1. YAZARLAR

  2. Süleyman Ceran

  3. Filistin’in Kadın Generalleri

Filistin’in Kadın Generalleri

Aralık 2006A+A-

Çocukların sapanlarıyla, avuç avuç yüklendikleri taşlarla başlayan İntifada büyüdü, göverdi, dünyada ezilen, kimliksizleştirilmeye çalışılan, bayağılığın kısır döngüsüne takılan, kapitalizmin çarklarında kütür kütür beli kırılan halkların umudu ve tetikleyicisi oldu. Osaka'daki gemi kaptanından Grenada'daki ressama, Karakas'taki tütün işçisinden Fildişi kıyılarındaki balıkçıya kadar dünyanın bir şekilde hatırladığı, göğsü daralarak izlediği ve her seferinde israil'in barbarlığına bir kez daha şahit olduğu Filistin, dik duruşun, inanmanın, adanmanın ve cesaretin başkenti oldu.

Yeniden ihya ve inşa edilmeye çalışılan İslam ümmetinin bu direngen halkası, aynı zamanda yeni manevraların ve açılımların da öncülüğünü üstlendi. Filistin'deki hareketler, siyasi alanda kazandıkları başarıyı, ülke içinde ve uluslararası camiada oluşan ciddi baskı gruplarına ve ambargolara karşı sürdürme gayretinde. Tüm bu gelişmeler yaşanırken Filistin halkı yaşadıkları sürece göre fıkhetme olgunluğunu da göstermeye başladı. Geçtiğimiz günlerde Nasr Camii'nde yaşananlar bunun en güzel örneği oldu. 2 Kasım 2006 Perşembe gece yarısından sonra Hamas, "Kassam" füzeleri ve "Yasin" roketleriyle düşman araçlarına saldırı başlatınca çıkan çatışmalarda Ammar Riyad, Tallal Ferhat, Sahib Rafik ve Mahmud Ahmed Sabah adlı direnişçiler şehit düşerken birçok direnişçi de Nasr Camii'nde mahsur kalmıştı. İşte tam bu anda yüzlerce kadın Nasr Camii etrafına toplanıp işgalcilerin camiye müdahalesini geciktirmiş ve bu kargaşadan istifade eden atmış civarında direnişçi kuşatmayı yarmayı başarmıştı. Eylemler esnasında iki mücahide istilacıların keskin nişancı ateşi ile şehit düşmüştü. Daha sonraki günlerde Gazze'de Cebaliye Mülteci Kampı'nda bulunan Halk Direniş Komitesi komutanlarından Muhammed Veil Barud'un evinin bombalanacağını ve halkın bölgeyi terk etmesini isteyen istilacı israil'in çağrısına karşılık, yüzlerce kadın ve erkek Barud'un evinin içinde, çatısında ve etrafında toplanarak canlarını kalkan yaptılar. Bir nevi "inanç kalkanı" oluşturdular. "Kadınlar İntifadası"nın ayak sesleri yani. İstilacılar, bu "kalkan"ı aşamayacaklarını ya da bu kadar canın siyasi sorumluluğunu şimdilik kaldıramayacakları için operasyondan vazgeçtiler. Sonraki günlerde benzer olaylar yaşanmaya devam etti. Hamas üyesi Veyl Receb'in evinin bombalanması da "inanç kalkanı" sayesinde iptal edildi.

O evlerin içinde, çatısında ve etrafında toplananlar, Siyonistlerin her türlü çılgınlığı yapacağını kendi yakın tarihlerinden hatta daha bir iki hafta içerisinde yüzden fazla Filistinliyi katletmesinden biliyorlardı. Reklam için, haber için değil gerçekçi bir fedakârlık örneği göstererek oraya toplandılar ve "şehid olmaya hazırız!" sloganları eşliğinde canlarını, inançlarını, kardeşliklerini kalkan yaptılar. Bu hareket her halükârda hedefine ulaşmıştır. 2003 yılında Filistinlilerin evlerini yıkan istilacıların önünde canını ve samimiyetini kalkan yapan Rachel Corrie, bu tavrının sonucunda hayatını kaybetmiş ama tavrı hepimiz için, tüm insanlık için örnek olmuştu. Hayranlık uyandıran abidevi bir hareket. Aşkın bir insanlık duyarlılığı.

Yarın Filistin'de gene böyle bir eylem sonrası işgalciler, saldırıyı iptal etmek yerine, füzeleriyle o evlerde onlarca insanı katledebilirler, olabilir. O insanlar tüm bunlara göz önüne alarak orada bulunuyorlar. Biliyoruz ki, haysiyet, şeref, onur, kardeşlik, zulme uğrayanların yanında durup adil şahitler olmak inancımızın en büyük erdemleridir. Ve Filistin onlarca yıldır tüm dünyaya adanmanın en asil ve en afili örneklerinden ciltler dolusu verdi ve vermeye devam ediyor.

Çocukların İsrail askerlerine taş yağdırdığı günlerde Yaser Arafat onlar için "benim küçük generallerim" diyordu. Filistin'de Müslümanlar İntifada'nın elinden tuttu, kaldırdı, gülümsedi; kanlarını, terlerini ve gözyaşlarını katıp büyüttüler. Bu hareket nice yiğitleri arasına şehit olarak dahil etti. Yahya Ayyaş'tan Ahmed Yasin'e nice onurlu erkek, 19 yaşındaki Mirfat Mesud'tan, 57 yaşındaki Fatma Ömer en Nacar'a kadar nice kadın da kendilerini Allah için, ümmet için kurban ettiler. Artık İntifada kadınları da daha derinlikli bir şekilde içine alarak büyüyor ve tüm ezilen halkların yükselen umudu oluyor. Çoluk çocuk, genç ihtiyar, kadın erkek Filistin'le başlayan ve küreselleşerek yayılan ikinci İntifada şimdilerde, Halid Meşal'in işaretiyle, üçüncü bir aşamaya geçmeye hazırlanıyor.

"Kassam" roketleri gelişerek üretiliyor.

"Yasin" roketleri de hedefini bulmaya başladı.

İstilacı İsrail'de boşaltılacak, uykusuz bırakılacak daha çok şehir var.

Sderot, bir taş atımlık yer sayılır artık!

Daha ileri, daha ileri!

Bu yazı toplam 1603 defa okunmuştur.
BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR