1. YAZARLAR

  2. Asım Öz

  3. Türkçe Edebiyat Dünyasının Kur’an’la İrtibatsızlığı

Türkçe Edebiyat Dünyasının Kur’an’la İrtibatsızlığı

Aralık 2006A+A-

"İnsana benzetmek için papağanlaştırılmış dünyamızı

 Osman Bey Osman Bey

yalnız ellerimiz kalsın açıkta

 sımsıkı tutuşalım el ele

 dilimizde tek marş, besmele

Kur'an'dan başlayalım."

(Mengüşoğlu, 195; 18)

Türkiye'de uzunca bir zamandır yaşanmakta ola modernleşme sürecinde sanatsal yaratının sözcüklerle belirginleşen edebiyat cephesinin sanatsal yönüne vurgu yapmaksızın Kur'an'a dair tasavvuratının ne'liği ve nasıl'lığına dair genel bir okuma ameliyesinin gerçekleştirilmesi bir zihniyet halinin çeşitli tarihselliklerde nasıl gün yüzüne çıktığının anlaşılmasına imkân tanıyacaktır.  Türkçe edebiyat dünyasına odaklanan bu çalışma tarihsellikten güncelliğe uzanan, yazarlardan, düşüncelerden söz eden kuşbakışı bir okumadır. Düzenli ve daha sistematik bir çözümleme için bir başlangıç belki. Düşünsel sınırlılığını, sığlığını hep seküler metinlerle aşmaya çabalayan yazar ve şairler kapsamlı bir bilgilemeyi de ihmal ediyorlar. Bu durum hem bir söylem biçiminin ifade edilişini hem de bir sorun olarak yazınsal söylemi ortaya koyar. Güncel iki durumdan harekele temel bir saflaşma hâlini işaretlemek mümkün. İlki tarihsel blokla ilişkilerin kısmen koparmış olsa da kültürel anlamda bağı ve bağlılığını sürdüren Murat Belge'nin Kur'an'ı "köylülüğün manifestosu" olarak aşağılayan yaklaşımıdır. Tabii buna Ahmet Oktay gibi Kur'an'ın ruhuna şiddetin içkin olduğunu sürekli yineleyen eleştirmenleri de ekleyebiliriz. İkincisi ise yine Ömer Lekesiz'in sanat kuramı dolayımında Türkiye'de Müslümanların İslami bir sanat  tasavvuru oluşturamadıklarını  vurgulayan değinisiydi. Eleştirinin edebiyata içkin olup olmadığı konusundaki kavramsal konumlanışı bir yana bıraktığımızda aslında kuramsal düzlemde bu iki görüşün şekillendirici etkisinin olduğunu söyleyebiliriz.

Modernizmin baskın bir toplumsal proje olarak tasarlandığı tasalı yıllar göz önünde tutulduğunda Türkçe şiirde en göze batan söylemsel devrimi gerçekleştiren ve bu söylemsel devrimi Kur'an'la temellendiren Mehmet Akif başlangıç yılları bakımından önemli bir portredir. Şiiri, edebiyatı siyasal bir kavga aracı saydığını açıkça söyleyerek örneklerini ortaya koyan Akif'in "Kuran'dan alıp ilhamı asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı" dizeleri hayata bu söylemsel devrimin bakışını özetler. Ama onun edebiyat dünyasında köklü bir değişime yol açamadığı da bir gerçektir. Bu yıllardan itibaren genel olarak Türkçe edebiyat dünyasında Kur'an söz konusu olduğunda var olan tutumları şöyle başlıklandırabiliriz:

a)         Divan, halk ve tekke edebiyatında da var olan ayetleri iktibas yoluyla aynen alınması, onlarda dile gele manalara atıf yapılmasıdır. Buna yine şiir düzleminde peygamber kıssalarına yapılan atıfları da ekleyebiliriz.

b)         Yazarların çocukluklarını dile getirdikleri daha çok "dinî gün" ve bayramlara odaklanan metinlerinde görebildiğimiz nostaljik bakış. Örneğin Cumhuriyet şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın Kur'an'a temas eden şu mısraları bu duruma delildir:

"Kur'an okurdu babam bazen

Galiba Kadir gecelerinde

Onun inanmış sesiyle biz çocuklar

Daha küçülürdük odanın en uzak yerinde."

(Dağlarca, 1998; 84)

c)         Sağ ve muhafazakar çevrelerde hakim ola Yusuf peygamber kıssası üzerinden oluşturulan aşk edebiyatı. Bu kıssa sadece Kur'an'la temellendirilerek  işlenmemiştir. Örneğin Halide Edip'in önce İstanbul'da sahnelenen sonra 1917'de Suriye'de sahnelendiğinde tartışmalara sebep olan okul müsameresi Kenan Çobanları ağırlıklı olarak Kitab-ı Mukaddes'ten esinlenmiştir. (Adıvar:1991)

d)         Çocuk kitabı olarak yazılan kitaplarda Kur'an. (Kur'an kıssalarını konu edinen öyküleyici metinler, Kitabımı Öğreniyorum gibi bilgilendirici metinler, Canan Öztürk'ün hazırladığı Çocuklar İçin Kur'an'dan İlk Öğütler kitabı ile Beyza Bilgin'in Kur'an'ın tamamını sure sure anlattığı Elli Bin Yıllık Bir Gün adlı çalışmaları anılabilir.)

e)         Kur'an'ı yeren, onu aşağılaya metinler. Tevfik Fikret, Nazım hikmet, Ahmet Oktay, Cemal Süreyya, Melih Cevdet Anday vb. yazarların kaleme aldığı eserlerde yer alan kimi şiir ve yargılar)

f)          Kur'an merkezli bir sanat anlayışı kuramlaştırmaya çalışa ama henüz filizlenme aşamasında olan yaklaşımlar. (Mehmet Akif, Cumali Ünaldı, M. Önal Mengüşoğlu, Ömer Mahir Alper, Ramazan Atıntaş vb.)

g)         Şuara Suresi'nin 224,225,226. ayetleri karşısında  şairin konumuna odaklanan yaklaşımlar.

Kuşkusuz Kur'an ,nazil olduğu günden bu yana mesajı üzerinde iyice düşünen ve ondan ders alan akıl sahipleri kadar hakikati anlamamaktaki kara kararlılıklarından dolayı kalpleri katılaşan insanların da ilgi odağı olmuştur. Temel kaynağımız Kur'an edebiyat dünyasında kimi fikirlerin açıklanması sürecinde müracaat edilen bir başvuru kaynağı da olmuştur. Kur'an-ı Kerim'in edebiyat dünyasına tesiri hakkında henüz çözümleyici bir çalışma yapılmamıştır. Kur'an'la ilgili açıklamaları kurguları ne Anadolu'da çokça görülen çeyiz sandığına yerleştirme gibi duygusal bir bağa ne de Kur'an temelli ıslahçı bir ilgiye dâhil edilmeyecek edebiyatçıların kalp ve kafalarındaki Kur'an tasavvuru Kur'an karşıtlığının da görülmesini sağlayacaktır.

Bir de Müslümanca bir (b)ilgilenme ile olmasa da kendi klasik okuma listelerinde Tevrat ve İncil'e yer ayıran ama Kur'an'a yer ayırmayan eleştirmenlerin ilgisizlikleri de söz konusu. (Kahraman, 2002;87)

Servet-i Fünun Dönemi edebiyatçılarından Hüseyin Cahit, Kur'an'ın Hz. Muhammed'in eseri olduğunu iddia eder. Hüseyin Cahit'in yolunda giden Celal Nuri gibilerin dışında şiirle Kur'an karşıtı bir dil geliştirenlerin ilk örneğini Necip Fazıl'ın "cüce şair" dediği Tevfik Fikret oluşturur:

"Yırtılır ey kitab-ı köhne, yarın

Medfen-i fikr olan sahifelerin"

(Yırtılır ey köhne kitap (Kur'an kastediliyor.) Yarın düşünce mezarı olan sayfaların. ) (Fuat, 1995; 208)

Tevfik Fikret, modern dönem Türkçe edebiyat dünyasında Kur'an'a küfreden şairlerden ilki olmakla beraber bir düşünsel sürekliliğin de başlangıcıdır. Akletmeyi emreden, iyice düşünmeye çağıran ayetlerden habersizlik Aziz Kur'an'ı "düşünce mezarı" olarak nitelendirmenin de temel sebebidir. İlk kadın yazarlardan Şüküfe Nihal de Fikret'in yolundan giderek Allah'ı bir kayaya Kuran'ı da kayadan çağlayan sislere benzetir:

"Bize uzak bir gökten baktınsa da dünyaya;

Varlın benziyordu sarsılmaz bir kayaya…

O kayadan çağlayan sesler din oldu bize."

(Akt. Bedir, 2003; 35)

Yakup Kadri Karaosmanoğlu da bu konudaki düşüncelerini İsrailiyat kültüründen hareketle ilişkilendirir: Erenlerin Bağından adıl eserinde "Âdem cennetten kovulduğu için değil. Havva'dan ayrıldım diye ağladı ve ilk kan yere sevda yüzündün düştü." der. (Karaosmanloğu, 1970; 39)

Nazım Hikmet 835 Satır adlı şiir kitabında yer alan Meşin Kaplı Kitap şiirinde Kur'an-ı Kerim'i eleştirir:

"Yaldızlı meşin kabı

Parçalanmış kitabı

Ay altında dün gece

Deli bir derviş gibi,

Mumu sönmüş, rahlesi yere devrilmiş gibi,

Okudum saatlerce…

Yaldızlı meşin kitabın

Parçalanmış koynunda uyuklayan kitabın

Çevirdikçe küf kokan her sarı yaprağını

Sandım ki eşiyorum bir mezar toprağını.

Ay battı güneş doğdu

Kalbimde ateş doğdu

Yaldızlı meşin kabı

Parçalanmış kitabı

Varsın gömülsün diye bir ebedi uykuya

Attım bir kör kuyuya

Yazık, yazık bize ki asırlarca aldandık!..."

(Hikmet, 1995; 176-178)

Kemal Tahir Rahmet Yolları Kesti romanında hurufiliğe yer verir. Romanın kahramanlarından Uzun İskender Ağa hurufilik düşüncesinin Kur'an'ın açıklanması olduğunu şu sözlerle açıklar:

"Bizler Rum abdalıyız, alemde burhanileriz. Nokta nokta harf be harf tevil-i Kur'anileriz." (Tahir, 1970; 77)

Öykücü Sait Faik Abasıyanık ise Son Kuşlar'da Kur'an ve diğer kitapların kötülük çıkardıkları ama bütün bu kötülükleri insanlık ütopyasının aşabileceğini belirtir. Behçet Kemal Çağlar ise Türkçe ibadet, öz Türkçe vb. tartışmalarla anlamlı olabilecek birtakım görüşlerini 1960'lı yılların ortalarından açıklar. Çağlar Kur'an'ın anlaşılması gerektiğine inanır ve mevcut tercümeleri beğenmez. Kur'an'ın şiiriyet taşımasından hareketle manzum bir çevirisinin şart olduğunu dile getirir. Çağlar, bazı Kur'an sürelerinin manzum söyleşini yapmayı denemiş ve bu süreçte ilham gibi kaygan kavramlara müracaat etmiştir. Kur'an-ı Kerim'den İlhamlar adlı kitabında yer alan surelerin tercüme değil, ilham yoluyla oluştuğunu öne sürmüştür. (Tural, 2003; 412)

Türkçe edebiyat dünyasının 'kir akan' olduğunun temsilcileri varlık, insan, yaşama, iyilik, doğruluk, güzellik, Allah vb. hususlarda öne çıkardıkları düşünceler Kur'an'ın bütünlüğünden habersiz görüşlerdir. Pozitivist bilimlerin kartezyen mantığını Kur'an'ın kimi ayetlerine uygulayan kimi edebiyatçılar parçacı yaklaşım sahibidirler. Vahyi çoğu zaman anlaşılmaz, akıl ermez, aklı kısıtlayan karışıklar yığını olarak görürler. Cemal Süreya'nın Şuara suresinin şairlerle ilgili ayetlerini değerlendirirken yaptığı "küfre yönelen şiirler" tasnifini sadece şiirle sınırlayamayız, Karanlık düşler peşinden koşan, dilde her türlü aşırılığı gerçekleştiren, gerçeği çarpıtan edebiyat dünyasının Kur'an'a bakışı Tevfik Fikret'le başlayan bir gelenekle edebi hasedini nesilden nesile aktararak devam ettirmiştir.Bu bakımdan  Fikret'i ve onun söylemini sahiplenerek sürdürenleri Kaab bin Eşref taifesi şairler arasında değerlendirebiliriz. 

Dünya üzerinde Müslümanlar var oldukça edebi hasetçilerin hasedi de bitmeyecektir. Allah'a teslim olanlar Kur'an'a sarıldıkça onların kin ve öfkeleri de büyüyecektir. Ellerindeki imkanlardan bir imkan olan söz sanatlarını kullanarak saldırganlaşacaklardır. Bütün bu hasetlere karşı en güzel şeklide mücadele ederken Hassan bin Sabit ,Mehmet Akif  vb şairlerin yaptığı  gibi karşı yergilerle kendimizi donanımlı kılmalıyız.

KAYNAKÇA

Mengüşoğlu, Metin Önal (1995), Ben Asyalı Bir Ozan, Esra Yayınları, Konya.

Dağlarca, Fazıl Hüsnü (1998), Çocuk ve Allah, Milliyet Yayınları, İstanbul

Kahraman, Hasan Bülent (2002), Cam Odada Oturmak, İnkılap Kitabevi Yayınları, İstanbul

Adıvar, Halide Edib (1991) Kenan Çobanları, Atlas Kitabevi, İstanbul

Fuat, Memet (1995), Tevfik Fikret, YKY, İstanbul

Bedir, Ahmet (2003), Yitik Masumiyet, Merkür Yayınları, İstanbul

Karaosmanoğlu, Yakup Kadri (1970) Erenlerin Bağından MEB, İstanbul

Hikmet, Nazım (19995) 835 Satır, Adam Yayınları, İstanbul.

Tahir, Kemal (1970) Rahmet Yolları Kesti, Bilgi Yayınevi, İstanbul

Tural, Secaattin (2003) Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Din Duygusu, Kitabevi Yayınları, İstanbul.

Bu yazı toplam 22323 defa okunmuştur.
BU SAYIDAKİ DİĞER YAZILAR