1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. FİLİSTİN

  4. Gazze'de sinyal arayışı
Gazze'de sinyal arayışı

Gazze'de sinyal arayışı

Eğitim katliamının ortasında eğitimime devam etmeye kararlıyım.

20 Nisan 2026 Pazartesi 08:57A+A-

Sujood Alkhour’un WANN’da yayınlanan yazısını Barış HoyrazHaksöz Haber için tercüme etti.


Bir zamanlar Gazze İslam Üniversitesi’nde, Gazze’nin dört bir yanındaki farklı üniversitelerden gelen öğrencilerin yararlanabildiği kitaplar, dergiler ve sayısız kaynağın bulunduğu bir kütüphane vardı. Öğrenciler, okumak ve araştırma projeleri üzerinde çalışmak, çoğu zaman da tezlerini hazırlamak için uzaklardan ve yakınlardan gelirlerdi.

Yüksek lisans öğrencilerini izlerdim, sanki kumda gizlenmiş hazineleri arıyormuşçasına kitapları özenle tararken gözlerinin hareketlerini dikkatle incelerdim. Onları çalışırken her gördüğümde, çabalarına ve adanmışlıklarına hayran kalırdım — kendime lisansımı bitirip ardından kendi yüksek lisans eğitimime devam edeceğime söz verirdim.

Üniversitemizi hedef aldıklarında, sanki hayallerimizi, hırslarımızı ve geleceğimizi havaya uçuruyorlardı. Daha sonra bunun İngilizce karşılığı olan kelimeyi öğrendim: SCHOLASTICIDE.

Bombalamanın ardından, üniversite binasının enkazının altında yırtık kitapların dağınık olduğunu gördüm. Tozla kaplı sayfalar rüzgârda uçuşuyordu; üzerinde, önlerinde koca bir hayat bekleyen öğrencilerin bıraktığı notlar ve altını çizdikleri yerler hâlâ duruyordu.

Bir defterden yırtılmış bir kâğıt parçası aldım. Kelimeler hâlâ oradaydı, ama bunların öğretilmesi gereken derslikler artık yoktu. Ve bunları öğrenmesi gereken bazı öğrencilerin hayatları yarıda kesilmişti. Etrafımda kırık betonlar, parçalanmış camlar ve yıkılmış duvarlar vardı; sessizlik, öğrenciler ve öğretim görevlilerinin seslerinin yankılarıyla doluydu.

Gazze’nin her yerinde üniversitelerin yıkılması artık çok tanıdık bir manzara haline gelmişti. Sanki eğitimin kendisi siliniyordu ve onunla birlikte Filistinli gençlerin geleceği de.

O dönemde Gazze’nin neredeyse tamamı bombalanıyor ve yıkılıyordu; bombalanmayan bölgeler ise sürekli tehdit altındaydı. Tüm üniversiteler kapılarını kapatmak ve dersleri çok uzun bir süre askıya almak zorunda kaldı. Dersler ve ödevler hakkında endişelenmek yerine, tek düşünebildiğimiz şey hayatta kalmaktı. Herkes, güvenli bir yer bulmak için evlerini ve içindeki her şeyi geride bırakarak Gazze Şeridi'nin güneyine kaçmakla meşguldü.

Bombardıman altında, güvenliğin asla garanti edilmediği, bilinmeyen bir yere kaçmak korkunç bir durumdu. Halkımız, sığınacak çadırlar ya da başka bir yer aramak için kavurucu güneşin altında yaya olarak yürüdü.

Okul çantamı geride bırakmak

2023 yılının Kasım ayında Gazze Şeridi'nin güneyine yerinden edildik. Ailemle birlikte sadece birkaç parça giysi ve resmi belgelerimizi alıp evimizi terk etmek zorunda kaldığımız günü asla unutmayacağım. Sokaklar, aynı yöne, yani güneye doğru yürüyen binlerce insanla doluydu. Anneler çocuklarını sıkıca tutuyordu ve yaşlılar, acımasız sıcağın altında yürümekte zorlanıyordu. O gece nerede uyuyacağımızı, hatta ulaşmaya çalıştığımız yerin gerçekten güvenli olup olmayacağını bilmeden saatlerce yürüdük.

Elbette kalabalığın içindeki tek öğrenci ben değildim. Etrafım, tıpkı benim gibi bir zamanlar kitaplarını ve hayallerini taşıyan, ama artık gidecek hiçbir yeri olmayan ağır çantalarla dolaşan diğer gençlerle çevriliydi.

Bu sıralarda üniversitede yeni bir sömestire başlamamız gerekiyordu — benim için mezuniyet yılımın ilk sömestriydi. Okul çantam, kitaplarım ve hayatımın geri kalanıyla birlikte evde kalmıştı. Bu zorlu yolculukta yanımda sadece telefonum vardı.

Taşınabileceğimiz bir çadır bulduğumuzda, daha çok ölüme benzeyen yeni bir hayata uyum sağlamaya çalıştım; bunun yerine ne yapmam gerektiğini sürekli düşünüyordum. Aslında canlı ders salonlarında oturup, dikkatli notlar alıp, mezuniyete hazırlanıyor olmam gerekiyordu. Mezuniyetime çok az kalmıştı ve masrafları karşılamak için bir de part-time işim vardı.

Ama gerçeklik çok farklıydı; su taşıyor ve çadırda ailemin hayatta kalmasını sağlıyordum. Güvenlik, yiyecek ve elektrik bulmak zordu ve bunları sağlamak tüm zamanımı alıyordu. Yine de öğrenmeye devam etme ve diplomamı alma arzumdan asla vazgeçmedim.

Dersleri indirmek

Eğitimin uzun süre askıya alınmasının ardından, bazı üniversiteler çevrimiçi bir platform aracılığıyla eğitime devam edileceğini duyurdu. Elektrik kesintileri ve telefonları ve diğer cihazları şarj etmek için gerekli elektriğin genel olarak bulunmaması nedeniyle bu son derece zordu. Ailelerimiz için odun, yiyecek ve su toplamakla uzun günler geçiriyor, ardından dersleri indirmek için internete bağlanmak üzere uzun mesafeler kat ediyorduk.

Bir süre Deyr el-Belah bölgesindeki sahilin yakınında bir çadırda kalıyorduk. E-öğrenimden haberdar olduğumda, internete bağlanabileceğim bir yer aradım. Sahilde interneti zayıf olan bir kafe vardı, ancak pahalıydı. Bazen dersleri indirmek için saatlerce kumların üzerinde dururdum, ancak o kadar çok ihtiyacım olan bilgilere erişemeden internet kesilirdi. Çadırıma üzgün ve bitkin bir şekilde dönerdim.

Bazen de geceleri çadırda telefonumu açıp, Çağdaş İngiliz Edebiyatı dersim için eriştiğim önceden kaydedilmiş dersleri dinleyebiliyordum. Telefonumun şarjı bitmeden dersleri hızlıca özetleyip bir sonraki dosyaya geçiyordum.

Burs peşinde koşmak: Bir tür ıstırap

En büyük hayallerimden biri, İngilizce konuşulan bir ülkede yüksek lisans yapmak için yurtdışında okumaktı. Planım, mezun olur olmaz başvuruları yapmaya başlamaktı. Bazı arkadaşlarım İngiliz bursu almıştı ve bir gün kendimi onların yerinde hayal ettiğimde kalbim kıpır kıpır oluyordu, çünkü her zaman böyle büyük bir başarıya ulaşmayı hayal etmiştim.

Ancak savaş ve yerinden edilme, ulaşılması zor bursları kaçış yollarına dönüştürdü. Ben de dâhil olmak üzere pek çok öğrenci, Gazze'den çıkmak için bu tür fırsatları aceleyle aradı. İngiltere ve İrlanda’daki tam burslu programlar her zaman çok rağbet görüyordu ve bu bursları kovalamanın yarattığı duygusal iniş çıkışlar, bir başka acı biçimi haline geldi.

Gerçekten istediğim bir bursun başvuru bağlantısını açtığımda, çok sayıda belge gerektiğini gördüm. İnternet erişiminin çok yavaş olması nedeniyle, her gün bitmek bilmeyen başvuru formunun sadece bir bölümünü doldurabiliyordum. Bunu yapmak bütün günümü alıyordu ve telefonumun şarjı kaçınılmaz olarak bittiğinde çadıra dönüyor, ertesi gün bütün süreci tekrarlıyordum.

Stresime, hata yapma lüksü bırakmayan ve hızla yaklaşan başvuru son tarihi de ekleniyordu. Bir şekilde tüm belgeleri bir araya getirmeyi başardım, ama sonra aniden internetimiz kesildi ve elektrik vericisi de kesintiye uğradı.

Umudumu yitirdiğimde annem, sinyal bulmak için arabayla Gazze’nin başka bir bölgesine gitmemi önerdi. Gazze’nin büyük bir kısmı tahliye emri altında olduğu için ulaşım araçlarına olan talep her zamankinden daha fazlaydı ve durum oldukça riskliydi. Arabalar yerinden edilmiş insanların eşyalarıyla dolup taşıyordu; bunu görünce ağlayarak çadırıma döndüm. Kardeşimi aradım ve gözyaşları içinde ulaşım bulmak için yardımını istedim — o da başarılı olana kadar pes etmedi. Birlikte, sığındığımız yerden oldukça uzak olan Han Yunus'taki Hamad kasabasına gittik.

O gün burs başvurusu için son gündü ve internet erişim noktasına vardığımızda, ellerim de bağlantı kadar titriyordu. Titrek parmaklarımla formları doldurup belgeleri yüklerken internet bir açılıp bir kapanıyordu. Kız kardeşim daha önce bana mesaj yoluyla gerekli olan birçok şeyin fotoğrafını göndermişti; bunların arasında lise diplomam, güncel üniversite transkriptlerim ve kimlik kartım da vardı.

Tam bir şeyler yolunda gidiyor gibi göründüğü anda internet kesildi ve kardeşim beni sakinleştirmeye çalışırken telefonumun ekranı gözyaşlarımla ıslanmıştı.

Yarım saat kalmıştı, bir kez daha denedim ama nafile; burs başvuru sayfasını yeniden yüklediğimde bağlantı kalıcı olarak kapatılmıştı. Yıkılmış bir evin enkazının yanındaki bir taşın üzerine oturup ağladım. Kardeşim çaresizce izliyordu; ne kadar yorgun olduğumu söylediğimi hatırlıyorum — adaletsiz eğitim muamelesinden yorgun, Gazze’de aralıksız saldırılar altında yaşamaktan yorgun, gençliğimin bu şekilde geçmesinden yorgun. “Sanki hayallerim yıkılmış gibi,” dedim hüzünle.

Ama bunun beni yenmesine izin vermedim, ayaklarımı yere sağlam bastım ve alçak ama kararlı bir sesle şöyle dedim: “Gelecek yıl başka bir burs bekleyeceğim.”

Bir yıl sonra, işte buradayım, İrlanda’da bir burs için belgelerimi hazırlıyorum, dilbilim veya İngilizce alanında yüksek lisans yapmayı umuyorum. Nitekim, bazı öğrenciler tam burslu eğitim için İrlanda’ya gönderilmeyi başardılar ve arkadaşım Hala da onlardan biri.

Tıpkı benim gibi, o da başvuru sürecinde birçok engelle karşılaştı – kaçırılan kayıt tarihleri, Gazze Şeridi’nden çıkışların kapatılması gibi. “Sabırlı ol, Sujood,” dedi, “sabır, Gazze’deki halkımız için kurtuluş yoludur.”

Gökyüzünü kucaklayan hayallerimin ortasında bu sabrı bulmaya çalışıyorum ve onları takip ederek ucu bucağı olmayan ufka doğru yol almayı sabırsızlıkla bekliyorum.

 

* Sujood Alkhour, Gazze’den bir çevirmen ve gelecek vadeden bir dilbilimci. İngilizce ve çeviri alanında lisans derecesine sahip olan Sujood, uygulamalı dilbilim alanında yüksek lisans yapmayı hayal ediyor. Sınıfının en başarılı öğrencileri arasında yer alan Sujood, akademik başarısı ve güçlü yazma becerileriyle tanınıyor.

Vatanıyla derin bağları olan Sujood, Gazze'nin anlatılmamış hikâyelerini, yani halkının direncini, umudunu ve mücadelelerini paylaşmaya büyük bir tutkuyla bağlıdır. Hikâye anlatımı yoluyla, manşetlerin ardındaki sesleri, özellikle de genellikle sadece sayılar olarak görülenlerin seslerini yansıtmayı umut etmektedir. Sujood, kelimelerin değişimi teşvik etme ve dünyanın dinlemesini sağlama gücüne inanmaktadır.

HABERE YORUM KAT