
İnönü Üniversitesi’nde “Evren ve Yaşamın Kökeni” konferansı düzenlendi
Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi olan Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Çağrı Kurt, İnönü Üniversitesi’nde “Evren ve Yaşamın Kökeni” başlıklı bir sunum yaptı.
Malatya İnönü Üniversitesi Bilgi ve Erdem Topluluğu, modern bilimin en tartışmalı ve merak uyandıran başlıklarından biri olan “Evren ve Yaşamın Kökeni” konusunu, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğretim üyesi olan Dr. Öğretim Üyesi İbrahim Çağrı Kurt ile gerçekleştirilen konferansta masaya yatırdı. Yoğun bir katılımla gerçekleşen konferansta Dr. Kurt, evrimsel biyolojiden astrofiziğe kadar geniş bir yelpazede, tesadüf kavramını sorgulatan bilimsel kanıtları kapsamlı sunumuyla paylaştı.
Program Ahmet Akın hocanın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Mülk Suresi’nin evrendeki kusursuz düzeni anlatan, “O ki, birbiri ile ahenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahman’ın yaratışında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Haydi, gözünü çevir de bak, hiçbir çatlak görebilir misin?” mealindeki ayetler okundu.
Tilavetin ardından açılış konuşması yapan Topluluk Danışman Hocası Hüseyin Polat, Bilgi ve Erdem Topluluğunun temel gayesinin, bilgiyi sadece teknik bir veri olarak değil, erdemle harmanlanmış bir dünya görüşü olarak gençliğe sunmak olduğunu ifade ederek topluluğun vizyonuna dair kısa bir selamlama konuşması yaptı.
Topluluk adına yapılan tanıtım konuşmasında ise Bilgi ve Erdem Topluluğunun 2018 yılındaki kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği faaliyetlere değinildi. Necip Fazıl‘ın “Kim var diye seslenilince sağına soluna bakmadan ‘ben varım’ cevabını verici bir gençlik” idealine atıf yapılarak, topluluğun ahlaklı ve donanımlı bireyler yetiştirme gayesi paylaşıldı.
Ardından kürsüye davet edilen Dr. İbrahim Çağrı Kurt, öğrencilere bilimin “arka planındaki” felsefi ve sosyal gerçekleri anlatan bir girişle konferansına başladı

“Paradigma Halısını Çekerseniz Her Şey Değişir”
Dr. Kurt, bilimsel verilerin sadece laboratuvarlarda kalmadığını, toplumun genel anlatısını (narrative) inşa ettiğini vurguladı. Bilimsel paradigmaları bir salonun ortasındaki halıya benzeten Kurt, “Eğer halıyı çekerseniz, üzerindeki tüm eşyalar tepe taklak olur. Bugün konuşacağımız fizik, biyokimya ve genetik, aslında sosyal bilimlerden ekonomiye, hukuktan siyasete kadar her şeyin meşruiyet zeminini oluşturan o bilimsel halıdır,” dedi.
Evrim tartışmalarına değinen Dr. Kurt, internetteki popüler anlatıların aksine, fosil kayıtlarının kademeli bir evrimden ziyade ani ve kompleks ortaya çıkışları (stasis ve explosion) doğruladığını belirtti. Literatürden örnekler veren Kurt, konuşmasına şöyle devam etti:
“Fosil kayıtlarına baktığımızda, canlılığın tarihinin ‘patlamalarla’ dolu olduğunu görüyoruz. Cambrien Patlaması, Avalon Patlaması, Böcek Patlaması... Bu isimleri ben koymuyorum, seküler bilim dünyası ‘explosion’ (patlama) veya ‘revolution’ (devrim) terimlerini kullanıyor. Çünkü bu canlılar, öncülleri olmadan, tüm organları ve vücut planlarıyla bir anda tarih sahnesinde beliriyorlar. Örneğin, 450 milyon yıllık bir atnalı yengeci fosili ile bugünkü örneği arasında hiçbir fark yok. Buna ‘yaşayan fosil’ deniyor. Eğer kademeli bir evrim olsaydı, budaklana budaklana giden milyonlarca ara form görmemiz gerekirdi; oysa biz toprakta ani ve sabit formlar görüyoruz.”
Sunumunda hücre içerisindeki karmaşıklığı görsel simülasyonlarla anlatan Dr. Kurt, DNA’nın aslında bir “yazılım” ve “bilgi bankası” olduğunu vurguladı. Bir bakterinin kuyruğundaki “flagella” (kamçı) motoru modelini sahneye getiren Kurt, şu teknik detayları paylaştı:
“Bu elimde gördüğünüz model, doğadaki en verimli elektrik motorudur. %90’ın üzerinde bir verimlilikle çalışır, protonları kullanarak döner, debriyaj sistemi vardır. Bu motorun oluşması için Wikipedia sayfaları dolusu bilgiye ihtiyaç var. Rastgele mutasyonlar, bir yazar olmadan yeni Wikipedia sayfaları yazabilir mi? Üstelik bu sayfaların içine tıklanabilir linkler (hyperlinkler) yerleştirebilir mi? Biyokimyasal veriler, böyle bir bilgi artışının rastlantısal süreçlerle mümkün olmadığını gösteriyor.”
Konferansın kozmoloji bölümünde Dr. Kurt, evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğinin bilim dünyasında nasıl bir dirençle karşılaştığını anlattı. Rahip ve fizikçi George Lemaître’in "Büyük Patlama" teorisini keşfetme sürecine değinen Kurt, şunları söyledi: "Einstein, başlangıçta evrenin statik ve sonsuz olduğuna inanıyordu. Lemaître evrenin genişlediğini ve bir başlangıcı olduğunu (kozmik yumurta) söylediğinde Einstein ona 'matematiğin iyi ama fiziğin berbat' demişti. Çünkü evrenin bir başlangıcı olması, bir 'Yaratıcı' zorunluluğunu doğuruyordu ve bu o dönemin seküler akademik mahalle baskısı için kabul edilemezdi. Ancak bugün biliyoruz ki, Lemaître haklıydı. Evren büyüyor, genişliyor ve her şeyi geri sardığımızda tek bir 'tekillik' noktasına ulaşıyoruz. Bu durum, Kur'an'ın 'Gökler ve yer bitişikken onları ayırdık' ayetiyle müthiş bir paralellik arz ediyor."

Evrendeki İnce Ayarlar (Fine-Tuning)
Dr. Kurt, evrenin varlığını sürdürebilmesi için gereken fiziksel sabitelerin (yer çekimi, elektromanyetik kuvvet, nükleer kuvvetler) ancak "mucizevi" sayılabilecek bir hassasiyetle ayarlandığını belirtti. Nobel ödüllü Roger Penrose’un hesaplamalarına atıf yapan Kurt, şu çarpıcı örneği verdi:
"Evrenin başlangıcındaki entropi ayarının isabet ihtimali 10 üzeri 10 üzeri 123'te birdir. Bu rakamı kağıda dökmeye kalksanız, tüm evrendeki atomların üzerine birer sıfır yazsanız yine de yetmez. Bu kadar hassas bir ayar, bir dart tahtasında trilyonlarca kilometre öteden tam 12'yi vurmaktan daha zordur. Bu, tesadüfle açıklanabilecek bir durum değildir; bu, bilinçli ve kudret sahibi bir tasarımcının sanatıdır."
"Yıldız Tozundan İnsana: Bir Lütuf Hikayesi"
İnsan vücudundaki demir ve diğer ağır metallerin, kadim yıldızların kalbinde "pişerek" süpernova patlamalarıyla dünyaya saçıldığını anlatan Dr. Kurt, bu kozmik sürecin rastlantısallıktan uzak olduğunu vurguladı:
Sizin kanınızda dolaşan demir, aslında milyonlarca yıl önce patlayan bir yıldızın tozudur. Dünya, Güneş sisteminin yaşanabilir bölgesinde, Güneş sistemi de Samanyolu Galaksisi içerisinde yaşanabilir bölgededir. Güneşküre ve manyetikküre ise Dünya’yı her an zararlı ışınlardan korumaktadır. Bu korumalar olmadan yaşam mümkün değildir. Tüm bu sistem, bir 'sandbox' (oyun alanı) gibi insan yaşamı için muazzam bir hassaslık ile hazırlanmış gözükmektedir.
“Bilimsel çaba bir ibadettir..”
Konuşmasını büyük bilim insanlarının inanç dünyasından örneklerle bitiren Dr. Kurt, Maxwell’den Newton’a kadar bilimin devlerinin, evreni araştırmayı bir ibadet olarak gördüklerini hatırlattı. Dr. Kurt, "İman eden bir bilim insanı için her keşif, Yaratıcı'nın sanatını anlamaya yönelik bir adımdır. Bu farkındalık, insana laboratuvarda tükenmeyen bir enerji verir," diyerek gençleri araştırmaya ve sorgulamaya davet etti.
Konferansın son bölümünde öğrencilerin sorularını yanıtlayan Dr. İbrahim Çağrı Kurt’a, topluluk tarafından günün anısına hediye takdim edildi.
Haber: İrem GÜLDAŞ








HABERE YORUM KAT