
Sur'a üfürüleceği gün, biz günahkârları o gün, gömgök olarak toplayacağız
Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.



Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız.
"(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar.
Onların sözünü ettiklerini biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: "Siz yalnızca bir gün kaldınız" derler. (Taha: 102-104)
Kıyamet gününde Allah´ın emriyle İsrafil Sur´a üfürecektir. Biz, suçluları o gün perişanlıktan dolayı gözleri göğermiş bir halde bir araya toplayacağız. Mücrimler kendi aralarında fısıldaşarak: "Siz dünyada ancak on gün yaşadınız." diyeceklerdir. Halbuki biz onların ne fısıldaştıklarını çok iyi biliriz. Mücrimlerin en akıllıları ise: "Siz dünyada ancak bir gün kaldınız" diyeceklerdir.
Mahşer gününde toplanma amacı ile Sur a üfürüldüğünde bu suçlular, üzüntü ve kederden yüzleri mosmor kesilmiş bir halde toplanırlar. Aralarında gizli gizli konuşurlar. Korku, ürkeklik ve mahşer alanını kuşatan dehşet dolu atmosferi sebebiyle seslerini yükseltemezler. Ve onlar yeryüzünde geçirdikleri günleri tahmin ediyorlar. Artık dünya hayatı onların gözünde basitleşmiş ve geçirdikleri günler hayallerinde oldukça silinmiştir. “Siz dünyada sadece on gün kaldınız. Onların daha akıllı olanları ve daha sağlıklı görüş sahipleri ise: “Siz dünyada sadece bir gün kaldınız.” İşte bu şekilde yeryüzünde yaşadıkları koca ömürleri bir anda siliniyor, gözlerinde eriyip gidiyor. Bütün bunlar hem zaman, hem de değer açısından gayet küçülüyor. Her türlü zevk ve imkânla donatılmış olsa dahi, on günün ne değeri olabilir? Her bir dakikası ve her bir saniyesi mutluluk ve sevinç dolu olsa dahi bir gecenin ne değeri olabilir? Mahşerden sonra kendilerini bekleyen ve kesintisiz devam edecek olan bu dönemin yanında, şu kısacık mutlulukların sözü mü edilir?
FİZİLALİL KUR’AN
Bakın bir gün Hz. Ömer Rasûlullah efendimizi görür. Rasûlullah efendimiz evinde içindeki samanlar dökülmeye yüz tutmuş bir yastığın üzerine başını koymuş yatmaktadır. Gözleri dolar Hz. Ömer'in ve der ki: Ey Allah’ın Resûlü Bizans’ın Kayserleri, Kisrâlar şöyle şöyle bir hayatın içindelerken biz senin başının altına bir yastık bile yaptıramadık der. Rasûlullah bir günlük dünya onların olsun ey Ömer, âhiret bizim için yetmez mi? Denize parmağını daldırsan ne kadar suyla gelir? İşte âhiretin yanında dünya bu kadardır buyurur. Bir yolculuğa çıkmışım, bir ağacın altında biraz oturup dinlenmişim, sonra kalkıp yoluma devam etmişim. İşte ey Ömer dünya bu kadardır buyurur.
Eh şimdi bizler bir günlük dünya hayatı için mi çırpınıyoruz? Bir günlüğüne mi evler yapıyoruz? Bir günlük için mi bu kadar saraylar peşindeyiz? Bir günlük rızık için mi bu uğraşları veriyoruz? Yâni bir günün rızkını bulamadık ta onun için mi bu kadar gece-gündüz koşturuyoruz? Bu bir günlük dünya için mi zalimlere boyun eğiyoruz? Bir günlük dünya için mi zalim oluyoruz? Bu nasıl bir iş? Bu nasıl bir anlayış? Bu nasıl bir hayat?
BASAİRUL KUR’AN
Râzî’nin bu ayetlere dair açıklamalarının özeti şöyledir:
102.Ayet: Sura Üflenmesi ve "Gözlerin Göğermesi"
Sur'un Mahiyeti: Râzî, Sur’a üflenmesini ilahi bir emir veya gerçek bir boru olarak yorumlayan görüşleri zikreder. Bu, dağınık olan parçaların birleşmesi ve ruhların bedenlere dönmesi için bir "toplanma çağrısı"dır.
"Zurkan" (Masmavi/Göğermiş): Râzî bu ifade üzerinde titizlikle durur. Mücrimlerin gözlerinin neden "gök rengi" (mavi) olacağına dair birkaç ihtimal sunar:
Körlük: Bazı müfessirlere göre bu, görme yetisinin yitirilmesidir. Gözdeki ışığın gitmesiyle ortaya çıkan bulanık, kirli bir renktir.
Dehşet ve Korku: Aşırı korku ve susuzluktan dolayı göz bebeklerinin renginin değişmesi veya yüzdeki kanın çekilip morarmasıdır.
Çirkinlik: Araplar arasında mavi göz (o dönemdeki algıyla), genellikle düşmanlık ve uğursuzluk nişanesi olarak görülürdü. Râzî, bunun fiziksel bir azaptan ziyade "hakir görülme" ve "çirkinleştirilme" manasına geldiğini belirtir.
103. Ayet: Zamanın Kısalığı ve Gizli Konuşmalar
Gizli Konuşma (Tehâfüt): Râzî’ye göre günahkarlar, mahşerin dehşetini gördüklerinde dünyadaki o uzun sandıkları ömrün ne kadar beyhude olduğunu anlarlar. Seslerini yükseltmeye mecalleri yoktur; korku onları fısıldaşmaya mecbur bırakır.
On Gün Tabiri: Râzî burada "on" sayısının gerçek bir rakamdan ziyade, "azlık" ifade ettiğini savunur. Ahiretin sonsuzluğu yanında, seksen yıllık bir dünya ömrü bile on gün gibi kısa gelir.
104. Ayet: En Akıllılarının Hükmü
"Emse lühüm tarîkaten" (En Akıllıları): Râzî bu ifadeyi, "aklı daha selim olan" veya "gerçeği daha iyi takdir eden" şeklinde yorumlar.
Bir Günlük Ömür: En dirayetli olanın "sadece bir gün kaldınız" demesi, hakikatin tam idrak edilmesidir. Râzî’ye göre:
Dünya hayatı geçicidir ve sonlu olan her şey, sonsuz olanın yanında yok hükmündedir.
İnsan, dünyadayken zamanı çok uzun sanarak aldanır; ancak perde kalktığında (ölüm ve haşir ile) en uzun ömrün bile bir sabah veya akşam vakti kadar (bir gün) olduğu gerçeğiyle yüzleşir.
TEFSİRİ KEBİR





HABERE YORUM KAT