Gazze’den Goa’ya: Vicdandan kaçışın coğrafyası

Modern Savaş, Kalp ve İnsan Üzerine Bir Düşünce Denemesi
I. İki Gece
Gece.
Gazze’de gökyüzü bir patlamanın ışığıyla aniden aydınlanır. Karanlık bir sokak bir anlığına gündüze döner. Beton duvarlar titrer. Cam parçaları yere dökülür. Bir çocuk korkuyla annesinin koluna sarılır.
Uzakta siren sesleri duyulur. Gökyüzünde metalik bir uğultu dolaşır.
Gazze’de gece çoğu zaman böyle başlar.
Aynı saatlerde dünyanın başka bir köşesinde gece çok farklıdır.
Hindistan’ın Goa sahilinde müzik yükselir. Elektronik ritimler palmiye ağaçlarının arasından yayılır. Renkli ışıklar kumların üzerinde hareket eder. Gençler çıplak ayakla dans eder.
Bir grup genç İbranice konuşmaktadır.
Birisi kahkaha atar.
Bir diğeri denize doğru yürür.
Dalgalar yavaşça kıyıya vurur.
Bu iki gece arasında binlerce kilometre vardır.
Ama bazen bir insanın zihninde bu iki sahne aynı anda yaşar.
II. Savaşın Görünmeyen Yarası
Modern savaş yalnızca şehirleri yıkmaz. Savaş insanın iç dünyasında da derin yaralar açar.
Cepheden dönen bir asker, çoğu zaman savaş alanını arkasında bırakamaz. Patlama sesleri, korku dolu bakışlar, dar sokaklarda geçirilen geceler.. Bu görüntüler zihinde yaşamaya devam eder.
Modern psikoloji bu duruma travma der.
Kur’ân ise insanın iç dünyasını anlatırken başka bir kavram kullanır: kalp.
Kalp yalnızca kan pompalayan bir organ değildir. Kalp, insanın hakikati algıladığı merkezdir. İnsan bazen aklıyla gerekçeler üretir; fakat kalp gördüğü şeyleri kaydeder.
Kur’ân bu gerçeği şöyle ifade eder:
“Onların kalpleri vardır ama onunla anlamazlar.” (A‘râf 7:179)
İnsan bazen anlamak istemez.
Çünkü anlamak çoğu zaman sorumluluk doğurur.
III. Goa: Unutmanın Sahili
İsrail’de zorunlu askerlik gençliğin en belirleyici deneyimlerinden biridir. Erkekler ve kadınlar hayatlarının erken döneminde savaşla tanışırlar.
Askerlik bittikten sonra ise birçok genç dünyaya açılır.
Nepal’in dağlarına giderler. Güney Amerika’nın ormanlarına giderler. Tayland’ın sahillerine giderler.
Ama bu yolculukların en sembolik duraklarından biri Goa’dır.
Goa’da İsrailli gençler için adeta küçük bir paralel dünya kurulmuştur. İbranice tabelalar, İsrail yemekleri sunan restoranlar, İsrail müzikleri çalan barlar..
Burası savaşın gürültüsünden uzak bir yerdir.
Belki de bu yüzden birçok genç burada uzun süre kalır.
Çünkü Goa bazen yalnızca bir tatil değildir.
Bazen bir unutma çabasıdır.
IV. Eğlence ile Şiddet Arasında
Modern dünya tuhaf bir çelişki üzerine kuruludur.
Bir tarafta savaşlar sürer.
Başka bir yerde insanlar dans eder.
Bir şehirde sirenler çalar.
Başka bir sahilde müzik yükselir.
Gazze ile Goa arasındaki fark yalnızca coğrafya değildir.
Bu fark modern insanın hayatındaki büyük bölünmeyi gösterir.
İnsan artık aynı gün içinde hem savaş görüntüleri izleyebilir hem de bir eğlence planı yapabilir.
Kur’ân insanın bu hâlini şöyle anlatır:
“Onlar dünya hayatını ahirete tercih ederler.” (İbrahim 14:3)
Dünya insanı meşgul eder. Eğlence bazen vicdanın sesini bastırır.
V. Güç ve Sınav
Kur’ân insanın en büyük imtihanlarından birinin güç olduğunu söyler.
Bir insan eline güç aldığında ne yapar?
Bu soru tarih boyunca bütün toplumların önünde durmuştur.
Kur’ân şöyle der:
“Hayır! İnsan kendisini yeterli gördüğü için azgınlaşır.” (Alak 96:6–7)
Savaş çoğu zaman bu azgınlığın en uç biçimidir.
Ama savaşın içinde bile insan tamamen taşlaşmaz.
İnsan kalp taşıyan bir varlıktır.
Ve kalp bazen en gürültülü müzikten bile daha güçlü bir sesle konuşur.
VI. Kaçışın Sınırı
Goa sahilinde gece ilerler. Müzik yükselir. İnsanlar dans eder.
Ama bazı geceler, müzik bile yetmez.
Çünkü insan ne kadar uzağa giderse gitsin, kendisini yanında taşır.
Kur’ân insanın bu iç tanıklığını şöyle ifade eder:
“İnsan kendi aleyhine şahittir.”
(Kıyâme 75:14)
Bu ayet insanın iç dünyasını anlatan en güçlü cümlelerden biridir.
İnsan başkalarını kandırabilir.
Ama kalbini kandırması zordur.
VII. Modern İnsanın Kaçışı
Bugünün dünyasında kaçışın birçok yolu vardır.
Tatil.
Eğlence.
Tüketim.
Sürekli hareket hâlinde olmak.
Modern insan çoğu zaman acıyla yüzleşmek yerine onu ertelemeyi tercih eder.
Ama Kur’ân insanı sürekli yüzleşmeye çağırır.
İnsana şu soruyu sorar:
“Nereye kaçıyorsunuz?” (Tekvîr 81:26)
Bu soru yalnızca bir ayet değildir.
Bu soru insanın bütün hayatını takip eder.
VIII. Kalbin Tanıklığı
Kur’ân’a göre insanın kurtuluşu kalbin temizliğindedir.
“O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler kurtulur.” (Şuarâ 26:88–89)
Temiz kalp, insanın en büyük sermayesidir.
Ama kalbin temiz kalması dünyanın en zor işlerinden biridir.
Çünkü insan hem iyiliğe hem kötülüğe açık bir varlıktır.
Kur’ân bunu şöyle ifade eder:
“Nefse ve onu düzenleyene; sonra ona kötülüğü ve takvayı ilham edene andolsun.” (Şems 91:7–8)
İnsan iki çağrı arasında yaşar.
Bir çağrı unutmayı ister.
Diğeri hatırlamayı.
IX. Son Soru
Goa sahilinde güneş batarken deniz sessizleşir.
Dalgalar yavaşça kıyıya vurur.
Bir insan denize bakarken bazen şu soruyu düşünmeden edemez:
İnsan gerçekten nereye kadar kaçabilir?
Gazze ile Goa arasındaki mesafe ölçülebilir.
Ama vicdan ile kaçış arasındaki mesafe ölçülemez.
Belki de insanın gerçek yolculuğu şehirler arasında değildir.
İnsan aslında kendi kalbiyle yüzleşmeye doğru yürür.
Ve insanın önünde hâlâ aynı soru durur:
İnsan kendisinden kaçabilir mi?
______________________
1. Giriş: Gazze’de Başlayan Travma



Gazze son yıllarda modern dünyanın en yoğun ve en sürekli şiddet alanlarından biri hâline gelmiştir. Bombardımanlar, yıkılmış mahalleler, sivil ölümler ve altyapının sistematik tahribi dünya medyasının önünde gerçekleşmektedir. Ancak bu savaşın sonuçları yalnızca Filistinlilerle sınırlı değildir.
Şiddetin bir tarafı mağduru üretirken, diğer tarafı faili dönüştürür. Savaş psikolojisi üzerine yapılan birçok araştırma, yoğun çatışmalara katılan askerlerde post-travmatik stres bozukluğu (PTSD), depresyon, dissosiyatif davranışlar ve intihar riskinin ciddi biçimde arttığını göstermektedir. Özellikle uzun süreli çatışma bölgelerinde görev yapan askerlerde bu durum daha belirgin hâle gelir.
İsrail toplumunda zorunlu askerlik sistemi nedeniyle neredeyse her genç bu deneyimden geçmektedir. Bu nedenle savaşın ruhsal maliyeti yalnızca cephede değil, toplumun tamamında hissedilir. Gazze’de üretilen şiddet yalnızca Gazze’de kalmaz; askerlerin zihninde ve bedeninde taşınır.
Kur’an bu ahlâkî bozulmaya dair evrensel bir ilke ortaya koyar:
“Zulmedenlere meyletmeyin; sonra ateş size de dokunur.” (Hûd 11/113)
Zulüm yalnızca mağduru değil, onu üreten sistemi ve bireyi de bozar.
2. İsrail’de Zorunlu Askerlik ve Travma
İsrail’de erkekler yaklaşık 32 ay, kadınlar ise ortalama 24 ay askerlik yapmak zorundadır. Bu süre içinde genç bireyler yoğun güvenlik operasyonları, şehir savaşları ve yüksek stresli görevlerde bulunabilir.
Bu durum üç temel sonuç üretir:
1. Savaşın normalleşmesi
Genç yaşta şiddetle tanışan bireyler için savaş gündelik hayatın parçası hâline gelir.
2. Terhis sonrası boşluk
Askerlik bittiğinde birey birden sivil hayata geçmek zorunda kalır. Ancak zihinsel olarak savaş hâli devam eder.
3. Travma ve suçluluk
Bazı askerlerde duyarsızlaşma, öfke patlamaları, kabuslar ve suçluluk duygusu görülür.
Birçok araştırma ve gazetecilik çalışması, özellikle büyük çatışma dönemlerinden sonra İsrail askerlerinde psikolojik vakaların arttığını ortaya koymaktadır.
3. Kaçışın Coğrafyası: Neden Hindistan? Neden Goa?



1980’lerden itibaren Hindistan, özellikle de Goa, İsrailli gençler için terhis sonrası popüler bir destinasyon hâline gelmiştir.
Bunun birkaç nedeni vardır:
- Ekonomik nedenler
Goa’da yaşam maliyeti Avrupa veya İsrail’e göre oldukça düşüktür.
- Backpacker kültürü
Bölgede uzun süredir güçlü bir İsrailli backpacker ağı bulunmaktadır.
- Parti ve psikedelik kültür
Goa, dünyadaki en büyük psy-trance ve elektronik müzik merkezlerinden biridir.
- Sosyal anonimlik
İsrail’den uzakta, kimliklerin ve geçmişin geçici olarak askıya alındığı bir ortam sunar.
Araştırmalar Goa’ya giden birçok eski askerin temel motivasyonunun yalnızca turizm değil, psikolojik kaçış ve unutma isteği olduğunu göstermektedir.
4. Goa: Hedonizm ve Travmanın Bastırılması
Goa’da görülen davranış kalıpları çoğu zaman şu özellikleri taşır:
- yoğun uyuşturucu kullanımı
- uzun süren parti kültürü
- riskli davranışlar
- kontrolsüz duygusal patlamalar
Psikoloji literatürüne göre bu tür davranışlar travma sonrası ortaya çıkan kaçınma ve bastırma mekanizmalarıdır.
Basitçe ifade edilirse:
Gazze’de yaşananlar Goa’da unutulmaya çalışılır.
Ancak unutma çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü travma bastırıldıkça başka biçimlerde geri döner: kabuslar, bağımlılık, öfke veya duygusal donukluk.
6. Devletin Gölgesi: Güvenlik ve Mossad Tartışmaları
Goa’daki yoğun İsrailli varlığı zaman zaman güvenlik ve istihbarat tartışmalarını da gündeme getirmiştir.
Ancak mevcut açık kaynaklar şu ayrımı yapmaktadır:
Doğrulanmış olanlar
- İsrail konsolosluklarının güvenlik uyarıları
- İsrailli turistlerin yoğun olduğu bölgelerde güvenlik takibi
- İsrail devletinin destek amaçlı haham ve psikologlar göndermesi
İddia düzeyinde olanlar
- Mossad’ın Goa’da sistematik operasyonlar yürüttüğü
Açık kaynaklarda, olma olasılığı olsa bile, bu ikinci iddiayı doğrulayan güçlü kanıtlar bulunmamaktadır.
Dolayısıyla Goa’daki faaliyetler çoğunlukla konsolosluk güvenliği ve kriz yönetimi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
7. İslâmî Perspektif: Zulmün Ahlâkî Sonuçları
Kur’an savaşın yalnızca fiziksel değil ahlâkî ve ruhsal bir yıkım ürettiğini vurgular.
Zulmün kaçınılmaz sonucu
“Zulmedenlerin nasıl bir dönüşle döneceklerini yakında bilecekler.”
(Şuarâ 26/227)
Ahlâkî körlük
“Kalpleri vardır ama onlarla kavramazlar.” (A’râf 7/179)
Bu ayetler zulmün yalnızca mağduru değil, faili de ahlâken çürüten bir süreç olduğunu ifade eder.
İslâm düşüncesinde adalet yalnızca hukuki bir kavram değil, aynı zamanda ruhsal dengeyi koruyan bir ilkedir. Zulüm arttığında yalnız toplumlar değil bireyler de bozulur.
8. Gazze – Tel Aviv – Goa Hattı
Bu fenomeni üç mekân üzerinden okumak mümkündür:
Mekân | İşlev |
Gazze | Şiddetin üretildiği yer |
Tel Aviv | Şiddetin normalleştirildiği yer |
Goa | Şiddetin bastırıldığı yer |
Travma bu üç mekân arasında dolaşır.
Gazze’de yaşanan görüntüler askerin zihninde kalır.
Tel Aviv’de hayat normale dönmüş gibi görünür.
Goa’da ise bilinç geçici olarak askıya alınır.
9. Modern Dünyanın Seyirci Ahlakı
Bu hikâyenin üçüncü aktörü Batı’dır.
Batı çoğu zaman:
- Gazze’yi izler
- endişe bildirir
- sonra gündemine devam eder
Kur’an bu tavrı şu şekilde eleştirir:
“Hakkı batılla karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin.”
(Bakara 2/42)
Seyirci kalmak, zulmü durdurmasa bile onun normalleşmesine katkı sağlar.
10. Sonuç: Savaşın Bedeni
Goa fenomeni aslında basit bir turizm hikâyesi değildir.
Bu fenomen bize üç şeyi gösterir:
- Savaş yalnızca öldürmez, insanı bozar.
- Travma bastırıldıkça başka coğrafyalara taşınır.
- Devletler savaşın sorumluluğunu üstlenirken, ruhsal bedelini bireylere bırakır.
Gazze’de başlayan şiddet, askerlerin zihninde devam eder.
Goa sahillerindeki müzik bu sesi susturmaz; yalnızca geciktirir.
Kur’an’ın çağrısı ise nettir:
“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan şahitler olun.” (Nisâ 4/135)
Çünkü zulüm karşısında sessizlik, sonunda insanın kendi ruhuna da zarar verir.
Kaynakça
- Goa, İsrailli askerler ve savaş travması üzerine araştırma dosyası
- Haaretz, İsrail askerlerinde travma ve psikolojik vakalar üzerine gazetecilik çalışmaları
- DSM-5 PTSD tanımları ve savaş sonrası psikolojik etkiler literatürü
- Sosyoloji literatüründe “mekânsal kaçış” ve savaş sonrası turizm çalışmaları
- Orta Doğu güvenlik çalışmaları ve İsrail toplumunda zorunlu askerlik araştırmaları




YAZIYA YORUM KAT