1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. "Âhirette de sana, kaçıp kurtulamayaca­ğın, vaadedilmiş bir azap vardır"
"Âhirette de sana, kaçıp kurtulamayaca­ğın, vaadedilmiş bir azap vardır"

"Âhirette de sana, kaçıp kurtulamayaca­ğın, vaadedilmiş bir azap vardır"

"Âhirette de sana, kaçıp kurtulamayaca­ğın, vaadedilmiş bir azap vardır. Tapıp durduğun İlahına şimdi ne yapacağız bir bak. Onu muhakkak yakacağız. Sonra onu denize savuracağız."

02 Mayıs 2026 Cumartesi 08:11A+A-

taha-97.jpg

Musa Sâmirî´ye şöyle dedi: "Haydi git. Sen, hayatın boyunca: "Bana dokunmayın." diyeceksin. Âhirette de sana, kaçıp kurtulamayaca­ğın, vaadedilmiş bir azap vardır. Tapıp durduğun İlahına şimdi ne yapacağız bir bak. Onu muhakkak yakacağız. Sonra onu denize savuracağız." ( Taha: 97)

Artık gözüme gözükme! Kovuldun sen! Bundan böyle kimse sana ne iyilik yapacak ne de kötülük! Sen de öyle. -Hz. Musa’nın dinindeki cezalardan biri buydu. Toplumun boykotu ve insanın kovulmuşluğunu ilan ederek hiç kimsenin ona yaklaşmamasını, onun da kimseye yanaşmamasını söyleme cezası.- Diğer ceza ise Allah katındaki azab ve ceza idi. Öfkeyle ve içerlenerek altın buzağının devrilmesini, yakılmasını ve eritilip suya atılmasını emrediyor. Öfke Hz. Musa’nın en belirgin özelliklerinden biriydi. Zaten, yalnız burada Allah için, Allah’ın dini için öfkelenmişti O. Ki bu tür durumlarda öfke güzeldir. Sert tepki gösterilmesi hoş bir tavırdır.

Buradaki sözler, onun sadece hayattan sürgün edildiğini değil, aynı zamanda sürgün olduğunu, herkese bildirmek zorunda bırakıldığını da göstermektedir.

Şu üzerine titrediğin, önünde eğilip kendisine kulluk yaptığın tanrına da, buzağına da bak ki onu yakacağız, sonra da onun külünü denize savuracağız. Gördün mü? Hani tanrıydı. Hani Mûsâ’nın da İsrâil oğullarının da İlâhıydı. İşte yanıp kül oldu. Hani niye koruyamadı kendisini?

BASAİRUL KUR’AN

Râzî’nin bu ayet üzerindeki açıklamalarını şu ana başlıklar altında özetleyebiliriz:

1. "Lâ Misâs" (Dokunmak Yok) Cezası

Râzî, Sâmirî’ye verilen bu cezanın mahiyeti hakkında iki temel yorum üzerinde durur:

Fiziksel Bir Hastalık: Râzî'nin aktardığına göre, Hz. Musa Sâmirî'ye beddua etmiş ve Allah onun cildini aşırı hassas hale getirmiştir. Sâmirî’ye birisi dokunduğunda hem dokunan hem de Sâmirî şiddetli bir ateşe/acıya tutuluyordu. Bu yüzden Sâmirî, bir vahşi hayvan gibi insanlardan kaçarak çöllere düşmüş ve ömrü boyunca "Lâ misâs!" (Dokunmayın!) diye bağırmak zorunda kalmıştır.

Sosyal Tecrit (Aforoz): Diğer bir yorum ise bunun manevi ve toplumsal bir ceza olduğudur. Hz. Musa, toplumun birliğini bozan bu kişiye "tam bir izolasyon" cezası vermiştir. Kimse onunla konuşmamış, ticaret yapmamış ve yanına yaklaşmamıştır.

2. Cezanın Adaleti ve Uygunluğu

Râzî, bu cezanın neden bu kadar şiddetli olduğunu "kısas" mantığıyla açıklar:

Sâmirî, halkın kalplerine ve inançlarına "dokunarak" onları saptırmıştı.

Buna karşılık Allah, onu kimsenin bedenen dokunamayacağı bir yalnızlığa mahkum etti.

Râzî burada, fitne çıkaranın cezasının, fitne çıkardığı türden (ayrıştırarak) verildiğine dikkat çeker.

3. "Hayatın Boyunca" İfadesi

Râzî, Sâmirî için dünyada kaçışın olmadığını, tevbe kapısının bu özel ceza ile kapandığını veya bu utançla yaşayacağını gösterir.

4. Ahiret Vaadi

"Dünyadaki bu tecrit ve hastalık sadece bir başlangıçtır. Asıl büyük ceza, Allah'ın huzurunda, inkâr edilemez ve kaçınılamaz olan o büyük hesap gününde verilecektir."

Özetle: Fahreddin er-Râzî için bu ayet, sadece tarihi bir olayı anlatmaz; aynı zamanda dini tahrif eden ve toplumu bölen kişilerin hem bu dünyada (insanlardan kopuş ve yalnızlık) hem de ahirette (kaçınılmaz azap) karşılaşacakları trajik sonu modelleyen ibretlik bir tablodur.

TEFSİRİ KEBİR

HABERE YORUM KAT