
Harun dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma”
Harun dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: -İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Taha: 94)

Harun dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: -İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Taha: 94)
Böylece Hz. Harun’un, Hz. Musa’dan daha yumuşak huylu ve duygularına ondan daha fazla hakim olduğunu görüyoruz. O bu sırada Hz. Musa’nın vicdanında hassas bir noktaya parmak basmaya çalışıyor. Merhamet damarından ona yaklaşıyor. Bu gerçekten hassas bir konudur. Daha sonra bu konudaki görünüşü ona açıklıyor. Kendisine göre abisinin emrine itaatin ne anlama geldiğini izah ediyor, olayın üzerine sert bir yöntemle gittiği taktirde bununla İsrailoğullarının ikiye ayrılmasından, bir kesimin buzağıdan, bir kesiminin ise kendisinin öğüdünden yana çıkarak, ikiye bölünmesinden endişe ettiğini dile getiriyor. Halbuki abisi onu, İsrailoğullarını kollaması ve herhangi bir olayın meydana gelmemesi için görevlendirmişti.
Hz. Harun'un bu cevabından, tefrikayı önleme amacıyla şirke taviz verdiği kesinlikle anlaşılmaz. Kur'an'dan böyle bir anlam çıkarmaya çalışan bir kimse hidayeti değil dalaleti elde etmiş olur. Dolayısıyla Hz. Harun'un bu ifadesi "niçin benden emir almayı beklemedin" şeklinde de yorumlanabilir. Hz. Harun'un bu cümlesini tam anlamıyla kavrayabilmek için bu ayetin yanısıra A'raf Suresi 150. ayeti de okumalıyız. Orada Hz. Harun (a.s) şöyle demektedir: "Annemoğlu, bu topluluk beni zayıflattı ve nerdeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen de düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni de bu zalimler topluluğuyla bir sayma." Eğer bu iki ayet birlikte okunursa olayın gerçek şekli kolayca anlaşılabilir: Harun (a.s) halkı buzağıya tapmaktan elinden geldiğince alıkoymaya çalıştı fakat onlar Harun'a (a.s) karşı geldiler ve nerdeyse onu öldüreceklerdi. Onların aralarında bir ayrılık olmasından korkarak Hz. Musa'nın döndüğünde kendisini durumu daha da kötüleştirmekle ve onun yokluğunda kontrolü sağlamamakla suçlamaması için o gelene kadar sessiz kaldı.
FİZİLALİL KUR’AN
Tefsir-i Kebir’e Göre Ayetin İncelenmesi
Râzî, bu ayeti açıklarken özellikle Hz. Musa ve Hz. Harun arasındaki diyaloğun psikolojik ve şer’î boyutlarına odaklanır:
1. "Ey Annemin Oğlu" Hitabındaki İncelik
Râzî'ye göre Hz. Harun, Hz. Musa’nın öfkesini yatıştırmak için "Ey kardeş" demek yerine "Ey annemin oğlu" demiştir. Bunun iki sebebi vardır:
Şefkati Tahrik: Anne, merhametin sembolüdür. Aynı anneye nispet edilmek, aradaki sevgi bağını hatırlatarak Hz. Musa’nın hiddetini kırmayı amaçlar.
Aynı Asalet: Râzî burada, her iki peygamberin de aynı rahimden geldiğini vurgulayarak, Hz. Harun’un sadakatinden şüphe edilmemesi gerektiğini ima eder.
2. Saç ve Sakaldan Tutma Meselesi
Râzî, Hz. Musa’nın neden böyle sert bir tepki verdiğini sorgular. Müfessire göre bu durum, Hz. Musa’nın Allah’a olan bağlılığı ve "din konusundaki gayreti" (hamiyet) sebebiyledir.
Hz. Musa, kavminin buzağıya taptığını görünce öyle bir sarsılmıştır ki, bu öfke doğrudan Hz. Harun’un şahsına değil, gerçekleşen "münker" (kötülük) olayına karşı duyulan büyük acının bir yansımasıdır.
Râzî burada bir nüansa dikkat çeker: Hz. Musa, Harun'u (a.s.) cezalandırmak için değil, içinde bulunduğu dehşeti ve üzüntüyü dışa vurmak için bu hareketi yapmıştır.
3. "Ayrılık Soktun" Endişesi
Bu kısım, Râzî’nin tefsirinde siyasi ve içtimai hikmetler üzerinden açıklanır. Hz. Harun’un buzağıya tapanlara neden daha sert müdahale etmediğinin gerekçesi şudur:
Fitne Korkusu: Eğer Hz. Harun müdahale sırasında İsrailoğullarını kılıçla ikiye bölseydi, kavim tamamen parçalanacaktı.
Musa'nın Dönüşünü Beklemek: Harun (a.s.), meseleyi kökten çözecek olan asıl liderin (Musa) gelmesini beklemiştir. Kendi başına bir iç savaş başlatması halinde, Hz. Musa tarafından "toplumu bölen kişi" olarak suçlanmaktan çekinmiştir.
Özetle: Râzî'ye göre bu ayet, Hz. Harun’un bir gevşeklik göstermediğini, aksine hikmetle hareket ettiğini ve toplumsal birliğin (vahdetin) bir lider için ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır.
TEFSİRİ KEBİR





HABERE YORUM KAT