Acı, Kayıp, Korku, Panik, Öfke: Gazze’deki Filistinliler Psikolojik Eziyet Çekiyor
Haksöz Dergisi Sayı: 401 - Ağustos 2024

Sayısız kez yerlerinden edilen ve sarsıcı oranda kayıplar veren Gazze halkı, İsrail'in hayatın her alanına yönelik dokuz ay süren askerî saldırısıyla nasıl başa çıkıyor?

Savaşın ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin ilk ayrıntılı rapor Gazze Toplum ve Ruh Sağlığı Merkezi (GCMHP) tarafından yayımlandı.

“İsrail'in Gazze'ye Yönelik Dokuz Aylık Savaşı: Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri ve GCMHP'nin Tepkisi” gelecekteki Filistinli nesillerin refahını tehdit eden bu yıkıcı askerî saldırının insanlık dışı uygulamalarına son verilmesi için uluslararası topluma yönelik bir başka meydan okumayı temsil ediyor.

Rapor, Ekim 2023'ten bu yana üç merkezlerinden ikisinin yıkıldığına, üçüncüsünün hasar gördüğüne ve hepsi kadın psikolog olan üç meslektaşlarının öldürüldüğüne şahitlik eden GCMHP personeli tarafından araştırılmış ve yazılmıştır.

Rapor, Gazze'deki 2,2 milyon insanın ruhsal acılarını hafifletmek ve yaralı toplumun gelecek nesiller üzerindeki travmatik etkisini azaltmak için mevcut çalışmaları ve gelecekteki girişimleri detaylandırmaktadır.

Kitabın sayfalarında, soykırımdan kurtulanlar çadırlardan, yıkık evlerden ve geçici barınaklardan kendileri de tedavi ettikleri hastalar gibi yerinden edilmiş ve kederli olan ruh sağlığı uzmanlarına sesleniliyor.

Fotoğraflar, bir hastayla dikkatle ilgilenirken bir sandalyede oturmuş not alan bir ruh sağlığı çalışanını, kadınların grup toplantılarını, çocuklar için grup aktivitelerini ve çocukların çizdiği resimleri gösteriyor.

Çaresizlik, dayanılmaz zihinsel acı, kayıp, korku, panik, öfke, şiddet, kontrol edilemeyen bağırışlar, çaresizlik, boğulma hissi, intihar düşünceleri veya inkâr gibi kelimeler araştırmanın dokusunu oluşturuyor.

Rapor, acil ve kalıcı bir ateşkes (BM genel sekreterinin sekiz ay önce yaptığı gibi) ve yeterli yakıt, su ve gıda malzemelerinin girişi ve dağıtımı (aylardır her BM ajansının yaptığı gibi) çağrısında bulunuyor. Ardından, ilk kez “psikolojik desteğin” Gazze'ye yönelik insani yardımın en önemli önceliği ve vazgeçilmez bir parçası haline getirilmesini talep ediyor.

Travma

GCMHP bağımsız, kâr amacı gütmeyen bir kuruluş ve Gazze'deki en büyük ruh sağlığı merkezidir.

İntifada olarak bilinen silahsız sivil toplum ayaklanmasına karşı İsrail'in üç yıl süren askerî müdahalesi Gazze'de travma yarattığı sırada Dr. İyad es-Sarrac tarafından 1990 yılında kurulmuştur. Gazze'nin ilk psikiyatristi olan Sarrac, tedavinin yanı sıra ruh sağlığı araştırmalarına da öncülük etmiştir. O, “İsrail işkencesi, hapishane ve zorla iş birliği” deneyimi olan ve ruh sağlığı çalışanlarından oluşan bir ekip kurdu.

Aralık 2013'teki ölümünün ardından idarecilik görevine 2002 yılından bu yana merkezde çalışan psikiyatrist Dr. Yasir Ebu Camey getirildi.

GCMHP 34 yıl boyunca İsveç, Norveç, Almanya, İsviçre, İrlanda, ABD, Avrupa Komisyonu, OCHA (Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi), OHCHR (Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği) ve BM işkence mağdurları fonu tarafından uluslararası düzeyde desteklenmiştir.

GCMHP'nin 57 profesyonel ve 24 destek personelinin çoğu savaş sırasında aktif olmaya devam etmiş ve raporun bulgularına katkıda bulunmuştur. 7 Ekim 2023 ile 15 Haziran 2024 tarihleri arasında on iki ekiple 13 bin kişiye psikolojik yardım sağlanmıştır.

Ekipler, insanların bu savaşın “hayatın her alanında niceliksel ve niteliksel olarak farklı olduğunu, herkesin gerçek askerlerin çarpışmalarına, daha önce hiç görülmemiş şiddetli öldürme ve yaralama sahnelerine, açlığa, soğuğa, hastalığa ve birçok kez zorla yerinden edilmeye tanık olduğuna” şahit oldular.

Ekipler, yüksek düzeyde çaresizlik-umutsuzluk duyguları ve sosyal izolasyon, duygularından kopmuş, kendilerini ifade etme yeteneğini kaybetmiş, özgüvenini yitirmiş yetişkinler de dâhil olmak üzere karmaşık travma belirtileri bildirmektedirler.

Nefes darlığı, eklem ve mide ağrısı gibi psikosomatik fiziksel semptomlar yaygındır.

Çocukların psikolojik semptomları arasında karanlık korkusu, kâbus görme, yatak ıslatma, aşırı sinirlilik, anneye aşırı bağlılık, sürekli titreme, halüsinasyonlar, öfke ve saldırgan davranışlar yer alır.

Çocuklar ayrıca, tutuklanma veya ölüm nedeniyle kaybedilen yetişkinlerin yerine geçerek ailelerinin günlük yiyecek ve su ihtiyaçlarıyla ilgili yeni ve ürkütücü sorumluluklar üstlenmektedirler.

İşkence

A.M. işkenceden kurtulan, hikâyesi GCMHP raporunda yer alanlardan birisidir. O, Gazze'nin batısındaki el-Aksa Üniversitesine, yüzlerce aileyle birlikte sığınmış bir delikanlı. İsrail tankları kampüsü 10 gün boyunca kuşattıktan sonra işgal etti. İşgal güçleri kadınları erkeklerden ayırdılar ve ardından tutukladılar.

Akıl sağlığı çalışanlarına “İsrail askerleri binayı işgal ettiler ve diğer binaları birbiri ardına havaya uçurmaya başladılar. Sonra bizi bağladılar ve iç çamaşırlarımıza kadar soyduktan sonra gözlerimizi bağladılar.” dedi.

Birkaç kez neredeyse bana vurarak öldürüyorlardı. Beni dövdüler, kasıklarıma ve kafama vurdular. Şubat ayının başlarıydı ve hava çok soğuktu.” diye ekledi.

Tüm bunlar 80 gün süren fiziksel taciz ve işkencenin sadece bir başlangıcıydı. A.M. çürümüş cesetlerle dolu bir çukura sürüklendi ve yoldan geçen tankların çok yakınına bırakıldı. Diğer mahkûmların yakın mesafeden infaz edilişini görmek zorunda bırakıldı.

Ertesi gün bizi bir kamyonla Gazze sınırına naklettiler. Hâlâ bağlıydım, gözlerim bağlıydı ve çıplaktım. Bizi kamyondan attılar ve bir asker testislerime tekme attı. Özel bölgelerime aldığım darbenin etkisiyle 16 gün boyunca yürüyemedim.” diye anlatıyor. “Toplama kampında iç çamaşırlarımı çıkarttırıp çırılçıplak bıraktılar, kollarımı sırtıma bağlayıp çok acı verici bir pozisyonda yukarı çektiler.

Bütün geceyi böyle bir pozisyonda geçirdim, bu da uyumamı imkânsız hale getirdi. Bütün bir gece boyunca, kollarımın olmadığını hissedene kadar o pozisyonda kaldım. Daha sonra Kudüs'teki el-Eizariya cezaevine nakledildim. Sağlık durumum çok kötüydü.

Dayanılmaz Acı

A.M. 34 erkek ve bir kadın, bir kamyona bindirilmeden önce yaşadığı kötü muameleyi anlatmaya devam etti: “Yolda hakaretlere ve dayağa maruz kaldık. Eğer başımıza gelenler hakkında birilerine konuşursak Gazze'nin ortasında olsak bile tekrar tutuklanacağımızla tehdit edildik.

Vardığımızda UNRWA (Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı) bizi Karem Abu Salem sınır kapısında karşıladı ve içmemiz için su verdi. Bana ailemin nerede olduğunu bilip bilmediğimi sordular. Başımı salladım. Ailemi arayabilmem için bana bir telefon verdiler ve sonra ailemin halen Gazze'de olduğunu öğrendim. Burada korku ve sevinç karışımı garip bir duygu hissettim. Allah'a hamdolsun iyiydiler.

Hissettiğim duygulardan o kadar etkilenmiştim ki bayılmışım. Ancak babam ailenin geri kalanıyla birlikte Gazze'de değildi, İsrail askerleri tarafından güneye gitmeye zorlanmıştı. Babam geldi ve beni el-Meğazi'de kaldığı sığınağa götürdü. Orada bana olması gerektiği gibi davranılmadı. Birkaç gün boyunca uyumam için bir yatak verilmedi; ihtiyacım olan yardımı da göremedim.

Bir GCMHP ekibi A.M.'yi ziyaret ederek “travma sonrası stres bozukluğu” teşhisi koydu ve kendisine yardımcı olmak için ilaç tedavisi ve terapi seansları uyguladı. Ekip ayrıca sığınak yönetimini de ziyaret ederek A.M.'nin özel ihtiyaçları olduğunu söyledi ve kendisine bir yatak, yiyecek ve su temin edilmesini sağladı. Halen terapi altında ve durumu yakından takip ediliyor.

Hayatta kalan bir diğer kişi olan A.D., İsrail'de çalışan bir aile babasıydı ve 7 Ekim'den sonra orada tutuklanan çok sayıda Gazzeli işçiden birisiydi. Rapora göre 24 gün boyunca sorgulandı, aç bırakıldı, uykusuz bırakıldı, acımasızca dövüldü ve zihinsel işkence gördü.

Daha sonra GCMHP'den yardım istedi ve İsrail askerlerinin mahkûmlara Gazze'ye en yakın noktaya doğru kaçmalarını söylediği Karem Abu Salem sınır kapısına dönüşünü anlattı.

Biz koşarken askerler bize ateş etmeye başladı. Kurşunlar her yönden geliyordu.” dedi. “Bazı mahkûmlar yaralandı, bazıları ise vurularak öldürüldü. Koşabildiğim kadar hızlı koştum ve sonra yanımda koşan adamlardan biri yaralandı ve yere düştü. Onu omuzlarımda taşıdım ve UNRWA tıbbi noktasına ulaşana kadar yoluma devam ettim. Bize ilkyardım yapıldı ve Refah'taki en-Neccar Hastanesine gönderildik.

Ancak A.D.'nin eve dönüşü onu daha da hüzünlendirdi. 17 Ekim'de, hapisteyken evinin bombalandığını ve eşi, çocukları, annesi, kardeşleri, amcaları ve halalarının hep birlikte orada yaşamlarını yitirdiğini öğrendi. Sadece babası hayatta kalmıştı ama o da A.D.'nin bulunduğu güneyden uzak bir yerdeydi.

A.D. “dayanılmaz bir ruhsal acı içinde”, profesyonel yardım için GCMHP'ye geldi. Bir gecede yapayalnız kalmıştı. Kendisine güç veren ve hayatına amaç katan sevdiklerini kaybetmişti. Ekip onu -yerinden edilmiş yüz binlerce insanın acı çektiği çok kötü bir ortamda- çadırında ziyaret etti. A.D.'ye “posttravmatik stres bozukluğu” teşhisi konuldu. Müdahalemizin bir parçası olarak A.D. ilaç tedavisine alındı ve protokole göre kendisine psikolojik destek alması sağlanacak.

Umut

Bu insanlar bir ihtiyaç okyanusunda umut buldular.

GCMHP web sitesinde görülebilecek yüzlerce çocuğun resim çizimi arasında umut var: bombaların, helikopterlerin ve ateşin karanlık görüntüleri arasında gülümseyen güneşler, ağaçlar ve çiçekler.

Savaş başlamadan önceki yıllarda, birçok uluslararası rapor 17 yıldır kuşatma altında olan Gazze'de ruh sağlığı hizmetine ihtiyaç duyan 500 bin çocuk olduğunu vurgulamıştı. Şimdi çok daha fazlası var.

Ateşkes, İsrail'i silahlandıran ve Başbakan Benjamin Netanyahu'nun pek çok İsraillinin isteklerine rağmen ateşkesten kaçınmasına göz yuman Batılı devletlerin elindedir.

Bu daha fazla ertelenemez.

Bu raporda geleceğin anahtarları “güvenlik ve umuttur.” Ruh sağlığı uzmanlarının etkili bir şekilde çalışabilmesi için, kalıcı bir ateşkesin ötesinde, “tüm insan hakları ihlallerinin sona erdirilmesi ve sokaklardaki tüm molozların temizlenmesi de dâhil olmak üzere travmayı tetikleyen görünür işaretlerin ortadan kaldırılmasını” içeren güvenliğe ihtiyaçları vardır.

Bunlar umudun yeşertilebilmesi için ilk yapılması gerekenlerdir.

Burada, şu anda Gazze'de yaşayan 3 bin psikoloğun, finansman ve ek eğitimle, -GCMHP çalışanlarının bu savaş ayları boyunca yaptığı gibi- 2.2 milyon insanın ve gelecek nesillerin ruhsal acılarını hafifletebilecekleri vizyoner bir yardıma da ihtiyaçları var.

------

* Victoria Brittain, uzun yıllar The Guardian'da çalışmış, Washington, Saygon, Cezayir ve Nairobi'de yaşamış ve çalışmış, birçok Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkesinden haberler yapmıştır. Afrika üzerine çok sayıda kitabın yazarı olan Brittain, Guantanamo üzerine de çalışmış ve çeşitli kitaplar kaleme almıştır.

Middle East Eye / 17 Temmuz 2024 / Çeviren: Barış Hoyraz

Victoria Brittain Arşivi