1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. "Başıboş köpek sorunu"nu çözmek için daha kaç çocuğun yaralanması veya ölmesi lazım?
"Başıboş köpek sorunu"nu çözmek için daha kaç çocuğun yaralanması veya ölmesi lazım?

"Başıboş köpek sorunu"nu çözmek için daha kaç çocuğun yaralanması veya ölmesi lazım?

Van’da sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu bir evladımızın hayatını kaybetmesi ve bir diğerinin ağır yaralanması, Türkiye genelinde kronikleşen "başıboş köpek sorunu"nun geldiği vahameti bir kez daha gözler önüne serdi.

29 Nisan 2026 Çarşamba 20:10A+A-

HAŞİM AY / HAKSÖZ HABER

Saray Belediyesi sınırlarındaki Kazımpaşa Mahallesi'nde sahipsiz köpekler amca çocuğu olan 5 yaşındaki Hamza ve 10 yaşındaki Ayaz Özsoy'a saldırdı.

Köpeklere müdahale ederek uzaklaştıran çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.

Saldırıda yaralanan iki çocuk, ekiplerce Saray Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Çocuklardan durumu ağır olan Hamza Özsoy müdahalelere rağmen kurtarılamadı, hafif yaralanan Ayaz Özsoy ise Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.

Devletin resmi ajansı AA, Van’daki köpek saldırısını böyle geçti. Diğer birçok köpek saldırısı vakası gibi bu gelişme de maalesef basit bir üçüncü sayfa haberi muamelesi görüp geçiştirilecek. Peki, böyle olmaması için ne yapmalı?

Daha kaç çocuk ölmeli?

Evvela şunu belirtmek lazım ki; Van’da sahipsiz köpeklerin saldırısı sonucu bir evladımızın hayatını kaybetmesi ve bir diğerinin ağır yaralanması, Türkiye genelinde kronikleşen "başıboş köpek sorunu"nun geldiği vahameti bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu olay, sadece bir "güvenlik" meselesi değil, aynı zamanda yöneticilerin öncelikleri ve insani değerlerin hiyerarşisi açısından ciddi bir imtihan noktasıdır.

İkinci olarak İslam hukukunun temel amaçlarından (Makasid-üş Şerîa) biri "nefsin korunması"dır. Bir toplumda çocukların sokakta güvenle yürüyememesi, oyun oynarken can korkusu taşıması, o toplumun temel emniyet direklerinin sarsıldığının işaretidir. Van'da yaşanan bu facia, "yeryüzünün halifesi" olan insanın can emniyetinin, popülist söylemlere ve bürokratik hantallığa kurban edildiğini göstermektedir. Hiçbir ideoloji veya modern "hassasiyet", bir çocuğun parçalanarak can vermesini meşrulaştıramaz veya bu gerçeği gölgeleyemez.

Merhamet, adaleti dışladığında zulme dönüşür

Üçüncü olarak sorumluluk makamında oturanların, "yasalar yetersiz" veya "imkanlar kısıtlı" gibi mazeretlerin arkasına sığınması, adaletin ikamesi noktasında ciddi bir zafiyettir. Halkın can ve mal güvenliğini sağlamakla mükellef olan yerel yönetimler, sokakları vahşi saldırılara açık hale getiren bu sorunu çözmek zorundadır. Sahipsiz hayvanlar meselesi, hayvanlara eziyet etmeden ama insan hayatını merkeze alan kararlı bir "toplum sağlığı ve güvenliği" politikasıyla yönetilmelidir. Sorumsuzluğun bedelini masum çocuklar canıyla ödemektedir.

Öte yandan belirtmek gerekiyor ki; son yıllarda yükselen ve zaman zaman insan hayatını ikincilleştiren uç hayvan hakları savunuculuğu, maalesef çözümün önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. Batı dünyasında bile bu denli denetimsiz bir sokak popülasyonuna izin verilmezken, Türkiye'de bu meselenin bir tabu haline getirilmesi akıl ve vicdan tutulmasıdır. Müslüman bir toplum, tüm canlılara şefkatle yaklaşmakla mükelleftir; ancak bu şefkat, bir çocuğun yaşama hakkının gasp edilmesine sessiz kalmayı gerektirmez. Merhamet, adaleti dışladığında zulme dönüşür.

Sokaklar başıboşluğa terk edilemeyecek kadar kıymetlidir

Van’da hayatını kaybeden evladımızın hesabı hem bu dünyada sorumlulardan sorulmalı hem de bir daha benzer acıların yaşanmaması için köklü çözümler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletin ve yerel yönetimlerin birinci görevi, sokakları en zayıf fertleri olan çocuklar için güvenli kılmaktır. Bu bir tercih değil, varlık sebebidir.

Sonuç olarak; Van’da sönen bu hayat, hepimize yöneticilerin liyakatini ve toplumun değer yargılarını sorgulatmalıdır. Acılı aileye sabır dilerken, yetkilileri kağıt üzerindeki düzenlemelerden ziyade, sahada somut ve caydırıcı adımlar atmaya davet ediyoruz. Sokaklar ne başıboşluğa, ne iki ayaklı itlere ne de dört ayaklı köpeklere terk edilemeyecek kadar kıymetlidir.

HABERE YORUM KAT

1 Yorum