
Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı/hatırlatma gelse...
“Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı/hatırlatma gelse, onlar bunu mutlaka alay ederek, kalpleri başka şeylerle eğlenerek dinlerler.” (Enbiya: 2)

“Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir uyarı/hatırlatma gelse, onlar bunu mutlaka alay ederek, kalpleri başka şeylerle eğlenerek dinlerler.” (Enbiya: 2)
Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. Bizden önceki kitap ehline Rabbimiz ne zaman yeni bir kitap, yeni bir uyarıcı göndermişse mutlaka onu alay konusu yapmışlardır. Allah’ın hak elçilerinin kendilerine getirdikleri âyetleri dinleyip onlar üzerinde ciddi ciddi düşünmek ve bir karara varmak yerine alaya alıyorlar, oyun ve eğlence yerine koyuyorlar. Neden? Çünkü dağarcıklarında onu değerlendirecek sermayeleri yoktur adamların. Bütün sermayeleri alay etmek, yalanlamak, tehditler savurmaktır.
Öyleyse Kur’an okurken çok dikkatli olalım. Kur’an'ın Allah sözü olduğunu hiçbir zaman unutmayalım. Onu anlayabilmek için tüm dikkatimizi ona teksif etmek zorundayız. Bu kitabı okurken, dinlerken mutlaka susacağız. Başka hiçbir şeyle meşgul olmayacağız. Bütün benliğimizle, bütün varlığımızla ona yönelip anlamaya çalışacağız. Gündemimizi bu kitap belirleyecek ve biz bu kitabın istediği gibi bir hayatı yaşayacağız. Yâni Allah’ın Resûlü bu kitabı nasıl okuduysa hangi gayeyle, hangi niyetle okuduysa biz de o şekilde okuyacağız.
Biz biliyoruz ki Allah’ın Resûlü bu kitabı anlamadan sadece mücerret okumak için okumadı. Sadece bilgi olsun diye de okumadı. Âyetler kalbine indi Rasulullah efendimizin. Âyetler hayatına indi. İşte biz de tıpkı onun gibi okuyacağız. Anlamak ve hayatımızı onunla düzenlemek üzere okuyacağız.
Okuma, üç azanın işidir. Dil âyetleri telaffuz eder, akıl tercüme eder, kalp de okunan âyetlere göre tavır alır. İşte okuma budur. Rasulullah efendimizden bu konuda aşağıdaki hadis rivayet edilmiştir:
“Kur’an kıraatine Kur’an’la kalpleriniz arasında bir uyum mevcut olduğu sürece devam edin. Bu bağ ortadan kalktığı anda okumaya ara verin.”
Buyurmaktadır. Yâni kişi okuduğu âyetlerle kalbinin irtibatı kesilip de kalbi başka şeyler düşünmeye, başka şeylerle ilgilenmeye başladığı anda Kur’an okuma kesilmelidir. Çünkü o bir eğlence değil Allah kelâmıdır.
BASAİRUL KUR’AN
Tefsir-i Kebir'deki açıklamaları ana başlıklarla şöyle özetleyebiliriz:
1. Râzî, ayette geçen "Rablerinden kendilerine gelen her yeni zikir (ihtar)..." ifadesindeki "muhdes" (yeni/sonradan yaratılan) kelimesini kelami bir perspektifle inceler.
Vahyin İndiriliş Sırası: Buradaki "yenilik", Allah'ın kelam sıfatının sonradan olması anlamına gelmez. Râzî'ye göre bu, ayetlerin nüzul sırasıyla ilgilidir. Yani her yeni inen ayet, bir öncekine göre zaman itibariyle daha "yeni"dir ve müşriklere uyarısını tazelemektedir.
2. "Oyun ve Eğlence İçinde Dinlemek" Ne Demektir?
Râzî, inkârcıların Kur'an karşısındaki psikolojik ve ameli tutumlarını çözümler:
Alaycılık: Onlar Kur'an-ı Kerim'i hidayet bulmak, üzerinde düşünmek için değil; onunla dalga geçmek, kusur aramak ve kendi aralarında bir eğlence malzemesi yapmak için dinliyorlardı.
Ciddiyetsizlik: Dünya hayatının geçici süslerine o kadar dalmışlardır ki, ahirete ve hesaba dair en sarsıcı uyarılar bile onlarda bir ürperti uyandırmaz. Ayetleri adeta bir şiir dinler gibi, sadece kulak ucuyla ve ciddiyetsizce dinlerler.
3. Kalplerin Gafil Olması (Lâhiyeten Kulûbuhum)
Râzî, ayetin bu kısmında dilsel bir inceliğe dikkat çeker. "Lâhiye", kalbin tamamen boş ve değersiz şeylerle meşgul olup, asıl odaklanması gereken şeyi unutması demektir.
Zihni Körlük: Müşriklerin kulakları sesi duymakta, dilleri kelimeleri tekrar etmektedir ancak kalpleri tamamen başka yerdedir. Râzî'ye göre bir insanın bedenen orada olup, kalben hidayete kapalı olması, onun ayetlerden istifade etmesini imkansız kılar.
Özetle Tefsir-i Kebir'e Göre Ayetin Mesajı:
Fahruddin er-Râzî, bu ayetle Cenâb-ı Hakk'ın insanları sürekli yeni ayetler ve mucizelerle uyarmasına rağmen, inkârcıların kalplerindeki fısk ve dünyevileşme hastalığı yüzünden bu sarsıcı vahiyleri birer "oyuncak ve eğlence" haline getirdiklerini; uyarıların tazelenmesinin onların ancak hüsranını artırdığını vurgular.
TEFSİRİ KEBİR


HABERE YORUM KAT