1. HABERLER

  2. ETKİNLİK-EYLEM

  3. Müslümanca inanıp modern bir hayat yaşayamayız! 
Müslümanca inanıp modern bir hayat yaşayamayız! 

Müslümanca inanıp modern bir hayat yaşayamayız! 

​​​​​​​Özgür Der Diyarbakır Şubesi konferanslar serisinin bu ayki konuğu Ramazan YAZÇİCEK idi. 

07 Nisan 2026 Salı 10:37A+A-

Ramazan Yazçiçek, “Sekülerleşme tehdidi karşısında Müslüman kimlik” başlıklı sunumunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına besmele, hamd ve salavatla başlayan Yazçiçek, meseleyi akademik bir çerçeveden ziyade hayatın içinden örneklerle ele alacağını ifade etti.

Konuşmasının başında modern dünyaya dikkat çeken Yazçiçek, insanlığın derin bir bunalım içerisinde olduğunu söyledi. Popüler kültürün hayatı kuşattığını, tüketimin bir yaşam biçimine dönüştüğünü belirten Yazçiçek, modernliğin bir kurtuluş değil, aksine kriz üreten bir yapı olduğunu vurguladı. Bu durumu “modern dünyanın bunalımı” olarak nitelendirdi.

Modernizm ile birlikte gelenekçiliği de eleştiren Yazçiçek, her iki yaklaşımın da insanlığı hakiki mutluluğa ulaştırmadığını dile getirdi. Modernliğin insanı dünyaya hapseden bir anlayış sunduğunu ifade eden Yazçiçek, bu yaklaşımın insanın fıtratına uygun olmadığını söyledi. İnsanlığın yeni bir çıkış arayışında olduğunu da sözlerine ekledi.

Sekülerleşme kavramına da değinen Yazçiçek, bunun Allah merkezli hayat anlayışından uzaklaşma anlamına geldiğini belirtti. Seküler yaşam tarzının, insanı ve maddeyi merkeze alan bir tasavvur ürettiğini ifade eden Yazçiçek, bu anlayışın zamanla hayatın tüm alanlarını kuşattığını vurguladı. Bu sürecin uzun bir tarihsel geçmişe dayandığını da sözlerine ekledi.

Konuşmasında önemli bir soruyu gündeme getiren Yazçiçek, “Müslümanca inanıp modern bir hayat yaşamak mümkün müdür?” diye sordu. Bu sorunun doğru anlaşılabilmesi için kavramların ait oldukları düşünce dünyalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Her kavramın kendi felsefi zemini olduğunu vurgulayan Yazçiçek, seküler kavramların da nötr olmadığını ifade etti.

Müslüman kimliğin inşasına da değinen Yazçiçek, tevhid inancı, ahiret bilinci ve nebevî örnekliğin bu kimliğin temel unsurları olduğunu belirtti. Adalet, emanet bilinci ve ahlaki duruşun önemine dikkat çeken Yazçiçek, kimlik krizinin ancak vahiy merkezli bir anlayışla aşılabileceğini söyledi. Bu noktada aidiyet bilincinin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurguladı.

Gazze’de yaşananlara da değinen Yazçiçek, bu olayların Müslümanlar için ciddi bir muhasebe vesilesi olduğunu ifade etti. Yaşanan zulümlerin sadece bölgesel değil, küresel bir vicdan meselesi olduğunu söyleyen Yazçiçek, sessiz kalmanın büyük bir sorumluluk doğurduğunu vurguladı. Bu bağlamda Gazze’nin, sekülerleşmenin ve kimlik erozyonunun sonuçlarını açıkça gösterdiğini dile getirdi.

Konuşmasının sonunda önemli mesajlar veren Yazçiçek, Müslümanların sadece eleştiren değil, aynı zamanda çözüm üreten bir anlayışa sahip olması gerektiğini söyledi. İnsanlığın kurtuluşunun adalet ve vahiy merkezli bir hayatla mümkün olacağını vurgulayan Yazçiçek, Müslümanların kendi kimliklerini yeniden inşa etmelerinin bir zorunluluk olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.

20260406-diyarbakir-03.jpg

20260406-diyarbakir-02.jpg

20260406-diyarbakir-01.jpg

HABERE YORUM KAT