
Savaşın gölgesinde İngiltere ve Körfez’den 5 milyar dolarlık serbest ticaret anlaşması
5 milyar dolarlık serbest ticaret anlaşması, Orta Doğu’da tırmanan bölgesel gerilimlerin gölgesinde salt bir ticari başarıdan ziyade, Londra ve Körfez başkentlerinin derinleşen "ekonomik güvenlik" hamlesi olarak değerlendiriliyor.
Birleşik Krallık’ın Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile uzun vadede yıllık yaklaşık 3,7 milyar sterlin (4,96 milyar dolar) değerinde bir serbest ticaret anlaşmasına (STA) vardığını açıklaması, küresel piyasalarla birlikte uluslararası güvenlik analistlerinin de gündeminde yer buldu.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın "İngiliz işletmeleri için büyük bir kazanım" olarak nitelediği anlaşmaya ilişkin İngiltere Ticaret Bakanı Peter Kyle'ın "artan istikrarsızlığın yaşandığı bir dönemde bugünkü açıklama, açık bir güven mesajı veriyor" ifadesi, bölgedeki askeri ve siyasi hareketliliğin gölgesinde stratejik bir mesaj olarak yorumlanıyor.
Resmi müzakereleri Haziran 2022'de başlayan ve 20 Mayıs 2026 Çarşamba günü Londra'da Birleşik Krallık Ticaret Politikalarından Sorumlu Devlet Bakanı Sir Chris Bryant ile KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi tarafından imzalanan bu anlaşma, KİK'in bir G7 üyesiyle imzaladığı ilk serbest ticaret anlaşması olma özelliğini taşıyor.
Sektörel Kazanımlar ve Dijital Entegrasyon
Anlaşma, KİK üyesi altı ülkenin (Suudi Arabistan, BAE, Katar, Kuveyt, Umman ve Bahreyn) İngiliz mallarına uyguladığı gümrük vergilerinin yüzde 93'ünü kademeli olarak kaldıracak. Bu adımla, anlaşmanın onuncu yılında İngiliz ihracatçısının üzerinden yıllık yaklaşık 580 milyon sterlinlik bir vergi yükü kalkacak ve bu miktarın 360 milyon sterlinlik kısmı anlaşmanın yürürlüğe girdiği ilk gün sıfırlanacak.
İngiliz hükümeti; otomotiv, havacılık, ileri imalat, gıda ve içecek (tahıl, çedar peyniri, tereyağı, çikolata) ile ilaç sektörlerinin bu muafiyetten en yüksek payı alacağını öngörüyor. Hizmetler alanında ise İngiliz hukuk, finans ve danışmanlık firmalarının Körfez pazarındaki mevcut varlığı yasal güvence altına alınırken, vize süreçlerinde şeffaflık sağlanması hedefleniyor.
Anlaşmanın en dikkate değer yönlerinden biri de KİK tarihinde bir ilk olan "finansal verilerin sınır ötesi serbest dolaşımı" maddesi oldu. Dijital ticareti kolaylaştıran bu hüküm, şirketlerin finansal verilerini bölge dışında güvenli bir şekilde depolayıp işlemesine imkan tanıyarak siber ve finansal entegrasyonu derinleştiriyor. Ayrıca standart ürünlerin gümrük işlemlerinin en geç 48 saat, bozulabilir tarım/gıda ürünlerinin ise 6 saat içinde tamamlanması taahhüt ediliyor.
Bölgesel Gerilimin Gölgesinde "Güvenlik Duvarı"
Uluslararası ilişkiler uzmanları ve düşünce kuruluşları, anlaşmanın zamanlamasını salt ekonomik parametrelerle açıklamıyor. Bölgede süregelen İran merkezli gerilimler ile ABD ve İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonlar, Körfez ülkelerini fiziki ve ekonomik olarak ciddi bir kırılganlıkla karşı karşıya bırakmış durumda.
Londra merkezli analistlere göre, İngiltere’nin KİK ile böyle kapsamlı bir anlaşmayı hayata geçiren ilk G7 ülkesi olması, Körfez’e yönelik dolaylı bir "jeopolitik taahhüt" niteliği taşıyor. Londra yönetimi, İran'ın Körfez’deki ticari ve lojistik altyapılara yönelik tehditlerini uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlarken, bu anlaşmayla Körfez ortaklarının ekonomik sürdürülebilirliğinin arkasında durduğunun mesajını veriyor.
ABD ve İsrail’in Çizgisine Karşı İngiltere’nin "Dengeleyici" Pozisyonu
Uzmanlar, Körfez başkentlerinin bu hamleyle risk dağıtımına gittiğini vurguluyor. Washington ve Tel Aviv’in askeri odaklı, doğrudan hedef almaya yönelik ve bölgeyi geniş çaplı bir istikrarsızlığa sürükleme potansiyeli taşıyan ofansif politikaları, Körfez ülkelerinde temkinli bir yaklaşıma yol açıyor.
İngiltere ise bu süreçte müttefiki ABD'den nüanslarla ayrışıyor. Londra'nın, bölgedeki askeri varlığını "saldırı amaçlı" operasyonlardan ziyade, "savunma, lojistik hatların ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğinin korunması" (hava savunma sistemleri ve deniz güvenliği) odaklı konumlandırması, Körfez için İngiltere’yi "öngörülebilir ve rasyonel bir Batılı liman" haline getiriyor. KİK ülkeleri, İngiltere ile bağlarını kalıcı anlaşmalarla tahkim ederek, güvenlik ve ekonomik refah ortaklıklarını tek bir aktöre bağımlı kılmama stratejisini uyguluyor.
Çin'in Ticari Hacmine Karşı İngiltere'nin Yapısal Bağları
Çin, son yıllarda bölgede büyük altyapı projeleri, enerji anlaşmaları ve arabuluculuk rolleriyle ağırlığını artırsa da analistler İngiltere’nin bölgedeki varlığının tarihsel ve yapısal olarak farklı bir DNA'ya sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Çin'in Körfez ile ilişkileri büyük oranda petrol alımı ve fiziksel altyapı inşası gibi "işlemsel" düzlemde ilerlerken; Körfez ülkelerinin askeri doktrinleri, istihbarat ağları, finansal ve hukuki sistemleri tarihsel olarak İngiliz sistemiyle derin bağlar barındırıyor. İngiltere, ticaret hacminde Çin ile yarışmak yerine, "finansal veri akışı, siber güvenlik, yüksek teknoloji ve nitelikli hizmet sektörü" gibi Çin’in kolayca ikame edemeyeceği alanlara odaklanarak yapısal ortaklığını pekiştiriyor.
Hürmüz Boğazı üzerindeki fiziki tehditlerin sürdüğü bir dönemde, dijital ve finansal altyapının bu anlaşmayla Batı sistemine entegre edilmesi, Körfez ekonomilerinin küresel finansal sistemdeki "vazgeçilmezlik" konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Sonuç olarak, 20 Mayıs 2026 itibarıyla resmiyet kazanan bu ticaret hamlesi, Orta Doğu jeopolitiği yeniden şekillenirken, İngiltere ve Körfez ülkelerinin yükselen bölgesel risklere karşı ekonomik entegrasyon yoluyla inşa ettiği stratejik bir savunma bariyeri olarak değerlendiriliyor.



HABERE YORUM KAT