1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. İRAN

  4. Halkın sözü: Küresel anketler ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı hakkında ne söylüyor?
Halkın sözü: Küresel anketler ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı hakkında ne söylüyor?

Halkın sözü: Küresel anketler ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşı hakkında ne söylüyor?

Yeni kamuoyu yoklamaları, ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa küresel çapta yaygın bir muhalefet olduğunu, güçlü desteğin ise ağırlıklı olarak İsrail'de bulunduğunu ortaya koyuyor.

10 Mart 2026 Salı 20:13A+A-

Küresel Anketler

İsrail-ABD'nin İran'a karşı savaşı tırmanmaya devam ederken, dünyanın birçok yerinde kamuoyu, hükümet politikalarının ima ettiğinden çok daha az coşkulu görünüyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Orta Doğu'da yakın zamanda yapılan bir dizi kamuoyu araştırması çarpıcı bir örüntüyü ortaya koyuyor: İsrailliler ezici çoğunlukla savaşı desteklerken, diğer birçok bölgedeki kamuoyu askeri tırmanmaya şüpheyle yaklaşıyor veya şiddetle karşı çıkıyor.

Son haftalarda çeşitli büyük anket kuruluşları ve araştırma merkezleri tarafından toplanan veriler, çatışmanın yalnızca Orta Doğu'da değil, Batı kamuoyunda da giderek artan bir direnişle karşılaştığını gösteriyor.

ABD: Sınırlı Destek

Reuters/Ipsos tarafından 1 Mart 2026'da yayınlanan bir ankete göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde İran'a karşı askeri harekâta destek nispeten düşük.

Ankete göre, Amerikalıların yüzde 27'si ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını desteklediğini, yüzde 43'ü saldırılara karşı çıktığını ve yüzde 29'u ise kararsız olduğunu belirtti.

Anket, partizan çizgiler boyunca önemli bir ayrılığı ortaya koydu. Cumhuriyetçi seçmenler askeri harekâtı desteklemeye daha yatkınken, Demokratlar ve bağımsızlar çok daha şüpheciydi.

Quinnipiac Üniversitesi tarafından 5 Mart 2026'da yayınlanan bir başka yeni anket de benzer sonuçlara ulaştı. Quinnipiac anketine göre Amerikalıların yüzde 53'ü ABD'nin İran'a karşı askeri harekâtına karşı çıkarken, yüzde 40'ı destekliyor.

Aynı anket, daha derin bir çatışmaya karşı duyulan büyük isteksizliği de ortaya koydu. Quinnipiac'e göre, Amerikalıların yüzde 74'ü ABD kara birliklerinin İran'a gönderilmesine karşı çıkıyor; bu da Ortadoğu'da bir başka büyük savaşa ilişkin yaygın endişeyi vurguluyor.

Anket sonuçları bir arada değerlendirildiğinde, özellikle uzun süreli bir çatışma olasılığı gündeme geldiğinde, Amerikan kamuoyunun gerilimin tırmanmasına olan desteğinin sınırlı kaldığı görülüyor.

Avrupa Kamuoyu

Avrupa genelinde yapılan anket verileri, savaşa karşı benzer bir şüpheciliğin hâkim olduğunu gösteriyor.

İspanya'da, ülkenin resmi Sosyolojik Araştırma Merkezi (CIS) tarafından yapılan ve Mart 2026 başlarında yayınlanan bir ankete göre, İspanyolların yüzde 76'sı İran'a karşı askeri müdahaleye karşı çıkıyor.

Bu anket, İspanya'nın çatışmada askeri tırmanmayı desteklemeyi reddetmesiyle ilgili tartışmalarda geniş çapta referans gösterildi.

Britanya'daki kamuoyu da daha geniş çaplı bir savaşa karşı güçlü bir direnç gösteriyor. 30-31 Ocak 2026 tarihlerinde yapılan bir YouGov anketine göre, İngiliz katılımcıların %57'si ABD'nin İran'a karşı askeri harekâtına karşı çıkarken, sadece %17'si destekledi.

Daha geniş anlamda Batı Avrupa'da, 2025 sonlarında yayınlanan önceki YouGov EuroTrack anketine göre, Avrupalıların yalnızca %14 ila %28'i İran ile olası bir çatışmada İsrail'e askeri yardım sağlanmasını desteklerken, çok daha büyük bir kesim bu tür bir müdahaleye karşı çıkıyor.

Bu rakamlar, özellikle Irak ve Afganistan'daki onlarca yıllık maliyetli çatışmaların ardından, Avrupa kamuoyunun Orta Doğu'da askeri tırmanmaya karşı temkinli kaldığını göstermektedir.

İsrail: Savaşa güçlü destek

İsrail içindeki kamuoyu ise bunun tam tersini ortaya koyuyor.

İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün 2-3 Mart 2026 tarihlerinde yaptığı bir anket, İsrail'in İran'a karşı savaşa ezici bir destek verdiğini ortaya koydu.

Ankete göre, İsraillilerin yüzde 82'si İran'a karşı askeri harekâtı destekliyor. Yahudi İsrailliler arasında ise destek oranı daha da yüksek olup yüzde 93'e ulaşıyor.

Anket sonuçları, savaşın İsrail toplumunun büyük bir kesiminde güçlü bir desteğe sahip olduğunu gösterirken, diğer bölgelerde desteğin çok daha sınırlı olduğu görülüyor.

Arap kamuoyu

İsrail ve Batı dünyasının ötesinde, Arap bölgesinde yapılan anketler başka bir önemli eğilime işaret ediyor.

Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi tarafından yürütülen ve Şubat 2026'da kamuoyuna açıklanan 2025 Arap Kamuoyu Endeksi, 15 Arap ülkesinde 40.000'den fazla katılımcıyla gerçekleştirilen anket çalışmasıyla bölgede bugüne kadar yapılmış en büyük kamuoyu araştırmalarından biri olma özelliğini taşıyor.

Sonuçlar, İsrail ile normalleşmeye yönelik ezici bir muhalefeti ortaya koydu.

Ankete göre, katılımcıların yüzde 87'si İsrail'in tanınmasına karşı çıkarken, sadece yüzde 6'sı normalleşmeyi destekledi.

Bazı ülkelerde muhalefet daha da yüksekti. Libya'da normalleşmeye karşı çıkanların oranı %96 iken, Ürdün ve Kuveyt'te bu oran %90'ı aştı.

Anket ayrıca, İsrail'in çok sayıda Arap tarafından bölgesel istikrara yönelik en büyük tehdit olarak görülmeye devam ettiğini ortaya koydu.

Bulgular, son yıllarda birçok Arap hükümeti tarafından imzalanan İbrahim Anlaşmaları etrafındaki diplomatik coşku göz önüne alındığında özellikle önemlidir.

Bu anlaşmalara rağmen, anket, Arap kamuoyunda normalleşmeye verilen desteğin son derece düşük olduğunu, İsrail ile ilişkilerini normalleştiren ülkelerin nüfuslarının çok altında kaldığını gösteriyor.

Stratejik Değerlendirmemiz

Ortaya çıkan kamuoyu yoklama verileri, daha geniş bir jeopolitik gerçekliğe işaret ediyor.

İsrail'in ABD'nin desteğiyle başlattığı İran'a karşı savaş, sadece savaş alanında değil, kamuoyunda da önemli bir direnişle karşılaşıyor gibi görünüyor.

Analistler tarafından geniş çapta tartışılan orijinal stratejik hedeflerden biri, İran üzerindeki baskının rejim değişikliğine veya iç istikrarsızlığa yol açabileceği olasılığıydı. Bir diğeri ise Arap devletleri veya diğer bölgesel güçler de dâhil olmak üzere bölgesel aktörlerin Tahran'a karşı mücadeleye katılabileceği umuduydu.

Şu ana kadar bu hedeflerin hiçbirinin gerçekleşmesine yakın bir durum görünmüyor.

Bunun yerine, kamuoyu yoklama verileri, savaşın Amerikalılar ve Avrupalılar da dâhil olmak üzere büyük nüfus grupları arasında geniş uluslararası desteğe sahip olmadığını gösteriyor.

Bu örüntüyü açıklamaya yardımcı olan çeşitli faktörler vardır.

İlk olarak, on yıllarca süren askeri müdahalelerin ardından Batı'da yaygın bir savaş yorgunluğu söz konusu. Ukrayna'daki devam eden savaş ve bunun ekonomik sonuçları, uzun süren uluslararası çatışmalara karşı halkın sabrını zaten zorlamış durumda.

İkinci olarak, savaşı gerekli veya savunma amaçlı olarak göstermeye çalışan ana akım Batı medyasının anlatıları geniş bir kamuoyu desteği oluşturmada başarısız oldu. ABD Başkanı Donald Trump'ın birçok destekçisi arasında bile, Orta Doğu'da yeni bir savaşa duyulan coşku sınırlı kalmaktadır.

Üçüncüsü, 2003 Irak Savaşı'nın mirası, özellikle Avrupa ve Birleşik Krallık'ta kamuoyunun tutumlarını şekillendirmeye devam ediyor. Bu çatışmayla ilişkili itibar kaybı -özellikle eski İngiliz Başbakanı Tony Blair gibi isimler için- hükümetleri uzun vadeli sonuçları belirsiz olan yeni savaşları destekleme konusunda temkinli davranmaya itti.

Küresel kamuoyunu şekillendiren bir diğer faktör ise Gazze'deki soykırımdır.

İsrail'in Gazze'de devam eden imha soykırımı, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri de dâhil olmak üzere dünyanın büyük bir bölümünde yaygın öfke ve kınamaya yol açtı. Gazze'deki yıkım ve insani kriz, İsrail'in uluslararası imajına önemli ölçüde zarar verdi ve birçok insanı İsrail'in başka yerlerdeki askeri eylemlerine karşı derin bir şüphe duymaya itti.

Bu nedenle birçok gözlemciye göre İran'a karşı savaş, izole bir çatışma olarak değil, İsrail'in Gazze'deki savaşıyla bağlantılı daha geniş bölgesel gerilimin bir parçası olarak görülmektedir.

Aynı zamanda, çatışmayı Araplar, Kürtler ve İranlılar arasında daha geniş bir bölgesel mücadele olarak gösterme girişimleri başarısız oluyor gibi görünüyor.

Arap Kamuoyu Endeksi, Arapların ezici çoğunluğunun İran'ı değil, İsrail'i başlıca bölgesel düşman olarak görmeye devam ettiğini gösteriyor.

Savaşın geniş çaplı kamuoyu desteğinin var olduğu tek yer İsrail'in kendi içi gibi görünüyor.

Bu gerçeklik, analistler arasında giderek artan bir algıyı güçlendiriyor: Çatışma, geniş çaplı uluslararası destek gören bir kampanya değil, daha ziyade İsrail'in stratejik hesaplamalarıyla yönlendirilen bir savaştır.

Küresel kamuoyu nezdinde savaş giderek daha da izole bir hal alıyor gibi görünüyor.

Kaynak: PC

HABERE YORUM KAT