1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Sapanca’da Kur’an Seminerleri Devam Ediyor
Sapanca’da Kur’an Seminerleri Devam Ediyor

Sapanca’da Kur’an Seminerleri Devam Ediyor

SABED Hayat Kitabımız Kur’an Seminerlerinin üçüncüsü gerçekleştirildi.

A+A-

SABED Hayat Kitabımız Kur’an Seminerlerinin üçüncüsü “Malın Tasarruf Hakkı ve Hümeze Suresi” başlığı altında Yalçın ARICIOĞLU tarafından dernek merkezinde gerçekleştirildi.

Seminerine Hümeze suresi hakkında genel bir bilgi vererek başlayan Arıcıoğlu, Hümeze suresi Peygamberliğin 3. Yılına doğru Mekke’de nazil olmuştur.Zaten surenin üslubundan da Mekke döneminin başlarında nazil olduğu anlaşılmaktadır.İnsan, özü itibariyle temiz ancak içindeki fücur daha ağır basmaya başlayınca yani insan dünyevileşince, insanın eşref-i mahlukat olan özünün üzeri küfr perdesiyle örtülünce, insan nasıl bir hal alır neye döner işte suremiz bunu işlemektedir. İftira, tahkir, küçümseme, alay, ayıp-kusur arama bütün bu hastalıklı davranışların arka planında ne olduğunu bu surede kolaylıkla görebilmekteyiz. Bunun en büyük sebebi “Dünyevileşmedir” dedi.

Daha sonra mülkiyete dair bilgiler veren Arıcıoğlu, bu kavramın insanların en tabii haklarından birisi olduğunu, tarihteki pekçok millet ve devletin, bu hak üstüne çeşitli uygulamalar içinde olduklarını, bu hakkın birçok felsefe ile siyasi rejimlerin de belli başlı konularından olduğunu vurguladı.

Bu felsefe ve siyasi rejimlerden de örnekler veren Arıcıoğlu, kapitalist sistemler fertlere mülkiyet hakkı tanımakla beraber, mülk edinilen şeyin kazanılmasında kafi ölçü ve müeyyidelerden mahrumdur. Bu bakımdan bu hak, kapital bakımından güçlü olanlar tarafından alabildiğine kullanılmakla beraber, fakir olanların bu hakkı kullanabilecekleri az şeyleri vardır. Komünizm ise, fertlere özel mülkiyet hakkı tanımaz. Her şeyin devletin olduğunu belirtir. Ancak mevcut varlığın kullanılmasında yalnız komünist partisi mensupları söz sahibidir. Uygulamada halkın bu konudaki mahrumiyeti, kapitalist idarelerden çok fenadır. Liberal ülkelerde, mülkiyet hakkı sosyal adalet esaslarına daha yakın hükümlerle temin edilmeye çalışılmıştır.

İslamiyet ise; mülk ve mülkiyet hakkında açık ve kesin hükümler koymuştur. Buna göre “mülk”, hakikatte yalnız Allah’ındır. Fertler, cemiyetler ve sosyal müesseseler, bu mülkü Allah rızasına uygun kullanmakla mükellef olan birer emanetçi gibidirler. İslamiyetin hükümleri, Allah'ın rızasını gösterir. Fertler, cemiyetler ve sosyal müesseseler, mülklerini bu hükümlere uygun şekilde edinmeye mecbur ve mülkiyet haklarını da bu hükümlere ters düşmemek şartıyla diledikleri gibi kullanmakta serbesttirler. Tarihteki İslam devletlerinde, tatbik edilen bu mülkiyet hakkı esasları, Müslüman ve gayrimüslim tebeanın rahat ve huzur içinde, mülk ve haklarından mutlak bir emniyet duyarak yaşamalarını sağlamıştır dedi.

Seminerine mülkiyetin mahiyetinin ne olduğuna dair  ayetlerle devam eden Arıcıoğlu, Kur’an-ı Kerim’de mal ve mülklerin gerçek malikinin Yüce Allah olduğu ve bunları dilediğine verdiği ifade buyurulur. Yeryüzünün ve göklerin mülk olarak Allah’a ait olduğunu bildiren ba­zı ayet­lere işaret etti: “Gök­ler­de ve yer­de olan­la­rın mül­kü an­cak Al­lah’ın­dır. O her­şe­ye ka­dir­dir.”(Al-i İmran 189) “Gök­le­rin, ye­rin ve iki­si ara­sın­da­ki­le­rin mül­ki­ye­ti sa­de­ce Al­lah’a ait­tir. O, di­le­di­ği­ni ya­ra­tır. Al­lah’ın her şe­ye gü­cü ye­ter.”(Maide 17) “Şüp­he­siz ki, gök­le­rin ve ye­rin mül­kü yal­nız Al­lah’ın­dır. Di­ril­ten ve öl­dü­ren O’dur. Si­zin için Al­lah’tan baş­ka ne bir dost ne de bir yar­dım­cı var­dır.”(Tevbe 116) “De ki; gök­ler­de ve yer­de olan şey­ler ki­min­dir? De ki; Al­lah’ındır.”(En’am 12)

Al­lah Teâlâ sa­hip ol­du­ğu bu mülk­ler­den di­le­di­ği kim­se­le­re, is­te­yen, ça­lı­şan ve mülk edin­me usul ve yol­la­rı­na sa­rı­lan­la­ra ve­rir. Böy­le­ce mülk üze­rin­de meşrû yol­dan ta­sar­ruf­ta bu­lun­ma ve ya­rar­lan­ma hak­kı in­sa­na geç­miş olur. Kur’an-ı Ke­rim’de şöy­le bu­yu­ru­lur:

“Ey Mu­ham­med! De ki: Ey mül­kün sa­hi­bi Al­lah’ım! Mül­kü di­le­di­ği­ne ve­rir, di­le­di­ğin­den alır­sın. Di­le­di­ği­ni aziz, di­le­di­ği­ni ze­lil kı­lar­sın. Ha­yır se­nin elin­de­dir. Şüp­he­siz ki Sen, her şe­ye ka­dir­sin. Ge­ce­yi gün­dü­ze ka­tar­sın, gün­dü­zü de ge­ce­ye. Ölü­den di­ri­yi çı­ka­rır­sın, di­ri­den de ölü­yü. Di­le­di­ği­ni de he­sap­sız rı­zık­lan­dı­rır­sın.” (Al-i İmran 26-27)

Arıcıoğlu, Allah’ın Rabblik vasfından dolayı insanı başıboş bırakmadığı gibi insanın maliki olduğu servetin de nasıl tasarruf edilmesi gerektiğine vurgu yapan Haşr suresi 7. Ayeti örnek vererek, servetin insanın ahiret yurdunda Allah’ın razı olduğu kulları arasında mı yoksa hüsrana uğrayanlar arasında mı olacağı konusunda çok önemli bir imtihan aracı olduğunu vurguladı.

“Bu beldelerin halkından [ganimet olarak] ne alındıysa Allah, hepsini Elçisi'ne devretti, [ganimetin tümü,] Allah'a ve Elçisi'ne, [ölen müminlerin] yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir;  (böyle yapıldı) ki o, içinizden [zaten] zengin olanlar arasında dolaşıp duran [bir servet] haline gelmesin. Bu nedenle, Elçi  size [ondan] ne kadar verirse [gönülden] kabul edin ve size vermediği şey[i istemek]ten kaçının; ve Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: çünkü Allah misillemesinde çetindir.” (Haşr/7)

Seminerin son kısmında da malın tasarruf şekline ve servete nasıl bakılması gerektiğine Kur’an’dan ayetlerle örnekler veren Arıcıoğlu, bunları şu başlıklar altında topladı:

Malların ve Evlatların İmtihan İçin Olduğu

Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. (Bakara :155)

Onlar; başlarına bir musibet gelince, "Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz" derler.  (Bakara :156)

Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah'a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.( Al-i İmran :186)

Bilin ki mallarınız ve çoluk çocuğunuz birer deneme aracıdır. Allah katında ise büyük bir mükafat vardır. (Enfal :28)

Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.( Muhammed :31)

Siz ey imana ermiş olanlar! Bakın, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazısı  size düşmandır: öyleyse onlara karşı dikkatli olun! Ama [hatalarını] hoş görür, tahammül eder ve affederseniz, bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, bir rahmet kaynağıdır. (Tegabun :14)

Sizin malınız mülkünüz ve çocuklarınız, sadece bir sınama ve bir ayartma aracıdır, halbuki Allah katında muhteşem bir ödül vardır. (Tegabun:15)

O halde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. (Tegabun 16)

Mallarını Gösteriş İçin Harcanması

Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez. (Nisa :36)

Bunlar cimrilik eden, insanlara da cimriliği emreden ve Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği nimeti gizleyen kimselerdir. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa :37)

Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü arkadaştır. (Nisa :38)

Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir. (Nisa :39)

Servete Aşırı Düşkünlük

Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah'ın katındadır. (Al-i İmran 14)

Mezarlarınıza girinceye dek süren  bir aç-gözlülük saplantısı içindesiniz,(Tekasür 1-2)

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticâret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve onun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah fasık topluluğu doğru yola erdirmez." (Tevbe 24)

Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah'ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele. (Tevbe 34)

O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak da onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak ve, "İşte bu, kendiniz için biriktirip sakladığınız şeylerdir. Haydi tadın bakalım biriktirip sakladıklarınızı"! denilecek. (Tevbe 35)

İçlerinden, "Eğer Allah bize lütuf ve kereminden verirse mutlaka bol bol sadaka veririz ve mutlaka salihlerden oluruz" diye Allah'a söz verenler de vardır. (Tevbe 75)

Ticaret-Alışveriş

Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helak etmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. (Nisa 29)

Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah'a pek kolaydır. (Nisa 30)

Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız. (Nisa 31)

Allah'ın, yüceltilmesine ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde hiçbir ticaretin ve hiçbir alış verişin kendilerini, Allah'ı anmaktan, namazı kılmaktan, zekatı vermekten alıkoymadığı birtakım adamlar buralarda sabah akşam O'nu tesbih ederler. Onlar, kalplerin ve gözlerin dikilip kalacağı bir günden korkarlar. (Nur 36-37)

Harcamalarda Ölçü

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. (İsra 29)

Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.(Furkan 67)

yalcin_aricioglu-20120129-02.jpg

Seminer, ayetlerin katılımcılarla birlikte yorumlanması ve soru-cevap bölümüyle sona erdi.Bir sonraki seminer “Vahyin Hatırlatan Vasfı ve Mürselat Suresi” başlığı altında Erol ÜLGEN tarafından 25 Şubat 2012 Cumartesi günü gerçekleştirilecektir.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum