
Haksöz dergisi Mayıs-Haziran2026 sayısı çıktı
Haksöz dergisi bu ay iki sayı bir arada yayınlandı. Mayıs-Haziran2026 tarihli 422-423.sayıdaküresel barbarlığa karşı direniş iradesinin özgürleştirici misyonuna dikkat çekiliyor.
HAKSÖZ HABER
“Kur’an’ın aydınlığına doğru” şiarıyla aylık yayınını sürdüren Haksöz’ünMayıs-Haziran 2026 tarihli422-423. sayısı çıktı. Bu ay Kurban Bayramının da etkisiyle iki sayı bir arada yayınlanan derginin kapağında “Direniş İradesi Sömürgecilerin Silahlarından Güçlüdür!” manşetine yer verildi.
Gündem’de kapak konusu ele alınıyor ve tüm bölgemize yayılan işgal ve saldırı politikaları “küresel bir kuşatma” olarak yorumlanıyor. Yaşanan ağır yıkım ve soykırıma rağmen direnişin imkân ve potansiyeline dikkat çekiliyor. Direniş iradesinin tarihsel olarak sürekli yeniden doğduğunun vurgulandığı yazı Müslümanlara acziyet yerine bilinçli ve stratejik bir mücadele perspektifi öneriyor.
Mehmet Hasip Yokuş, modern dünyanın yaşadığı ahlaki ve ontolojik krizi medeniyet perspektifinden ele alıyor. Gazze merkezli kırılmanın yalnızca jeopolitik değil, hakikat ve anlam eksenli bir hesaplaşma olduğunu vurgulayan yazar; Batı’nın evrensellik iddialarının çözüldüğünü, buna karşılık İslam ümmetinin hafıza, direniş ve vahiy merkezli yeni bir medeniyet tasavvuruna yönelmesi gerektiğini savunuyor.
İsmail Ceyran, modern hümanist paradigmanın insanı köklerinden, ailesinden ve vahiy merkezli hakikat anlayışından kopararak büyük bir ontolojik boşluğa sürüklediğini ifade ediyor. Müslüman şahsiyetin yeniden inşası için “tevhid, adalet ve muhabbet” kavramlarını merkeze alan yazar; çağın krizlerine karşı vahiy eksenli bir bilinç, merhamet ve ahlak çağrısında bulunuyor.
Ali Gözcü, modern dünyanın çocukları kuşatan dijital ve kültürel etkilerini fıtrat perspektifinden ele alıyor. Aile, devlet ve dijital ağlar arasındaki eğitim mücadelesini tartışan yazar; çocuğun şahsiyet inşasında en belirleyici unsurun aile ve istişari bir eğitim ortamı olduğunu vurguluyor. Batılı eğitim formlarının ve kontrolsüz dijitalleşmenin oluşturduğu risklere dikkat çekerek İslami bir eğitim tasavvurunun yeniden inşasını öneriyor.
Rıdvan Kaya, düğün ve nikâh törenlerinde giderek yaygınlaşan sekülerleşme pratiklerini eleştiriyor. Hududullah çerçevesinde Müslümanların toplumsal hassasiyetlerini nasıl koruması gerektiğini ele alıyor. Sosyal baskılar karşısında susmanın değil, bilinçli bir tavır geliştirmenin önemini öne çıkarıyor.
Hamza Türkmen, İran devrim süreciyle Suriye devrim sürecini mukayese ettiği yazısında 1979 sonrası Şii dünyadaki umut ve trajediyle Sünni dünyadaki umut ve trajediye odaklanıyor. İslami hareketlerin emperyalizm ve içsel zaaflar karşısındaki yöntemleri karşılaştırarak mezhebî ayrışmaların aşılması gerektiğini ifade ediyor ve yakın dönem Suriye’sindeki müspet gelişmelereodaklanıyor.
Murat Kurt, insan davranışını yalnızca çıkar ve haz üzerinden açıklayan yaklaşımları eleştirerek motivasyonun anlam ve değer temelli yapısına odaklanıyor. Fıtrat, ahiret bilinci ve seküler vicdan kavramlarını karşılaştırarak insanı harekete geçiren derin içsel dinamikleri tartışıyor. Hem dinî hem seküler örneklerle “anlam”ın sürdürücü gücünü merkeze alıyor.
Dergide Sumud Filosu yolcularından Diyarbakır Memursen İl Başkanı Ramazan Tekdemir ile filo, Gazze ve İsrail korsanlığı üzerine bir söyleşiye yer veriliyor.
ZeineNassar, şehadetinin yıldönümünde Gazzeli akademisyen-şair Rıfat el-Arir’i öğrencilerinin dilinden anlatıyor.
Medea Benjamin ve Nicolas JS Davies tarihin kaçınılmaz bir döngüsü olarak güçlenip yıkılan imparatorluklardan hareketle Trump başkanlığındaki ABD’nin içine düştüğü çıkmazı tartışıyor.
Mustafa Akman, Muhammed Emîn el-Kürdî’yi hem biyografik hem de düşünsel yönleriyle ele alıyor ve özellikle onun Nakşibendî-Hâlidî çizgideki tasavvuf anlayışını, Eş‘arî kelâm geleneğiyle ilişkisini ve mezhepler tarihindeki konumunu inceliyor. Kürdî’yi bir tarikat şeyhi ve Eş‘arî gelenek içinde şekillenmiş bir düşünür olarak konumlandırıp tasavvuf-kelâm ilişkisi üzerinden onu analiz ediyor.
Ali Emre, Noah Gordon’ın “Hekim” (ThePhysician) romanını merkeze alarak hem romanın hikâyesini hem de Doğu–Batı ilişkisini nasıl temsil ettiğini eleştirel bir gözle irdeliyor. Yazar, romanın, “tıp ve öğrenme macerası” gibi görünse deaslında örtük bir oryantalist bakış taşıdığını ve medeniyetin yönünü Batı lehine yeniden kurguladığını savunuyor.
Zehra Türkmen, Günay Bulut’un “Çantamdaki Ejderha” adlı öykü kitabını tematik açıdan analiz ediyor. Kitabın yalnızca bireysel hikâyeler değil, aynı zamanda inanç merkezli bir direniş ve manevi dayanıklılık anlatısıkurduğuna; acıların ise çoğunlukla sabır ve tevekkülle anlamlandırıldığına işaret ediyor.
Dergi, Mehmet Şirin Yavuz’un şiiriyle kapanıyor.

İRTİBAT: 0212 524 10 28



HABERE YORUM KAT