
" O dehşetli günü görecek kâfirerin vay haline"
İçlerinden bazı guruplar ayrılığa düştüler. O dehşetli günü görecek kâfirerin vay haline. Meryem/37

İçlerinden bazı guruplar ayrılığa düştüler. O dehşetli günü görecek kâfirerin vay haline. Meryem/37
Sonradan zuhur eden Hıristiyan gruplardan bir kısmı O’nun Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna inanmaktadır, bir kısmı O’nun Allah’ın oğlu olduğuna inanmaktadır, bir kısmı da Allah olduğuna ve kendisine kulluk yapılması gerektiğine inanmaktadır.
Roma İmparatoru kardinallerden oluşan bir yüksek konsey topladı. Bu konsey hıristiyanlık tarihindeki üç ünlü konseyden biridir. Bu konseye iki bin yüz yetmiş kardinal katılmıştı. Adamlar Hz. İsa hakkında yoğun tartışmalar yaptılar. Her kafadan ayrı bir ses, her gruptan farklı bir görüş çıktı. Kimileri “O Allah’tır. Yeryüzüne indi, kimine can verdi kiminin canını aldı, arkasından tekrar göğe çıktı” dedi. Kimileri “O Allah’ın oğludur’ dedi. Kimileri “O baba, oğul ve kutsal ruhtan oluşan üç ilahi unsurdan biridir” dedi. Kimileri “O üç ilahın üçüncüsüdür; Allah da, o da, annesi de birer ilahtır” dedi. Bazıları da “O Allah’ın kulu, peygamberi, ruhu ve kutsal sözüdür” dediler. Diğer bazı gruplar, başka farklı görüşler ortaya attılar. Gruplar arasında görüş birliğine varılamadı. En çok taraftar toplayan görüş ancak üç yüz sekiz kişiyi biraraya getirebildi. Bunun üzerine imparator bu görüşü benimsedi, onu savunanları destekleyip diğer görüştekileri dışladı ve başta tek Allah yanlıları olmak üzére tuttuğu görüşün karşıtlarını görevlerinden atarak sürgüne gönderdi.
Hz. İsâ ya ilişkin sapık inançlar kalabalık sayıdaki kardinallerin katılımı ile oluşan kilise konseyleri tarafından kararlaştırıldıkları için okuduğumuz ayetin devamında, tek Allah inancından sapan kâfirler, kardinal kalabalıklarından çok daha büyük kalabalıkların katılacağı önemli günün, kıyamet gününün dehşeti ile korkutuluyor. O gün kâfirlerin başına neler geleceğini herkes görecektir.
FİZİLALİL KUR’AN
Râzî, ayette geçen "ahzâb" (gruplar) ifadesiyle özellikle Hristiyan fırkalarının kastedildiğini belirtir. Hz. İsa’nın hakikatine dair düştükleri temel ayrılıkları şöyle sınıflandırır:
Melkâniyye: "İsa Allah’tır, yere inmiş sonra tekrar göğe çıkmıştır" diyenler.
Yakubiyye: "O Allah’ın oğludur" diyenler.
Nasturiyye: "O, Allah’ın kulu ve elçisidir, ancak onda ilahlık cüzü vardır" diyenler.
Râzî, bu ihtilafların temel sebebinin açık delilleri (mucizeleri) bırakıp, kendi heva ve zanlarına uymaları olduğunu vurgular.
İhtilafa düşenler dışarıdan birileri değil, Hz. İsa’nın mucizelerine bizzat şahit olan veya onun dinine mensup olduğunu iddia eden kimselerdir. Bu, hakikat apaçık ortadayken insanların nasıl fırkalara bölünebileceğinin ibretlik bir tablosudur.
"Büyük Bir Günün Görülmesi" (Meşhedi Yevmin Azîm)
Tefsir-i Kebir’de "Meşhed" kelimesi üzerinde iki ana yorum yapılır:
Zaman Anlamı: Kıyamet günü. Herkesin bir arada hazır bulunduğu (şuhûd edildiği) dehşetli an.
Mekan Anlamı: Mahşer meydanı.
Râzî’ye göre bu günün "büyük" (azîm) olarak nitelenmesi, o günde yaşanacak korkuların, sorgulamaların ve ayrışmaların büyüklüğünden dolayıdır. Kâfirler için o gün, ihtilaflarının acı sonucunu bizzat görecekleri gündür.
Ayetin sonundaki "Vay o kâfirlerin haline" (Veylun lillezîne keferû) ifadesini Râzî, ilahi bir tehdit olarak açıklar. Buradaki küfür; Hz. İsa hakkında aşırıya kaçmak (ona ilahlık nispet etmek) veya onu tamamen inkar etmek (Yahudilerin iftirası gibi) şeklinde her iki ucu da kapsar.
Özetle Râzî der ki: Allah, Hz. İsa vasıtasıyla doğru yolu (sırat-ı müstakim) göstermişken, insanlar kendi zihinlerindeki kalıplara hapsolup parçalandılar. Bu parçalanma onları kurtuluşa değil, o "Büyük Gün"de hüsrana götürecektir.
RAZİ TEFSİRİ KEBİR






HABERE YORUM KAT