1. HABERLER

  2. HAKSÖZ-ÇEVİRİ

  3. Uygur aydınların ortadan kaybolmasıyla Uygur kültürünün geleceğinden endişe ediliyor
Uygur aydınların ortadan kaybolmasıyla Uygur kültürünün geleceğinden endişe ediliyor

Uygur aydınların ortadan kaybolmasıyla Uygur kültürünün geleceğinden endişe ediliyor

Uygur İnsan Hakları Vakfına göre 2017 Nisan’ından bu yana en az 435 Uygur entelektüel hapsedildi veya zorla kaçırıldı.

27 Temmuz 2020 Pazartesi 14:20A+A-

Laurie Chen / AFP
Çev: Abdullah Tahir Kaya / Haksöz Haber

İnsan hakları gruplarına göre, bir milyondan fazla Uygur ve Türkçe konuşan Müslüman azınlık Sincan’daki eğitim kamplarında tutuluyor.

Buğra Arkın’in babası Aierken yaklaşık iki yıl önce Çin güvenlik güçleri tarafından Sincan’daki evinden aniden kaçırıldı.

Aierken Yibulayin bölgedeki en büyük yayıncılık şirketinden birine sahipti ve Ekim 2018’te göz altına alınana kadar binlerce kitabı Uygurca’ya çevirdi. Arkın o günden beri babasından haber alamıyor.

Kaliforniya’da yaşayan Arkın “Babam Uygur yayıncılık sektöründe güçlü bir etkisi vardı ve bu babamı Çin devletinin hedefi haline getirdi.” dedi. “Bu asla kabul edilemez ve hayatımız resmen mahvedildi.

Arkin’in örneği tek değil.

Uygur İnsan Hakları Vakfına göre 2017 Nisan’ından bu yana en az 435 Uygur entelektüel hapsedildi veya zorla kaçırıldı.

Uygur alim, yayımcı ve dilbilimcilerin bu şekilde toplanması Çin Komünist partisinin Uygur kimliğini ve kültürünü Han nüfusunun içinde asimile etme kampanyasının bir parçası olarak görülüyor.

Oğlu Erşat Alim’e göre ünlü Uygur dilbilimci Alim Hasani 2018 Ağustos’ta Pekin iş ziyaretinde devlet yetkileri tarafından kaçırıldı. Hasani Sincan Etnik Dil Çalışma Komitesi başkanlığından emekli olmuştu ve Uygur-Han Çincesi çevirilerini standart hale getirmeyi amaçlıyordu. Oğlu Erşat Alim, devletin babasının bu amacından rahatsız olduğunu ve bu nedenle kaçırıldığına inanıyor.

Birçok sözlük derleyen Hasani aslında Komünist Parti üyesiydi ve projeleri devlet tarafından onaylanmış ve kendisi ödüller kazanmıştı.

Fransa’da yaşayan oğul Erşat Alim “Babamın tutuklandığını ilk duyduğumda bunun gerçekleşebileceğine asla inanmadım. Babam da buna çok şaşırmış olmalı.” Dedi.

İnsan hakları gruplarına göre, bir milyondan fazla Uygur ve Türkçe konuşan Müslüman azınlık Sincan’daki eğitim kamplarında tutuluyor.

Çinli yetkililer bu tesisleri Uygurlara Mandarin Çincesi öğreten ve onları radikalizmden uzaklaştıran mesleki bir kurs merkezleri olarak tanımlıyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı “’Uygur kültürünün yok edilmesi için Uygur entelektüellerinin cezaevine atıldığı” düşüncesi tamamen söylenti ve iftiradır” dedi.

“Nerede olduğunu bilmiyoruz…”

Alim babası hakkında son haberleri Ocak ayındaki babasının mahkemesine katılan tanıdıklarından almıştı. Mahkeme korona virüs salgını nedeniyle ertelendi fakat yakın zamanda kendisi hakkında hüküm verileceği ve hapse atılacağından korkuluyor.

Alim’in Sincan’daki yaşayan annesi Hasani’nin tutuklanmasıyla ilgili “konuşmaya cüret edemiyor.”

Alim “Kesinlikle çok kötü hissediyorum ve bunu nasıl ifade edeceğimi bilmiyorum. Uzun zamandır işime dahi odaklanamıyorum.” dedi.

Hasani’nin çalışma birimindeki 11 dilbilimcinin tamamı gözaltına alındı. Oğlu Yaşar Hamdullah’a göre 64 yaşındaki Hamdullah Abdurrahman da Ocak 2019’da kaçırıldı.

Norveç’te yaşayan Hamdullah “Mart 2019’da akrabalarım babamın “hastaneye” götürdüğünü söylediler fakat video görüşmesinde bileklerine kelepçe takıldığını işaret ettiler.”

“Şu anda nerede olduğunu bilmiyorum.”

Hamdullah, birçok entelektüelin önce kamplarda alıkonulduğunu sonra uzun süreli cezalara çarptırıldığını biliyor ve babasının başına da aynı şeyin gelmesinden endişe ediyor.

Hamdullah “Olay gerçekleştiğinde bana çok ağır geldi. Ben evin tek oğluyum, annem tek başına ve babam çok yaşlı. Buna daha fazla ne kadar dayanabilir ki?” dedi.

Yetkililer Aralık ayında bütün insanların meslek edindirme kurslarından “mezun olduklarını” söyleseler de araştırmacılar mahkumların yavaş yavaş diğer gözaltı şekillerine kaydırıldıklarını söyledi.

Sincan Mağdurları Veritabanı (Xinjiang Victims Database) sitesi yaratıcısı ve Uygur sorunu araştırmacısı Gene Bunin’e göre çoğuna hüküm verildi ve 20 yıla kadar cezalar verildi.

Bunin “Kampların boşaltılması bir iki yıllık bir trend” dedi tahmini300 bin insan hala hapsedilmiş durumda.

Avrupa Parlamentosu tarafından insan hakları ödülü verilmiş tutuklu İlham Tohti için de korkular yükseliyor. Kendisi yıllardır görülmüyor.

“Üzgün ve kızgın”

Kasım 2016’da sertlik yanlısı Chen Quanguo’nun Sincan Komünist Parti başına gelmesinden sonra ilk gözaltına alınanlardan biri Uygurlu edebiyat eleştirmeni ve yazar Yalqun Rozi idi.

Onun akrabaları daha Rozi’nin “devleti yıkmaya kışkırtma” suçundan 15 yıl ceza aldığını öğrendiler. Devleti yıkmaya kışkırtma suçu siyasi mahkumlar için kullanılan muğlak bir ifade.

Rozi’nin oğlu Kamalturk Yalqun yetkililerin babasının gözaltına alma nedeninin on yıldan fazladır kullanılan Uygur edebiyat ders kitabının derlenmesindeki rolüyle ilgili olduğunu önerdiklerini söyledi.

Bu ders kitabının katkı sunan herkes yine o dönemde gözaltına alınmıştı.

2012’den beri Sincan’daki okullarda Mandarin Çincesi ve Uygurca iki dilli eğitim yavaş yavaş uygulanıyor. 2.6 milyon öğrencinin bu şekilde iki dilli eğitim alması hedefleniyor.

Ondan önce dersler Uygurca ve diğer azınlık dillere üzerinden öğretiliyordu.

Yalqun “Bu ders kitaplarını feshetmek ve Uygurca eğitimi kaldırılmasıyla bir sonraki Uygur nesli Uygur kültürü ile bağlantı kurmakta yol bulamayacaklar” dedi.

“Çin bu şekilde Uygur kimliğini tamamen elimine etmek ve onları Çince konuşan, Çince düşünen ve kendi tarih ve kültürünü bilmeyen insanlara dönüştürmeyi amaçlıyor. Bu beni hem üzüyor hem de kızdırıyor.”

HABERE YORUM KAT

1 Yorum