
Kayıp çim kokusu üzerine
Evet çim kokusunu yeniden bulmak için çok uzağa gitmeye gerek yok. Sadece dışarı çıkmak gerekiyor.
MURAT KURT / HAKSÖZ HABER
Bir şeyin ne zaman kaybolduğunu tam olarak bilmiyoruz. Sadece bir gün bakıyoruz; gitmişe benziyor. Tıpkı bir odanın içindeki sesin yavaş yavaş kısılması gibi — önce fark etmiyoruz, sonra sessizlik çöktüğünde "ne zaman sustu?" diye soruyoruz. Kaybın en sinsi biçimi bu: alışarak gerçekleşeni, olağan sanmak.
"Şarjım bitti." Bu cümleye dikkat ettiniz mi hiç? Telefonun şarjı değil, bizim şarjımız. Küçük bir dilsel kayma, ama içinde devasa bir itiraf var: telefon artık taşıdığımız bir alet değil; bedenimizin uzantısı, belki de bir parçası. Cüzdanımızı evde bırakabiliriz, anahtarımızı unutabiliriz, ama telefonsuz ya da şarjı durumu az kapıdan çıkmak neredeyse fizyolojik bir panik üretiyor. Marshall McLuhan bunu altmış yıl önce görmüştü: "Önce biz araçları şekillendiririz, sonra araçlar bizi.“1 Telefonun parmaklarımıza nasıl uyduğunu hatırlayın; ekran büyüklükleri, düğme yerleşimleri, titreşim kalıpları — hepsi bedenimizle bütünleşmek üzere tasarlanmış. Artık o olmadan eksik hissediyoruz, çünkü gerçekten de bir parçamız orada.


