“Kim, mümin olarak salih ameller işlerse emeği zayi olmayacaktır”

“Kim, mümin olarak salih ameller işlerse emeği zayi olmayacaktır”

“Kim, mümin olarak salih ameller işlerse emeği zayi olmayacak­tır. Şüphesiz biz onu yazmaktayız.” (Enbiya: 94)

enbiya-94

İşte, iş ve karşılığı hakkında yürürlükte olan ilahi kanun budur. İman temeline dayandığı sürece yapılan hiçbir iyi iş inkâr edilemez, örtbas edilmez. Çünkü Allah katında yazılıdır, kaybolması mümkün değildir.

Şu halde iyi bir işin değerinin olabilmesi için, daha doğrusu iyi bir işin varolabilmesi için iman kaçınılmazdır. İmanın gerçekten varolabilmesi için iyi işler yapmak bir zorunluluktur.

İman hayatın temel dayanağıdır. Çünkü iman, insan ile varlık alemi arasında gerçek bir bağdır. İçinde yeralan canlı cansız yaratıklarlâ birlikte varlıklar alemini tek ve ortaksız yaratıcısına bağlamaktadır. Varlıklar alemini yüce yaratıcının istediği biricik yasaya döndürmektedir. Binanın kurulabilmesi için temelin atılmış olması bir kaçınılmazlıktır. Kastedilen bina salih ameldir. Salih amel de kendisi için kaçınılmaz olan temele dayanmadımı yıkılması kesindir.

Salih amel imanın meyvesidir. İmanın varlığının ve canlılığının vicdanda yer etmesi için salih amel gereklidir. İslâm özü itibariyle harekete dönük bir inanç sistemidir. Vicdanda varlığı gerçekleşince anında salih amel olarak dışa yansır. Vicdanda yereden imanın, gözlemlenen görüntüsüdür salih amel. Derinlere kök salmış bir gövdenin olgunlaşmış mevyesidir.

Bu yüzden Kur’an-ı Kerim ne zaman iş ve karşılığını sözkonusu etse, sürekli iman ile salih ameli birlikte ifade eder. Çünkü hareketsiz, uyuşuk, iş görmez ve meyve vermez bir imanın karşılığı olmaz. Başlı başına ve imana dayanmayan amel de olmaz.

Evet inanarak, imanlarına yaraşır sâlih ameller işleyerek hayatlarını Allah için yaşayanların, Allah’ın kitabına, Allah’ın yasalarına uygun bir hayat yaşayanların hayatlarını bereketlendirecek ve asla zayi etmeyeceğim diyor Rabbimiz. Büyük küçük, gizli açık ne yapmışlarsa, ne düşünmüşlerse, ne niyet etmişlerse tümünü değerlendirecek ve karşılığını tastamam kendilerine vereceğim diyor. Çünkü o ameller boşa gitmesin diye melekler tarafından sürekli yazılmakta, kaydedilmekte ve muhafaza edilmektedir.

FİZİLALİL KUR’AN

İbn Kesîr, bu ayeti Kur'an'ın diğer ayetleriyle ve Hadis-i Şeriflerle açıklayarak şu temel esaslara dikkat çeker:

İman ve Salih Amel Bütünlüğü: İbn Kesîr, ayette geçen “ve o mümin olduğu hâlde” şartına vurgu yapar. Bir kimsenin işlediği hayırların ve amel-i salihin Allah katında kabul görmesi ve sevaba dönüşmesi için kalbin iman ile dolu olması şarttır. İmansız yapılan hiçbir amelin ahirette bir karşılığı olmayacağını belirtir.

Sa'yin (Çabanın) Zayi Olmaması: “Felâ kufrâne li-sa'yihî” (Onun gayreti asla nankörlükle karşılanmaz/yok sayılmaz) ifadesini açıklarken İbn Kesîr, Allah Teâlâ’nın adaletini ve lütfunu öne çıkarır. Mümin bir kulun yaptığı en küçük hayrın bile örtülmeyeceğini, zayi edilmeyeceğini ve hak ettiği mükafatın eksiksiz verileceğini ifade eder. Nitekim bu durumu Zilzâl Sûresi'ndeki "Kim zerre miktarı hayır işlemişse onu görür" ayetiyle destekler.

Amellerin Muhafaza Edilmesi (İnnâ lehû kâtibûn): İbn Kesîr, ayetin bu son kısmını "O amelleri melekler vasıtasıyla kaydetmekteyiz ve kul için hepsini sayıp muhafaza etmekteyiz" şeklinde izah eder. Kulun dünyada yaptığı her salih amel, en küçük ayrıntısına kadar amelleri yazan görevli melekler (Kirâmen Kâtibîn) tarafından kütüğe geçirilir ve ahiret günü kulun önüne eksiksiz konur.

İBNİ KESİR TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir