1. HABERLER

  2. İSLAM

  3. KUR'AN

  4. “Elbette seni, bizi yaratana tercih edemeyiz”
“Elbette seni, bizi yaratana tercih edemeyiz”

“Elbette seni, bizi yaratana tercih edemeyiz”

Sihirbazlar şöyle dediler: "Elbette seni, bize gelen apaçık mucizelere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. sen, istediğini yap.”

14 Nisan 2026 Salı 08:14A+A-

taha-72.jpg

Sihirbazlar şöyle dediler: "Elbette seni, bîze gelen apaçık mucize­lere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Sen, istediğini yap. Sen ancak bu dünya hayatına hükmedebilirsin.” (Taha: 72)

Diyorlar ki; biz Allah’ın bu apaçık âyetlerini bırakıp ta seni mi dinleyeceğiz? Senin gibi âciz birisini bizi yaratan Rabbimizden üstün mü tutacağız?  Bize gelen hidâyetten sonra bütün bunları bırakıp ta seni tercih etmemizi mi istiyorsun bizden?

İstediğini yap. İstediğin hükmü ver. Geçici olarak bu mülk senindir. Ama unutma ki sen ancak bu dünyada hüküm verebilirsin.

Bu kalpleri iman melteminin rüzgârı okşamış da o yüzden böyle aslan kesilmişlerdir. Oysa aynı kalpler daha birkaç saniye öncesine kadar Firavun’un önün eğiliyorlar, onun yakınlığını kazanmayı paha biçilmez bir ganimet sayıyorlar, bu uğurda birbirleri ile kıyasıya yarışıyorlardı. Fakat birkaç saniye sonra güçlü bir protesto ile karşısına dikilmişler; onun tahtını, debdebesini, lüksünü, şöhretini ve otoritesini hiçe saymışlardır. Okuyoruz:

 “Senin hükmün ancak dünya hayatında geçerli olabilir.”

Çünkü senin otoriten bu hayatın alanı ile sınırlıdır. Bu hayatın ötesinde senin otoriten bize geçmez. Oysa dünya hayatı ne kadar kısa ve ne kadar basittir. Senin bize çektirebileceğin işkence, bize verebileceğin ceza yüce Allah ile ilişki kurmuş ve ölümsüz, ebedi hayata ümit bağlamış bir kalbi korkutamayacak kadar basittir.

FİZİLALİL KUR’AN

Zemahşerî’nin bu ayet üzerindeki tefsirinde öne çıkan noktalar şunlardır:

1. Tercih ve İman Kararlılığı

Sihirbazların "Seni asla tercih etmeyeceğiz" sözü üzerinde duran Zemahşerî, buradaki "tercih" (i'sâr) kavramının imanın zirvesini temsil ettiğini söyler. Ona göre sihirbazlar, Hz. Musa’nın gösterdiği mucizelerin (beyyinat) bir insan sanatı olmadığını, ilahi bir kudret olduğunu kesin olarak anlamışlardır.

Beyyinat: Zemahşerî’ye göre buradaki "apaçık deliller", asanın yılana dönüşmesi ve sihirbazların kendi sanatlarının aciz kalışını bizzat tecrübe etmeleridir.

Yaratıcıya Bağlılık: Ayetteki "Bizi yaratana" (ellezî fataranâ) ifadesinin, Firavun’un ilahlık iddiasına doğrudan bir reddiye olduğunu vurgular.

2. "Ne Hüküm Vereceksen Ver" (Fakdi mâ ente kâd)

Zemahşerî, bu cümlenin Arap dilindeki belâgat gücüne dikkat çeker:

Buradaki emir kipi (Fakdi), bir meydan okuma ve küçümseme ifadesidir.

Zemahşerî der ki: "Onlar Firavun'a; 'Elinden geleni ardına koyma, ne yaparsan yap, senin vereceğin hüküm (ölüm veya işkence) bizim nazarımızda bir hiçtir' demek istemişlerdir."

Bu, geçici olan (dünya azabı) ile baki olan (Allah'ın rızası) arasındaki farkı idrak eden bir kalbin haykırışıdır.

3. Dünyanın Geçiciliği

"Sen ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin" kısmını tefsir ederken Zemahşerî, mümin ile dünya arasındaki ilişkiyi açıklar:

Firavun’un yetkisinin sadece mekan (yeryüzü) ve zaman (dünya hayatı) ile sınırlı olduğunu belirtir.

Sihirbazların bu sözüyle, Firavun’un uluhiyet davasının ne kadar dar bir alana sıkıştığını ve ahiret karşısında ne kadar aciz olduğunu ortaya koyduklarını söyler.

Özetle Zemahşerî'ye göre 72. ayet:

Bir anlık gerçek bir imanın, insanı ölüm korkusundan nasıl azade kıldığını, dünyevi otoriteyi nasıl hiçe saydırdığını ve hakikat karşısında sahte tanrıların ne kadar zavallı kaldığını gösteren eşsiz bir belâgat örneğidir.

EL KEŞŞAF TEFSİRİ

HABERE YORUM KAT

1 Yorum