
Sevinç ve üzüntülerle imtihan
Süleyman Gülek, hayatın zıtlıklar üzerinden şekillenen bir sınav olduğunu belirterek, müminin sevinçte şükür, hüzünde ise sabır dengesiyle Allah’a yönelmesi gerektiğini ifade ediyor.
Süleyman Gülek / Yeni Akit
Sevinç ve üzüntülerle imtihan
Hayat, birbirini takip eden sevinç ve hüzün dalgaları gibidir. İnsan, bazen ummadığı bir nimetle sevince gark olur; bazen de hiç hesapta olmayan bir musibetle sarsılır. Bu iniş çıkışlar, aslında her mümin için özel olarak dizayn edilmiş bir imtihan programıdır. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!” (Bakara Suresi, 155) Peki, bu imtihanın mahiyeti nedir? Neden hayatımız böyle zıtlıklarla doludur? Ve en önemlisi, bu sınavı nasıl başarıyla geçebiliriz?
1. İmtihanın Mahiyeti: Neden Sevinç ve Hüzün?
a) Dünya Hayatının Geçiciliği ve İmtihan Sahnesi
Allah (c.c.), dünyayı bir imtihan meydanı olarak yaratmıştır. “O ki, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı.” (Mülk Suresi, 2) ayeti, bu hakikati en net şekilde ortaya koyar. Nimetlerle İmtihan: Mal, mülk, sağlık gibi nimetler, insanın şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğini gösterir. Musibetlerle İmtihan: Hastalık, kayıp, maddi sıkıntılar ise sabrı ve teslimiyeti ölçer.
b) Sevinç ve Şükür İmtihanı
İnsan, nimetlere kavuştuğunda şımarıklığa düşebilir. Kur’an, bu tehlikeye şöyle dikkat çeker: “İnsana bir nimet verdiğimizde yüz çevirir, yan çizer; ona bir zarar dokunduğunda ise umutsuzluğa kapılır.” (İsra Suresi, 83)
Örnek: Karun’un kıssası, servetiyle kibirlenip helak oluşu (Kasas Suresi, 76-82). Hz. Süleyman’ın (a.s.) duası: “Bu, Rabbimin lütfundandır. Şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni imtihan etmek istiyor.” (Neml Suresi, 40)
Musibetler, kulun sabrını ve metanetini ölçer. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Müminin durumu ne kadar hoştur! Onun her işi hayırdır. Bu, sadece mümine mahsustur. Sevinecek olsa şükreder, bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı gelse sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd ve rekâik, 64)
2. Sevinç Anında Nasıl Davranmalı?
a) Şükürle Karşılamak
Nimetlere şükretmek, onların artmasına vesiledir: “Eğer şükrederseniz, elbette size nimetimi artırırım.” (İbrahim Suresi, 7)
- Dil ile şükür: “Elhamdülillah” demek.
- Kalp ile şükür: Nimetin Allah’tan olduğunu bilmek.
- Beden ile şükür: Nimeti yerinde kullanmak (örneğin, sağlığı ibadetle değerlendirmek).
b) Kibirden Kaçınmak
Mal, mülk, makam gibi nimetler insanı gurura sürükleyebilir. Hz. Süleyman (a.s.) örneği: Kendisine verilen mülkün geçici olduğunu bilerek tevazu gösterdi.
Modern örnek: Servet sahibi birinin, fakirlerin hakkını gözetmesi.
c) Nimeti Paylaşmak
Sevinçlerimizi paylaşmak, şükrün bir parçasıdır. Sadaka vermek: “Sadaka belayı defeder.” (Tirmizî, Zekât, 28) Zekâtı eksiksiz ödemek: Malın bereketini artırır. Yardımlaşma: Komşu, akraba ve muhtaçlarla sevinci paylaşmak.
3. Üzüntü Anında Nasıl Davranmalı?
a) Sabretmek
Allah, sabredenlerle beraberdir: “Sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.” (Zümer Suresi, 10) Sabrın çeşitleri:
İbadetlere sabır: Namaz, oruç gibi farzları aksatmamak,
- Günahlardan sabır: Haramlardan uzak durmak,
- Musibetlere sabır: Başa gelen sıkıntıları metanetle karşılamak.
b) İstiğfar ve Dua
Musibetler, günahlarımıza kefaret olabilir. “Müslümana bir sıkıntı dokunsa, Allah onun hatalarını, yaprakların ağaçtan döküldüğü gibi döker.” (Buhari, Merda, 1) Dua örnekleri: “Hasbünallahu ve ni’mel vekîl” (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Ali İmran Suresi, 173) “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” (Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz. Bakara Suresi, 156)
c) Kadere Rıza Göstermek
“Allah’ın takdirine razı olmak”, imanın gereğidir.
Hz. Yakup (a.s.) örneği: Oğlu Yusuf’u kaybettiğinde: “Güzel sabır! Sizin anlattıklarınıza karşı yardımı Allah’tan diliyorum.” (Yusuf Suresi, 18)
4. Müminin Denge Formülü: Sabır ve Şükür
Mümin, sevinçte şükreden, hüzünde sabredendir. Bu iki haslet, onun dünya ve ahiret saadetini sağlar. “Gerçekten insan çok hırslı ve sabırsız yaratılmıştır. Kendisine kötülük dokunduğunda feryat eder. Ona bir hayır dokunduğunda ise cimrilik eder.” (Mearic Suresi, 19-21) Bu ayet, insanın doğasını anlatırken, müminin bu zaafı aşması gerektiğini hatırlatır. Hayat, sevinç ve hüzünle dengelenmiş bir sınavdır. Önemli olan, her iki halde de Allah’a yönelmektir.





HABERE YORUM KAT