
"Biz senden sonra kavmini denemeden geçirdik, Samiri onları saptırdı"
Dedi ki: "Onlar arkamda izin üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim Rabbim." Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Taha: 84-85)
Dedi ki: "Onlar arkamda izin üzerindedirler, hoşnut kalman için, sana gelmekte acele ettim Rabbim." Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Taha: 84-85)
İşte burada Rabb’i, Hz. Musa’dan sonra meydana gelen olaylardan kendisini haberdar ediyor.
Hz. Musa böylece hayal kırıklığına uğradı. Çünkü o yüce Rabb’i ile buluşmak ve ondan İsrailoğullarının uyacağı yeni bir hayat sisteminin direktiflerini almak için tam kırk gün, hem maddi, hem de manevi bir hazırlık yaptıktan sonra bir an önce Rabb’ine ulaşmak istiyordu. Hz. Musa onları zillet ve kölelik hayatından kurtarmıştı. Çünkü, Hz. Musa İsrailoğullarından mesaj sahibi bir ümmet, yükümlülükleri bulunan bir cemaat oluşturmayı ümit ediyordu.
Ne var ki, putperest Firavunluk sistemi altındaki uzun süren zillet ve kölelik hayatı, İsrailoğullarının ruhlarına sinmişti. Onların karakterlerini bozmuştu. Yükümlülük üstlenebilme, zorluklara katlanabilme, anlaşmaya bağlı kalabilme gibi özelliklerini zayıflatmıştı. Onların iç dünyalarında ve psikolojik yapılarında bir boşluk, her şeye boyun eğmeye ve her işi isteyerek taklid etme hastalığı oluşmuştu. İşte bu nedenle Hz. Musa onların idarelerini Hz. Harun’a devredip kısa bir süre uzaklaşır uzaklaşmaz hemen inançları sarsılmış ve ilk sınavda yıkılıp yok-olmuşlardı.
FİZİLALİL KUR’AN
İşte Râzî’nin bu ayetlere dair temel yaklaşımlarının özeti:
1. Râzî 84. ayeti açıklarken Hz. Musa’nın psikolojik ve ruhani halini şu noktalarda değerlendirir:
Acele Etmenin Sebebi: Râzî’ye göre Musa’nın (a.s.) kavminden ayrılıp erkenden Tur’a gelmesi, bir itaatsizlik değil; aksine Allah’a olan şiddetli arzusu, muhabbeti ve O’nun rızasını bir an önce kazanma gayretidir. "Hoşnut Olasın Diye": Râzî, ibadetlerdeki "acele etme" tavrının övülecek bir şey olduğunu belirtir. Burada Musa (a.s.), Allah’ın emrine olan bağlılığını ve O’nun rızasına duyduğu derin iştiyakı dile getirmektedir.
Kavminin Durumu: "Onlar izimdeler" ifadesiyle Hz. Musa, kavminin de kendisine sadık olduğunu ve yolda olduklarını zannederek onlara duyduğu hüsnüzannı ifade etmiştir. Ancak Râzî, burada Musa'nın (a.s.) gaybı bilmediğine ve kavmine olan güveninin bir beşerî tahmin olduğuna dikkat çeker.
2. Tâhâ Suresi 85. Ayet: Büyük İmtihan ve Sâmirî
"Allah buyurdu ki: 'Doğrusu biz senden sonra kavmini imtihan ettik ve Sâmirî onları saptırdı.'"
Râzî, bu ayetin tefsirinde fitnenin mahiyeti ve peygamberlerin sorumluluğu üzerinde durur:
Fitne ve İmtihan: Râzî’ye göre buradaki "imtihan", Allah’ın kullarının özgür iradelerini ortaya çıkarmasıdır. Allah, kavmin içine Sâmirî gibi bir fitneciyi bırakarak, onların tevhid inancına ne kadar bağlı olduklarını sınamıştır.
Sâmirî’nin Rolü: Râzî, Sâmirî’nin bu saptırmayı nasıl gerçekleştirdiğini lügat ve rivayetler ışığında tartışır. Halkın ziynet eşyalarını eriterek bir buzağı heykeli yapması ve bunun "böğürmesi" (rüzgarın etkisiyle çıkan ses), Râzî’ye göre cahil bir toplumun aldatılmasındaki en büyük etkendir.
Liderlik ve Ayrılış: Râzî burada önemli bir kelâmî tartışmaya girer: Bir lider (peygamber) toplumun başından kısa süreliğine de olsa ayrıldığında, toplumun sapma eğilimi gösterebileceğini vurgular. Hz. Musa, kavmini kardeşi Harun’a (a.s.) emanet etmiştir; ancak Râzî, halkın Harun’un uyarısını dinlemeyerek Sâmirî’nin illüzyonuna kapıldığını belirtir.
Râzî’nin Genel Yorumu (Nükte)
Fahreddin er-Râzî, bu iki ayet arasındaki zıtlığa dikkat çeker: Bir yanda Allah’ın rızası için koşan bir peygamberin (Musa) zirvedeki imanı, diğer yanda dünyalık süslere ve sahte ilahlara kanan bir toplumun düşüşü. Râzî’ye göre bu olay, insanın kalbinin her an değişebileceğini ve Allah’a olan yönelişin (Musa’nın acelesi gibi) fitnelerden korunmak için ne kadar hayati olduğunu gösterir.
TEFSİRİ KEBİR








HABERE YORUM KAT