1. HABERLER

  2. ÇEVİRİ

  3. Avrupa, destek ile ihanet arasındaki sınırı hâlâ bulanıklaştırıyor
Avrupa, destek ile ihanet arasındaki sınırı hâlâ bulanıklaştırıyor

Avrupa, destek ile ihanet arasındaki sınırı hâlâ bulanıklaştırıyor

Eğer Filistinlilerin Avrupa'dan alabileceği en güçlü destek buysa, Avrupa'nın Filistinlilere sunduğu en güçlü destek ihanettir.

24 Nisan 2026 Cuma 11:55A+A-

Ramona Wadi / Middle East Monitor

AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas dün Geçici İrtibat Komitesi’ne “Avrupa, Filistin halkının en büyük destekçisidir” dedi. Ancak, çoğunlukla ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ekonomik sonuçları nedeniyle Avrupa ülkelerinin İsrail’e ilişkin tutumlarında değişiklikler yaşanmış olsa da, Kallas Avrupa’nın Filistin halkının en büyük destekçisi olduğunu iddia edemez. Filistin Yönetimi’nin en büyük destekçisi olma konusunda ise Kallas haklı olabilir.

Ekim 2023’ten bu yana Avrupa, İsrail’in Gazze’deki soykırımını korumak için elinden geleni yaptı. Soykırımı durdurmayacak, aksine AB’ye basın açıklamaları için sembolik bir hamle sağlayacak olan AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nı askıya alma söylemini alay konusu haline getirdi. Açlığı hafifletmekten ziyade İsrail ile diyalog kurmayı daha önemli hale getirerek insani yardımın ulaştırılmasının önemini ve gerekliliğini alay konusu yaptı.

AB, İsrail açıkça ilan edilmemiş sınırlarını genişleterek Büyük İsrail konseptini uygulamaya koymayı talep etmesine rağmen, iki devletli paradigmaya bağlı kalmaya devam etti.

Çifte standart suçlamaları yerinde. Kallas, Avrupa’yı “Filistin Yönetimi’nin en büyük bağışçısı ve ana destekçisi” olarak nitelendirdi ve Avrupa misyonlarının “Filistin polisi, adalet sistemi, yönetişim ve sınır yönetimi”ni desteklemeye dâhil olduğunu belirtti. İşgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilere, sözde desteğin neye yol açtığını sorun. İşgal altındaki Batı Şeria'da zorla yerinden edilme ve yerleşim yerlerinin genişlemesi hızla devam ederken, Gazze'de ateşkes, İsrail'in soykırımı sürdürmesini örtbas etmek için bir araç olarak kullanıldı. Kallas, “Dünyanın hiçbir yerinde Filistin halkının daha güçlü bir destekçisi bulamazsınız” diye ekledi.

Eğer bu doğruysa, Avrupa neden dekolonizasyonu desteklemiyor? Avrupa neden en azından sözde iki devletli paradigmanın ikiyüzlülüğünü ortaya koymadı?

Uluslararası hukuk bu parametreleri belirlemiş olmasına rağmen, Avrupa, İsrail söz konusu olduğunda neyin uluslararası hukuk ihlali veya savaş suçu olduğunu hâlâ belirlememiştir.

Yakın zamanda yerleşimcilerin şiddetine ve Filistinlilere uygulanan idam cezasına karşı çıkan Almanya, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınmasına hâlâ karşı çıkıyor; Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, “İsrail ile eleştirel ve yapıcı bir diyalog” kurulması konusunda ısrarcı. İsrail yıkıyor; Nekbe’nin kalıntıları ve süregelen zorla yerinden edilme üzerine kurulu olmadıkça yeniden inşa etmiyor. Daha da önemlisi, diyalog kurmuyor. Kendi eylemlerini dayatıyor ve tüm dünyanın bu cezasızlığı sürdürmesini bekliyor. Avrupa, İsrail’in cezasızlığının destekçisidir. Sırf bu nedenle bile, Avrupa Filistin halkının en büyük destekçisi olduğunu iddia edemez.

Bununla birlikte Avrupa, Filistinlilerin dekolonizasyon hedefini bastıran eylemleri desteklemektedir. Avrupa, Filistinlilerin öngördüğü tek demokratik devletten kaç kez bahsetmiştir? Avrupa, Filistin direnişini yok etmek ve mülteci kamplarındaki Filistinli sivilleri terörize etmekle ünlü Filistin Yönetimi'nin güvenlik güçlerine yardımını şart koşmuş mu? Avrupa, Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'daki Filistinlilerin korunmasından ziyade Ramallah'ın ödünç aldığı gücü ve zamanı önceliklendiren Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas'ı kınamış mı?

Eğer Filistinlilerin Avrupa'dan alabileceği en güçlü destek buysa, Avrupa'nın Filistinlilere sunduğu en güçlü destek ihanettir.

 

* Ramona Wadi, bağımsız araştırmacı, serbest gazeteci, kitap eleştirmeni ve blog yazarıdır. Yazıları Filistin, Şili ve Latin Amerika ile ilgili çeşitli konuları kapsamaktadır.

HABERE YORUM KAT