Kudüs Tehlikedeyse İstanbul da Tehlikede

24.01.2011 05:47
Kudüs Tehlikedeyse İstanbul da Tehlikede
Kudüs’teki İslami mücadelenin öncü isimlerinden Şeyh Kemal Hatip, Akit’e konuştu:

Aksa'nın tehlikede olduğu müddetçe Kudüs'ün de tehlikede olduğunu söyleyen Şeyh Kemal Hatip; "Kudüs tehlikede olduğu müddetçe Kahire de tehlikededir, Şam, İstanbul ve Mekke ile Medine de tehlikededir. Ümmet tehlikededir" dedi.  2000 yılındaki intifadadan bu yana Filistin içindeki evlatlarından yaklaşık 30'unun şehit düştüğünü ifade eden Hatip, kendisi ile alakalı yapılan eleştirileri de şöyle cevapladı: "Eğer Kudüs'ün izzeti radikallik olduysa ben radikalliğimi kabul ediyorum… Çünkü mazlumu terörist ilan ettiler, zalimi ise mazlum…"

 

Röportaj: M. MUSTAFA UZUN

Bir süre önce "Mirasımız Tehlikede" konferansı için Türkiye'ye gelen Şeyh Kemal Hatip ile çok kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde görüşebilmiştim. Sonrasında ise Kudüs ve Çevresindeki Osmanlı Mirasını Koruma Derneği (Mirasımız Derneği) Genel Başkanı Muhammed Demirci hocamız aracılığı ile kendisiyle yeniden irtibat kurduk ve söyleşimizi tamamladık. Kemal Hatip, son dönem Kudüs'teki İslami mücadeleyi omuzlanan en önemli isimlerden biri. Şu anda, Aksa'nın muhafızı ve Kudüs'teki İslami mücadelenin lideri olan Şeyh Raid Salah'ın yardımcılığını yapmakta. İsrail tarafından "aşırı radikal" ve hatta "terörist" olarak görülüyor. Halen İsrail tarafından işgal edilen topraklarda yaşıyor ve sık sık "içeri" alınıyor. O ise yılmadan mücadelesine devam ediyor. Buyrun;

ŞU ANDA BİZ KONUŞURKEN DAHİ AKSA YIKILIYOR

- Mescid-i Aksa'nın muhafızına ilk olarak Aksa'yı sormak gerekli sanırım. Aksa'nın son durumu nedir?

- Hepimizin bildiği gibi Yahudiler Mescid-i Aksa'nın altında derin tüneller kazarak mescidimizi yıkmaya çalışıyorlar. Sadece bununla da kalmıyor, Kudüs'teki Müslümanları zorla yerlerinden, evlerinden sürgün ederek bu yerlere Yahudileri yerleştiriyorlar. Mescidimizin çevresine sinagog ve havralar inşa ediliyor. Ve bu acı durum, biz şu anda konuşurken dahi devam etmektedir. Nihai hedefleri ise Mescid-i Aksa'yı sahipsiz bırakıp ortadan kaldırarak, yerine Süleyman Mabedi'ni inşa etmektir.

- Siz de bu büyük yıkıma karşı mücadele ediyorsunuz…

- Evet. Biz de buna son nefesimize kadar gerekirse canlarımızı feda ederek karşı koyacağız.

- Aksa sorunu ve Aksa'nın yıkım süreci nasıl gelişti?

- Bugün Yahudilerin 'ağlama duvarı' dedikleri ama aslında 'Burak duvarı' olan alan Filistinlilerin yaşadığı mahallelerden ibaretti: Saadiyye, Şeref ve Mağaribe mahalleleri. Burak duvarıyla Filistin evlerinin arasında batı tarafında sadece 3 metre vardı. 3 metrelik bir geçiş alanı. Yahudiler buraya girmeye ve İngilizlerin gözetiminde dini ibadet ve namazlarını eda etmeye başladılar. Müslümanlar, Osmanlı Devleti'nin düşmesiyle İslam halifeliğinin kaldırılması ve İslam ülkelerinin İngiltere, Fransa, İtalya ve Hollanda arasında paylaştırılması sonucu oluşan bu korkunç görüntüye ve önceden görülmemiş bu acziyete karşı isyan ettiler.

ÖZGÜR AKSA'DA HEP BERABER NAMAZ KILACAĞIZ

- Bu topraklar neden bu kadar önemli?

- Bu mescidin etrafında bulunan topraklar mübarek kılınmıştır. Filistin toprakları, Aksa etrafında bulunan Şam toprakları tamahkârların arzuladığı topraklar olacak. Saldırganlar daima ellerini, kırbaçlarını ve zorbalıklarını dayatmak için çalışacaklar. O halde mübarek Mescid-i Aksa, bölgeye hatta dünyaya barış ya da savaş ve düşmanlık gelmesinin anahtarı olacak.

- Yahudiler ne diyor?

- Aksa üzerinde hakları olduğunu ya da mescidimizin uydurdukları gibi onların mabetlerinin enkazı üzerine kurulduğunu iddia ediyorlar. Onlarla aramızdaki bu çatışma sürüp gidecek. Bu nedenle onlar bu mescide zarar vermek için, yakarak, yıkarak ya da başka planlarla onu yıkmak için fırsatları değerlendirmede tereddüt etmiyor. Bunun amacı da bu dünyada adı Mescid-i Aksa olan mescidin varlığını ortadan kaldırmak. Ve acı olan da dengeler altüst oldu. Mazlum, zulmetmekle, terörist saldırılar gerçekleştirmekle suçlanıyor. İşgalci ise mazlum rolünde.

- Siz bu durum karşısında ne söylüyorsunuz?

- Biz mukaddesatımızı savunma hakkımız olduğunu teyid ediyoruz. Sadece slogan ve gösterilerle yetinmemiz mümkün değildir. Topraklarımızı korumak için lider ve halk düzeyinde somut adımların atılması gerekiyor. Çünkü Kudüs Müslümanlarındır. Bugün dünyanın farklı bölgelerinde mücadele eden direnişçilerin ve halkların birleştikleri tek bir nokta vardır. O da Mescid-i Aksa'nın işgalden kurtarılmasıdır. Ve inşaallah özgür Mescid-i Aksa'da hep birlikte namaz kılacağız.

AKSA TEHLİKEDEYSE İSTANBUL DA TEHLİKEDEDİR

- Ancak şu anda ilk kıblemiz işgal ve tehlike altında…

- Maalesef durum budur. Hep birlikte Aksa'nın tehlikede olduğunu görüyoruz. Aksa tehlikede olduğu müddetçe Kudüs tehlikede demektir.

Kudüs tehlikede olduğu müddetçe Filistin tehlikede demektir. Filistin tehlikede olduğu müddetçe ümmet tehlikede demektir. Kahire tehlikededir, İstanbul tehlikededir, Amman tehlikededir, Şam tehlikededir, hatta Mekke ve Medine tehlikededir. Çünkü Kudüs ve Aksa'yı isteyenlerin arzuları göründüğü kadarıyla ancak Mekke ve Medine'yi ele geçirince son bulacak.

- Somut olarak nasıl bir tehlike?

- Aksa'mız her açıdan tehlike altındadır. Altındaki tünelleri görmediniz mi?

Duvarlarının çatladığını görmediniz mi? Silvan ve şehitlerini, Şeyh Cerrah ve oradan kovulan halkın evlerini, halkın arasından seçilmiş milletvekillerinin Kudüs dışına sürülmeleri için tutuklanmalarının istendiğini görmediniz mi?

- Ancak Siyonistler kazı çalışmalarını durdurabileceklerini ifade ediyorlar. Birleşmiş Milletler'e ve diğer uluslararası kuruluşlara bu yönde açıklama yapıyorlar…

- Bu çalışmalar durmadı ve durmayacak. Ama dursa ne olur? Halkımızın diğer meseleleri ne olacak? Mülteciler, esirler, sınırlar, devlet, Kudüs ve Aksa ne olacak? Canlarını ve özgürlüklerini bir devlete sahip olmak için feda etmiş olan 8 bin Filistinli esir ne olacak?

- Bir Filistin devletinden söz ediliyor?

- Hangi devletten bahsediliyor? İsrail'in daha önce Ürdün yönünde sınırlarının ne olacağına karar verdiği, güney tarafındaki sınırları tayin eden ve içerden ırkçı duvar kanalıyla önemli noktaları belirlediği çarpık doğmuş devlet mi?

Uğrunda on binlerce kişinin şehit olduğu devlet bu mu? Hayır, hayır…  Hayır… 

İsrail'in Yahudi devleti olarak tanınması şartını koyan İsrailli müzakereci; bin kere hayır! Yahudi devletiyle ne kastediyor? Bir gün, bize göre bu vatanın sınırları dışında kalan bu devletin sınırları dışında olacağımızı kastediyor.

2000 İNTİFADASINDAN BERİ EVLATLARIMIZIN % 30'U ŞEHİT DÜŞTÜ

- Yahudiler bir de nüfus takasından söz ediyorlar…

- Bu iyi bir fikir. İyi bir fikir ey Yahudi… Bizim kabul edeceğimiz tek nüfus takası senin beyaz Rusya'ya geri dönmen, Lübnan ve Suriye'deki mültecilerin de ülkelerine geri dönmesidir. Çünkü biz Filistin toprakları dışında ölmeyi kabul etmiyoruz, böyle bir şey mümkün değil. Filistin annedir, dündür, tarihtir, bugündür, gelecektir, vatandır.

- Mücadele devam edecek…

- Evet. İlelebet devam edecek inşallah. Bakın, 2000 yılındaki intifadadan bu yana Filistin içindeki evlatlarımızdan yaklaşık yüzde 30'u şehit düştü. Buna rağmen bizler Allah'ın izniyle geleceğin bizim olacağına yürekten inanıyoruz. Bu sözü her yıl tekrar ediyoruz ve her sene ilerliyoruz, kendimize olan güvenimiz ve şafağın çok yakında doğacağına olan inancımız artıyor.

Salahaddin ve onun fethinden bahsettiğimiz zaman 1069 yılında Aksa'da şehit edilen 70 bin Müslüman'dan bahsetmemek olmaz. Bu kişiler nereye gömüldüler? Bu kişiler Memenullah mezarlığına gömüldüler. 230 dönümlük bu araziyi düşünün. Bu mezarlıkta Ömer Bin Hattap'la fetih günü gelen sahabiler, tabiinler, âlimler, evliyalar, salihler ve şehitlerin kabri vardı. Buna karşılık İsrail hükümeti tarihi yok etmek için mezarları söküyor.

İşte bugün toprağını, namusunu ve mukaddesatını savunmak isteyen terörist oluyor. Benim terörist olduğum hükmünü verdiler. Radikal bir Müslüman olduğumu iddia ettiler. Yazıklar olsun teröriste. Onur isteyen bir Müslüman olduğum için öldürülmeme ve toprağımın saçılmasına karar verdiler. Eğer Kudüs'ün izzeti radikallik olduysa ben radikalliğimi kabul ediyorum. Kudüs sevgisi ve Aksa'yı savunmak radikallikse varsın olsun, buna yakıştırılacak ad buysa olsun.

Biz hayallerle yaşamak istemiyoruz. Hayır, hayır. Hayallerle yaşamıyoruz. Bizler Kudüs'ün bizim Kudüs'ümüz olduğu kanaati ve bilgisiyle yaşıyoruz. Bundan 41 sene 81 sene önce, yarın ya da öbür gün bu saldırılar devam etse de bu Kudüs'ün zalimin hakkı olduğu anlamına gelmez.

M. MUSTAFA UZUN / YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim