıklılık, kimlik ve umut gibi konuları ele almaktadır.



HABERE YORUM KAT