
Sömürgeciler tarafından Filistinlilere getirilen yardım paketleri
İsrail'in sömürgeci şiddetinde açlık hiçbir zaman sadece gıda yoksunluğu anlamına gelmedi. Açlık, mülksüzleştirme, yoksun bırakma ve bağımlılık aracıydı.
Ramona Wadi’nin Middle East Monitor’de yayınlanan yazısı, Haksöz Haber tarafından tercüme edilmiştir.
Eski BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü ve şu anda Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi olan Nickolay Mladenov, diplomatik jargona yabancı değildir. Çeşitli yardım kuruluşları Gazze'de açlığın yeniden tırmanacağı konusunda uyarıda bulunurken, Mladenov “Ramazan yardım paketleri de dâhil olmak üzere temel ihtiyaç malzemeleri, acil yardıma muhtaç ailelere yeniden ulaştırılıyor” dedi. Ramazan yardım paketleri mi? Uluslararası toplum, basit bir iftarı nasıl bir yardım paketine dönüştürebiliyor ve bunu yapmaya ne hakla cüret ediyor? Tabii ki sömürgecilik ve soykırım.
Mladenov, "Bu, insani yardım erişiminin en önemli öncelik olmaya devam etmesini sağlamak için tüm ilgili taraflarla sürdürülen çabaların sonucudur. Gazze halkının temel ihtiyaçları ertelenemez" dedi. 1948 Nekbe'sinden bu yana 78 yıl geçti, ancak uluslararası diplomatlar Filistinliler arasındaki açlığı hâlâ yeni bir fenomen olarak ele alıyor. Bununla birlikte, BM Filistin Mültecilerine Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA) kurulduğu günden bu yana açıklarla karşı karşıya kalırken, İsrail'in sömürgeleştirilmesini önceliklendiren politika, on yıllar boyunca çeşitli düzeylerde açlığı sürdürerek Filistinli mültecilerin boyun eğdirilmesini sağladı.
1950 tarihli Yoklar Mülkiyet Yasası, Filistinlilerin tarım arazilerinden mahrum bırakılması ve kendi kendilerine yeterliliklerinin aşınması anlamına geliyordu. Bu arada, 1950'lerden beri UNRWA, finansman açığıyla faaliyet gösteriyordu. 1951 yılının Temmuz ayından 1952 yılına kadar, yardım sağlamaktan Filistinli mültecilerin yeniden entegrasyonuna destek vermeye geçmek için masraflarını karşılamak üzere uluslararası toplumun yardımına ihtiyaç duydu.
1957'de Han Yunus ve Refah'daki UNRWA mülteci kamplarına yapılan birkaç İsrail saldırısının ardından, İsrail, 1961'de Filistinlilere zorla yerinden edilme karşılığında geri dönüş veya tazminat seçeneği tanınması yönündeki BM talebine itiraz etti ve Başbakan David ben Gurion, “Herkes eve dönmek isteyecek ve bizi yok edecekler” dedi.
İsrail'in sömürgeci şiddetinde açlık hiçbir zaman sadece gıda yoksunluğu anlamına gelmedi. Açlık, mülksüzleştirme, yoksun bırakma ve bağımlılık aracıydı. Aç bir halk, hayatta kalmaya daha fazla odaklanacak ve böylece sömürgecilik karşıtı mücadele zayıflayacaktır.
Buna karşılık, sürekli fon eksikliği nedeniyle her zaman yetersiz kalan Filistinli mültecilere yönelik insani yardıma odaklanmak, Siyonist kolonizasyon öncesinde bol toprakların sahibi olan Filistinlilerin imajını zedeliyor. Filistinliler, on yıllardır kasıtlı olarak insani yardımla ilişkilendiriliyor. İsrail yoksunluğu ve açlığı silah olarak kullanmaya devam ederken, odak noktası açlığı hafifletme iddiasında kalırsa, Filistinlilerle toprakları arasındaki bağ zayıflayacaktır.
Filistin halkı ile Filistin toprakları arasındaki bağlantıya odaklanılmadığından, Mladenov Gazze'deki Filistinliler için Ramazan yardım paketlerini, sanki bunlar uluslararası toplumun en büyük cömertlik göstergesiymiş gibi güvenle tanıtabilir.
Mladenov, 1993 Oslo Anlaşmaları'nın sebep olduğu bağımlılıktan, Paris Protokolü'nden ve Filistin ticaretine getirdiği kısıtlamalardan bahsetmeyecektir. İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinli çiftçilerin tarlalarına ulaşmasını engelleyen yerleşimcilerin şiddeti. İsrail'in Gazze topraklarını kirletmesi, tarım arazilerini daha da azalttı. İsrail'in güvenlik ve Sarı Hat bahanesiyle Gazze'ye tecavüz etmesi. Gazze'yi yok eden ve Mladenov'a son diplomatik görevini kazandıran soykırım, soykırımın destekçileri, katılımcıları ve suç ortakları tarafından finanse edildi. Öte yandan Ramazan yardım paketleri? Kulağa ne kadar saçma gelse de, bir paketten bahsetmek, yabancılaşmış bir vicdanı yatıştırma gücüne hala sahipken, aynı vicdan İsrail'in sömürgeci şiddetinden ve uluslararası suç ortaklarından yüz çeviriyor.
* Ramona Wadi; bağımsız araştırmacı, serbest gazeteci, kitap eleştirmeni ve blog yazarıdır. Yazıları Filistin, Şili ve Latin Amerika ile ilgili çeşitli konuları kapsamaktadır.



HABERE YORUM KAT