Bangladeş'te, 1971’teki bağımsızlık savaşına katılanların ailelerine kamuda özel kontenjan ayrılmasının ardından başlayan protestolar sürüyor. Üniversitede başlayan eylemlere halkın büyük kesimi destek veriyor. Eylemleri kontrol altına almak isteyen Şeyh Hasina Vecid diktası, rejimin bekçileri olan asker ve polisi başkent Dakka’ya yığdı. Kanlı şekilde bastırılan eylemlerde şimdiye kadar 300’den fazla kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi ise yaralandı. Bunun yanında binlerce öğrenci de tutuklandı. Biz de ülkede yaşananların arka planını ve genel durumu irdelemek amacıyla Bangladeşli akademisyen Moshiur Rahman ile konuştuk.
Röportaj: Yahya Fırat
Bangladeş’te yaşanan protestoların nedenlerini anlatır mısınız?
Bangladeş’te kontenjan ayrımcılığına karşı başlayan eylemlerin ardından hükümetin devrilmesi talepleri ortaya çıktı. Biliyorsunuz 1971 yılında Bangladeş Pakistan’dan bağımsızlığını kazandı. 1972’de bağımsızlık savaşına katılanlara kamuda özel kontenjan ayrıldı. Yıllar geçtikçe bu hak şehit ve gazilerin çocuklarına hatta torunlarına da tanınmaya başlandı. Zaman içinde bu uygulama eleştirilere neden oldu. Onlara ayrılan kontenjanın sayısı o kadar çoktu ki bahsettiğim kesim bu sayıyı dolduramıyordu bile. Diğer tarafta ise işe girmek için bekleyen büyük bir kitle var. Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi hükümetinde boş kontenjanlar halka da verilmeye başlandı. Ancak 2008’de başa gelen Hasina hükümeti bu uygulamayı tekrar kaldırdı. Boş kalsa bile bu kontenjanı yakınlarına ayırdı. Şu an ülke nüfusunun yüzde 3’üne yüzde 56, geri kalan yüzde 97’ye de yüzde 44 kontenjan veriliyor.
İnsanlar zaten kontenjandan dolayı işe giremiyor. Hasina hükümeti döneminde işe girmek isteyenler rüşvet vermek zorunda kaldı. Ayrıca işe girenlere Hasina’nın partisinden olma şartı getirildi. Yani ne kadar ehil olsan da işe girebilmen imkânsız. Çünkü sınav soruları hükümet yandaşlarına veriliyordu. Öyle bir oldu ki Hasina yanlılarının işe girmeleri için artık okumalarına ihtiyaç kalmadı. Bu uygulama 2018’de büyük bir patlak verdi. Öğrenciler bu durumu mahkemeye taşıdı. Bu süreçte yine protestolar başladığı için hükümet öğrencileri tutuklamaya başladı. Sokaklarda öğrenciler katledildi, muhalif partilerin liderleri tutuklandı. Yaklaşık bir ay boyunca eylemler devam etti. Hasina o zaman eylemlerin bitmesi için kontenjan uygulamasını kaldırdı. Daha sonra tekrar kontenjan sistemini getiren Hasina, “Ben o zaman sinirliydim, onun için kaldırdım.” dedi. Bir başbakan böyle bir cümle kurabilir mi?
Şehit ve gazilerin yakınlarının kendilerine ayrılan kontenjan için yaptıkları itirazları değerlendiren Hasina, 4 Haziran 2024’te “Siz haklısınız, tekrar kontenjanı getireceğiz!” dedi. Yani kotayı tekrar getirmiş oldu. Sonra öğrenciler tekrar ayaklanmaya başladı. Önce sosyal medya üzerinden “Kotayı İstemiyoruz” platformu kuruldu, sonra eylemler başladı. Öğrenciler kota sistemini mahkemeye taşıdı. Kararın 7 Ağustos’ta çıkması bekleniyordu ama hükümetin bir anda 21 Temmuz’da açıklama yaparak kota sistemini sürdürme yönünde karar alması eylemleri tetikledi.
Eylemlerle ilgili son durum nedir? Öğrenciler tam olarak ne talep ediyor?
Öğrencilerin tek isteği kota siteminin kaldırılmasıdır. Ama hükümet burada hiçbir şey olmamış gibi davrandı. Ayaklanmalar artarak devam etti ve artık polis müdahale etmeye başladı. İlk günlerde Ebu Said isimli bir öğrenci elinde kesici bir alet olmamasına rağmen direkt ateş edilerek şehit edildi. Bu olayın ardından ayaklanma büyüdü. Bu sefer sadece öğrenciler ve hocalar değil, halk da sokağa inerek gösterilere dâhil oldu. Polis protestoları bastırmada başarılı olamayınca hükümet sınırda bekleyen muhafızları da şehre indirdi. Bunlar öğrencileri direkt öldürmeye başladı.
Eylemler büyüyünce hükümet internet, telefon dâhil bütün iletişim kanallarını kesti. Bangladeş’in dünyayla ilişkisi kesildi. Bu sırada herhangi bir haber alamadık. Resmî kaynaklara göre, ölüsü sayısı 300’ü aştı. Ancak gayri resmî rakamlara göre bu sayı 500’den fazla. Bu sayının nereye kadar gideceğini bilmiyoruz. 1500’den fazla kişi ağır yaralı durumda. Bu esnada Hasina OHAL ilan etti, binlerce kişi tutuklandı. Ordu sokağa indi.
Bu, şunu gösteriyor: Hükümet ülkeyi artık yönetemiyor. OHAL sürekli uzatılıyor. Göstericiler hükümete 48 saat süre tanıdı. İletişim kanalarının açılması, ordunun sokaktan çekilmesi, tutuklananların serbest bırakılması, kotanın kaldırılması ve hükümetin istifası isteniyor. Açıklama yapan Hasina ise eylemlerden Cemaat-i İslami ve Milliyetçi Parti’yi sorumlu tuttu.
Cemaat-i İslami hareketinin bu eylemlerde rolü var mı?
Bu bir öğrenci eylemi. Bütün kesimlerden öğrenciler var. Yani eylemlere katılanlar bir partinin veya cemaatin temsilcisinden çok öğrenci olarak oradalar. Cemaat-i İslami’nin öğrenci kolu Chhatrashibir de eylemlere destek veriyor tabiî. Diğer partilerin öğrenci kolları da. Eylemlerde direkt Cemaat-i İslami adına herhangi bir pankart ve döviz açılmadı. Talepler bütün öğrenciler adına dile getiriliyor. Yani bir öğrenci hareketi var, Cemaat-i İslami’nin gençlik grupları da içinde; sağ ve sol partilerin gençleri de. Hükümet ise eylemleri direkt Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisine bağladı. Böylece Cemaat-i İslami, Chhatrashibir ve Milliyetçi Parti’nin liderleri tutuklanıyor. Neredeyse tutuklanan tüm öğrenciler, Cemaat-i İslami üyesi diye hapse atılıyor. Sokaklarda eylem yapan iki milyondan fazla öğrenci var. Bunların hepsi Cemaat-i İslami mensubu değil ki.
Kendilerine özel kontenjan ayrılan, haklardan yararlanan ve şehit ve gazi yakınları olarak tanımlanan bu yüzde 3’lük kesim tam olarak kimlerden oluşuyor?
İçlerinde azınlık gruplar var. Bunlar Hindu, Budist, Hristiyan ve engelli vatandaşlardan oluşuyor. Hükümet çok da şehit ve gazi yakınlarını sevdiği için onlara kontenjan ayırmıyor. Bu durumu kullanıyor. Mesela taraftarlarına sahte şehit ve gazi yakını sertifikaları veriyor. Savaş döneminde 5 yaşında olan bir çocuk gazi olabilir mi? O dönemde doğmamış olanlara bile yaşları değiştirilerek sertifika veriliyor. Sonra onların çocukları ve torunları bu haktan faydalanıyor. Bunların hepsi Hasina’nın partisi Bangladeş Avami Birliği mensupları. Dolayısıyla kamu alanları bu şekilde doldurulmuş durumda. Sistemi böyle kurdukları için bunu kaldırmak istemiyorlar. Bu sertifikalar aynı zamanda büyük ücretler karşılığında veriliyor. Yani bedava değil. Bu şekilde kendi kitlesini oluşturdu. 16 yıldır böyle oldu. Bakanlıklara, emniyete ve diğer bürokratik kurumlara kendi adamlarını yerleştirdiler. Polis niye bu kadar kendi vatandaşına şiddet uyguluyor? Çünkü o polis aynı zamanda Avami Birliği üyesi. Hasina’nın partisi ona iş vermiş. Bangladeş’te şu an bir parti devleti var.
Bangladeş’te yıllardan bu yana özellikle Cemaat-i İslami hareketi üzerinden Müslümanlara zulmedildi. Hasina diktası sistematik olarak bu hareketin liderlerini ve mensuplarını idam etti. Müslümanlar üzerindeki baskının arka planında ne var?
Bangladeş siyasetinde Hindistan’ın çok büyük bir etkisi var. Birçok siyasi ve bürokratik kurumda Hindistanlılar görev yapıyor. Cemaat-i İslami, Bangladeş’in üçüncü büyük partisi olmasına rağmen hep Hindistan tarafından rakip olarak görüldü. Avami Birliği ve Milliyetçi Parti çok da ideolojik partiler değil. Cemaat-i İslami’nin belli bir vizyonu var. Adil bir toplumun inşası için mücadele ediyor. O yüzden Cemaat-i İslami hep önde görünüyor. Gelecek için tehdit olarak görülüyor. Hasina bir nevi babasının isteklerini yerine getiren bir partinin lideri. Hindistan, Bangladeş’teki isteklerini onun üzerinden gerçekleştiriyor. Ülkede Hindistan’a çok büyük ekonomik imtiyazlar sağlanmış vaziyette. Tüm bu olaylar yaşanırken Bangladeş’in ikinci en büyük limanı, Hindistan’ın işletmesine verildi. Hintli askerler orada duruyor. Senin askerin yok mu? Perde arkasında aslında Bangladeş’i Hindistan yönetiyor. Bakan yardımcılarının çoğu Hindu. İş bitirenlerin hepsi onlar. Ülkede nüfusları yüzde 8 olmasına rağmen emniyetteki Hindu oranı yüzde 60’larda. Hindistan’ın etkisini Bangladeş’in her yerinde görmek mümkün. Şu an 2,5 milyon Hindistan vatandaşı Bangladeş’te çalışıyor. Benim vatandaşım iş bulamıyor.
Sokaklara dökülen ve hükümet karşıtı eylemler yapan Bangladeş halkı ne istiyor?
Ülkedeki çoğunluk Hasina rejiminden rahatsız. Hasina bu eylemleri bastırarak yoluna devam ederse ikinci bir Beşşar Esed olacak. Eylemlere katılan öğrenciler ya öldürülür ya kaçırılır ya da hapse atılır. Bunlar 20 milyon kişi olsa bile Hasina bunu yapar. Zulüm asla bitmeyecek. Hasina kalırsa Bangladeş’i çok kötü günler bekleyecek. Çünkü, Hasina kendi adamları dışında hiç kimseye iş vermez. Zaten bu eylemleri yapan hiç kimseye artık iş verilmez. İmkânı yok. Türkiye’de eylemleri destekleyen bir basın açıklaması yaptık. Bunu öğrenirlerse bizim pasaportlara el koyarlar. Bize belki bir şey yapamayacaklar ama ülkedeki hiç kimseye rahat vermeyecekler.
Eylem yapanların isteği Hasina’nın istifası ve yönetimden çekilmesidir. Ortak bir hükümet kurularak tüm vatandaşların yeniden seçime girmesidir. Ama dünyadaki hiçbir diktatör bu şekilde bırakmaz. Hasina sadece 2008 yılında seçimle başa geldi. Dört dönemdir ülkeyi yöneten Hasina hep zorbalıkla iktidarda kaldı. O yüzden halk sandığa gitse bile sonuç değişmeyeceği için son üç seçimdir boykot yapılıyor. Muhalifler hiçbir seçime girmedi, Hasina tek başına giriyor. Seçimde başka biri seçilse bile Hasina iktidarı vermez. Ordu onun elinde. 2009’da ordu içinde kendine muhalif gördüğü komutanların çoğunu öldürerek kendine sadık bir ordu oluşturdu.

