1. YAZARLAR

  2. Haksöz

  3. Nasıl Bir Değişim?

Nasıl Bir Değişim?

Mayıs 2020A+A-

Çin’de ortaya çıkıp yeryüzüne yayılan ve adeta tüm dünyayı esareti altına alan koronavirüs tehdidi hayatın akışını her yerde köklü bir şekilde değiştirdi. Modern hayat tarzının insan ilişkilerinde zaten giderek daha belirgin kıldığı ‘mesafe ve tecrit’ durumu salgın tehlikesiyle birlikte yaptırımlarla desteklenen zorunlu bir hale dönüştü. Krizin ne kadar süreceği, ne tür etkilere yol açacağı belirsiz olmakla beraber şimdiden ülkelerin ekonomik ve sosyal yapılarında verdiği ağır hasarın büyüklüğü korkutuyor.

Yine de tümüyle kötümser olmamak gerekiyor. Kim bilir belki bütün sıkıntılarına, zorluklarına rağmen bu süreç insani ilişkilerin vazgeçilmezliğini, sıcaklığını hissetmemize, kavramımıza katkı da sağlayabilir. Umarız bu yaşadıklarımız hayatımızın normal akışında en yakınlarımızla, yakın olmamız gerekenlerle aramızda oluşan mesafeyi kapatma ve türlü gerekçelerle, mazeretlerle gevşettiğimiz bağları güçlendirmemiz için bir vesile teşkil eder.

Bu tür küresel gündemlerde adettir, geleceğe dönük iddialı senaryolar ortaya atılır, abartılı tahminlerde bulunulur. Virüs salgınının yaygınlaşmasıyla birlikte, “bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” yorumu da sıkça dillendiriliyor. Oysa hayatın akışını her yerde derinden etkileyen bu çapta bir krizin bazı alışkanlıkları, tarzları, ilişkileri değiştirmesi muhtemel olmakla birlikte abartılı yorumların bir şey ifade etmediği de görülmeli. Şartlar gereği, iş ve çalışma koşulları bir miktar değişse de insan ilişkilerine yön veren bakış açılarının, hayatın anlamına ilişkin temel değerlendirmelerin değişmemesi durumunda toplumsal düzlemde temel bir değişiklik olacağını söylemek anlamsızdır.

Değişim, yenilenme tartışmalarına değinmişken Türkiye’nin değişme potansiyelinin ne kadar kısır olduğunu yansıtan bir görüntüye dikkat çekmekte fayda var. Gerçekten de değişim söyleminin bunca dillendirildiği bir vasatta Türkiye’nin 23 Nisan günü verdiği görüntü tam bir kara mizah örneği olmuştur. İnsanların sosyal medya hesaplarının takip edilerek tanıdıklarıyla çektirdikleri fotoğraflardan ötürü sosyal mesafeyi ihlal soruşturmalarının başlatılıp cezaların kesildiği bir ülke manzarası karşımızda. Hatta kuralperest tutumların sokakta yan yana yürüyen karıkocaya ceza verme işgüzarlığına kadar götürüldüğüne de şahit oluyoruz. Elazığ’da bir işletmeden ya da Taksim Meydanı’ndan yansıyan bu tür manzaralar güya kamu otoritesinin salgınla mücadelede ne kadar tavizsiz ve ciddi olduğunu ima ediyor.

Ve aynı otoriteyi temsil eden zevatı kalabalık bir şekilde ‘23 Nisan Çocuk Bayramı’nda Anıtkabir tapınağında düzenlenen resmî ayinde yan yana, iç içe görüyoruz. İşte bu fotoğraf Türkiye’de resmî ideolojik körlüğün nasıl bir fanatizm ve tutarsızlık boyutuna ulaştığının görüntüsü oluyor.

Bir dizi önlem alarak, ciddi bir organizasyon becerisi sergileyerek virüs salgınıyla başarılı bir biçimde mücadele eden bir ülkenin resmî ideolojik dayatmacılık karşısındaki şu çocuksu hali gerçekten ne kadar düşündürücü, ne kadar trajik! Rabbimizden bu ülkenin ve tüm yeryüzünün duçar olduğu görünür, görünmez tüm hastalıklara şifa vermesini, ayaklarımızı dini üzere sabit kılmasını niyaz ediyoruz.

Bu sayıda yeralanlar:

BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR